YANIK… Yazan Wajdi MOUAWAD… Yöneten Barış ERDENK…YANIK - İZMİR DEVLET TİYATROSU - AFİŞ

İzmir Devlet Tiyatrosu turnesiyle YANIK’ı Ankara’da seyretme imkânı bulduk. Başarılı bir çalışma olmadığını baştan söylemek gerekiyor. Mesajları seyircinin gözünün içine soka soka vermekten başka bir amacı olmayan basit bir metin. Galiba eleştiriye buradan başlamak gerekiyor: Kötü Kalem Tiyatrosu.

Yazar MOUAWAD iç savaş (1975-1990) nedeniyle dokuz yaşındayken, 1977’de, ailesiyle birlikte Lübnan’dan Fransa’ya göç etmiş. 1983’te Kanada’ya yerleşmişler. Tabii hayatında Lübnan gerçeği görmemiş MOUAWAD uzaktan gazla (muhtemelen iyi niyetle) ülkesinin sorunlarına değinmeye çalışmış. (Tıpkı SON TANGO oyunundaki saçmalık: Bir Türk’ün kaleminden Arjantin halkının dramı.) YANIK Fransa’ya/Kanada’ya kaçmış bir aydının(!) insanlık arkasında bıraktığı dramına bakışı.

YANIK - Mustafa ÇOLAK (Simon), M. Sadık YAĞCI (Alphonse Rebel), Sevilay ÇİFTÇİ (Janine)Konu resmi sitede şöyle özetleniş:  Lübnan iç savaşından sonra Kanada’ya göç eden Nevval Marvan, Uluslararası Ceza Mahkemelerinin ön duruşmalarını takip eder. Ve bir gün konuşmamaya karar verir. Hayatının son 5 yılını bir hastanede, kimsenin nedenini bilmediği bir sessizliğe gömülerek geçirir. Ölümünün ardından bıraktığı vasiyet ikiz çocukları Janine ve Simon için tam bir yıkım olur. Annelerinin son arzularını yerine getirmek için yapmaları gereken yolculuk sadece dünyanın öteki ucuna değildir; köklerine doğru uzun ve derin bir yolculuktur bu. Zira yaşamda öyle gerçekler vardır ki ancak keşfedildikleri zaman anlam kazanırlar.

Alakası yok. Açılış sahnesi vasiyetle başlıyor. Nevval Marvan’ın (Nezire Şebnem DOĞRUER) dramının ayrıntıları daha sonra sahneye yansıyor ve öyle de olması gerekiyor. Madem konuşmamaya karar veriyor ve beş yılını sessizliğe gömülerek geçiriyor bizim seyrettiğimiz duruşma sahneleri ne? MademYANIK - İZMİR DEVLET TİYATROSU - 2 duruşmaya katılıp ifade veriyor neden ‘ön duruşmaları takip eder ’ diye yazılıyor. Yani bir kurum kendi sahnelediği oyunu sahnelenenin dışında özetlemeyi nasıl başarıyor, aklı alır gibi değil.

Gelelim oyuna: MOUAWAD Batı’yı eleştirmediğin sürece el üstünde tutulursun, felsefesini çok iyi keşfetmiş olmalı ki oyunun başından sonuna dek Filistin iç savaşının neden, nasıl çıktığına dair en ufak bir ipucu yok, taraflar belli değil, amaç belli değil; ama sürekli birileri ölüyor, bir bağırış çağırış, sürekli bir gizem. Eylemleri çok baskın bir oyun; ancak yazar acıyı bol acılı duygu sömürüsüyle, şiddeti bol kavgayla anlatmak acemiliğine düşmüş. Araya serpiştirilmiş üçüncü sınıf göndermelerle çok zayıf bir metin. Tam bir zorlama, sipariş eser. Anlatılan ne? Filistin’de yaşanan acılar. NeYANIK - İZMİR DEVLET TİYATROSU - 1densizmiş gibi görünen, kaynağı bilinmeyen savaşın tahribatı. Ve sürekli bir gizem çözümlemesi. Böyle yazınca keyifli geliyor; ama çok basit. (Gaetan SOUCY’nin Kibritleri Çok Seven Küçük Kız romanı gibi. Dikkat! Yazar Kanadalı. Belki Kanada’da bu tür metinler tutuyordu.)

Metin kötü olduğunda durum oyuncular için de trajik bir hal alıyor ister istemez. Metnin veremediği duyguyu oyunla vermeye çalışan bir ekip sürekli yüksek perdeden, acı acı bağırıyor; size kan ve gözyaşı vaat ediyor. Ama tahmin etmiştim; çünkü daha açılış sahnesinde Alphonse Lebel’i canlandıran M. Sadık YAĞCI’nın ufka bakarak manasız bir replikle ve gayet yapay, theatral bir üslupla konuşması akışı belli eder nitelikteydi. Müzedeki rehberin durduk yere çıkıp gitmesi; Simon’a (Mustafa ÇOLAK) bir gerillanın kıraathane gibi YANIK - İZMİR DEVLET TİYATROSU - 3bir yerde, masal anlatır gibi annesinin tecavüze uğradığını anlatması; sapık bir askerin zorla kılıf bulunmaya çalışılmış ve oyuncu tarafından da bir türlü oturtulamamış gülünç bir katliam gerekçesi; damdan düşer gibi zaman mekan geçişleri… hiç sormayın…

Sahne geçişlerinde manasız karanlık nedendi acaba? Bir türlü çözemedim. Yaklaşık on saniyelik, hatta beş saniyelik bile, geçişler tiyatro için son derece uzun. Bir de bu geçişlere yüksek sesli müziği ekleyin. Müzik tıpkı yerli dizilerdeki gibi fonda, ara vermeksizin çalıyor; yerli yersiz müzik var. Albüm yapılsa dört albüm çıkar. (Albüm sayısına bakarak oyunun üç saat sürdüğünü hesaplamışsınızdır.)

Seyircilerden gelen bir şikâyeti aktarmış olayım: Sahneye giriş çıkışlarda salon sıkça kullanıldığından üst kattaki seyirciler kimi zaman eylemin ve sözün nerede başladığını ve kim tarafından başlatıldığını kavrayamıyorlar, ta ki o kişi sahneye çıkana dek.

YANIK - İZMİR DEVLET TİYATROSU - 4YEŞİLÇAM ile uzun ve kötü ötesi bir temsil ortaya koyan yönetmen Barış ERDENK, tam KANLI DÜĞÜN ile toparladı diyordum ki yine YEŞİLÇAM gibi gereksizce uzayan YANIK’la eski günlerine geri döndü. Uzun oyun sahnelemek de bir meziyet demek ki; bence bu konuda meydanı Ayşe Emel MESCİ’ye bırakmalı.

Temsilde iyi giden ne var? Sahne ve ışık. Dekor tasarımda Emre SATI’yı kutlamak gerekiyor; VANYA DAYI‘daki başarılı uygulama devam etmiş. Ve ışık tasarımda Kerem ÇETİNEL… Görevlerini başarıyla yapmış iki isim.

Böyle oyunları seyrettiğimde ister istemez aklıma kötü düşünceler, burnuma kötü kokular geliyor. Nasıl oluyor da Devlet Tiyatroları gibi deneyimli kadroya sahip bir kuruluş bu kadar kaliteden yoksun işler ortaya çıkarıyor. SÖYLENTİLER, SON TANGO, KOCASINI PİŞİREN KADIN, YEŞİLÇAM, KUAFÖRDE BİR GÜN, RAMİZ İLE JÜLİDE… İnsanın aklı almıyor… Ters giden bir şeyler var…


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website