WOYZECK ÜZERİNE BİR DENEME

Woyzeck sonu cinayetle biten(!), yarım kalmış, bu yarım GEORG BÜCHNERhaliyle yazarı Georg BÜCHNER’in ölümünden 40 yıl sonra gün yüzü görmüş ve buna rağmen tiyatro klasikleri arasına girmeyi başarmış ilginç bir eser.

Tatbikat Sahnesi’nin sergilediği Woyzeck Masalı oyunu için kaleme aldığım yazıdan alıntıyla özet vereyim: Woyzeck tam adıyla Friedrich Johann Franz Woyzeck, otuz bir yaşında bir er. Bir yandan Yüzbaşı’nın gönlünü hoş tutmaya çalışırken diğer yandan Doktor’un deneği olarak ek gelir elde etmek için sadece bezelyeyle beslenmektedir. Gönlünü Marie adında bir haspaya kaptırmıştır. Bir çocukları vardır. Marie Bando Şefi ile gönül eğlendirirken dedikodusu Yüzbaşı’nın diline kadar düşer. Woyzeck sevgisinin, ahlâkî değerlerinin, toplumun yönlendirmesinin ve hatta dinin altında ezilir ve Marie’yi öldürür. Eserin son kısmı elde bulunmamakla birlikte, yazımına göre bir yorumla, öldürürken kullandığı bıçağı gölün daha derinlerine atmaya çalışırken boğulur.

woyzeck posterWoyzeck’te ilk oluşan algı Woyzeck’in ezik, kendini bulamamış, baskılar altında yitik bir insan olduğu algısıdır. Yalnız, boşlukta sallanan, ahmak bir tip. Bu bakışla Woyzeck pek de imrenilecek bir insan değildir.

Ben ise tam tersi olduğu kanısındayım; çünkü Woyzeck sessiz dünyası içinde tam bir sorgulama karmaşası yaşıyor. Dayanağı din. Kapasitesi nedeniyle doğru bir yorum ve uygulama izleyemiyor olabilir; ama Woyzeck’in düşünmediğini, kendini hayatın akışına bıraktığını söylersek fazlasıyla küçük görmüş oluruz onu; bir çabası var. Sorgulamaları tamamen kendine özgü, yaşadığı toplumun ise bu tür sorgularla derdi yok. Örneğin:

“…para, para! Kimin parası yoksa… bırakır bir kenara ahlâkı yeryüzünde. Ama eti de var insanın, kanı da var. Bizim gibiler mutlu olamazlar hiçbir yerde. Öyle geliyor ki bana, biz göğe çıktığımızda da sadece dolu yağmasına yardım edeceğiz.”
“…Bakın, biz aşağılık insanlarız, fazilet olmaz bizde, o Tanrı vergisidir ancak. Ama ben de bir efendi olsaydım, şapkalı, saatli, köstekli, ben de kibar sözler söylemesini bilseydim, isterdim faziletli olmayı. Fazilet güzel şey olmalı, yüzbaşım. Ama zavallı bir adamım ben.”
“…Her şey umulur. İnsan! Her şey umulur. Hava güzel bugün, kül rengi, bir çengel çakıp kendini asacağı geliyor insanın. Sadece evetle hayır arasındaki ufak çizgicik yüzünden. Evetle hayır, yüzbaşım! Acaba suç evette mi, yoksa hayırda mı? Düşüneceğim bunu.”
“…Her insan bir uçurumdur, başın döner dibine baktın mı! –Dönmeliydi! Günahsız gibi duruyorsun. Şimdi, günahsız, var bir şey sende! Ama bilir miyim? Bilir miyim? Kim bilir?”

Woyzeck ile ilgili yazılarda, yorumlarda sıkça rastladığımız woyzeck_final_cleankelime ‘toplum’dur; bence Woyzeck’i harekete geçirecek dürtüyü ateşleyen, bir üst unsur din’dir. Ama Woyzeck’in din ile bağı toplum üzerinden değil, doğrudan (doğru veya yanlış) kendi ilgi ve alâkası üzerindendir.

Şimdi ilgili bölümleri tek tek ele alarak Woyzeck ve din ilişkisini çözümlemeye, ispatlamaya çalışacağım.

1 – İlk dini göndermeyi eserin hemen başında duyarız Woyzeck’in ağzından:

“Yüzbaşım, Tanrı zavallı bir kurtçuğu kabul etmek için, o doğmadan âmin denip denmediğine bakmaz. Tanrı der ki: Bırakın küçükleri bana gelsinler.”

Woyzeck_dvd KAPAKBu cümle ne anlama gelmektedir?

Matta-10 ‘da 13,14,15. ayetlerde geçer bu anlatım. Sözü söyleyen Hz. İsa’dır. Dikkat! Woyzeck ‘Tanrı der ki’ diyor; yani Baba, oğul, kutsal ruh ile teslis inancının bir inananıdır. Yani? Yanisi şu, teslis inancı Yeni Ahit’e inananların (Hıristiyan) dayanağıdır, Eski Ahit inananları (Yahudi) ise teslis inancını kabul etmezler ve kitaplarında geçen ‘kutsal ruh’ ifadesini farklı yorumlarlar. (Ayrıntıya girerek yazıyı uzatmak istemiyorum.) Sonuç Woyzeck ismi bize ilk olarak bir Polonya Yahudisi’ni çağrıştırsa da aslında Woyzeck Hıristiyan’dır.

Woyzeck Hıristiyan bir ailedendir. Eserin sonlarına doğru kendi ağzından bu bilgiyi alırız: “Ablamın haçı… iki tane yürek, sahici altından annemin İncil’inin arasında dururdu…”. Üstelik Marie’den olan çocuğunun adı Christian’dır; Türkçesi Hıristiyan.

2 – Woyzeck nöbette veya kırda, sessiz ortamlarda hemen cinlerden duyduğu korkuyu dile getiriyor. Kaçmaya çalışıyor panikle:

“Şehrin üstü büsbütün yanıyor sanki. Gökte bir ateş dolaşıyor, borazan sesleri iniyor yeryüzüne. Bak nasıl süzülüyor! Kaçalım! Arkana bakma!”

Woyzeck’in burada ‘arkana bakma’ göndermesi Tevrat’a dairdir. Woyzeck_oyun_afisi(Hatırlatma: Hıristiyanlar Tevrat’ı kutsal kabul ederler; Yahudiler İncil’e kutsal kitap gözüyle bakmazlar.)

Yaratılış (Genesis – Bölüm 19) – Eski Ahit: Çok kısa biçimde, özetle anlatılanı aktarmaya çalışayım. Sodom ve Gomora’da ahlâksızlık almış başını yürümüştür. Lut Peygamber gece şehre gelen melekleri misafir eder. Kentin ahlâksız erkekleri Lut Peygamber’in evini kuşatıp Melekleri ister. Lut Peygamber melekleri vermez. Lut Peygamber kızlarını teklif etmesine rağmen halkı ikna edemez. Melekler Lut Peygamber’i içeri çekip dışarıdaki herkesi kör eder. Melekler şehre ceza vermek üzere geldiklerini açıklar ve Lut Peygamber’in ailesini alıp kenti terk etmesini söyler. “Kaç, canını kurtar, arkana bakma” der Woyzeck_oyun_afisi2Melekler. Lut Peygamber ailesi ile kaçarken karısı döner, şehre bakar ve tuz kesilir.

Eski Ahit’ten Yaratılış’ın 19. Bölümüne gönderme yapan Woyzeck o halde Tevrat’a da hâkim… diyemesek bile Tevrat’ı da karıştırmış ve kendince oradan çıkarımlarda bulunmuş, diyebiliriz. Kuran-ı Kerim’i hiç okumamış birinin “İslâmiyet’te üç kez ‘Boş ol!’ deyince karını boşuyorsun.” demesi gibi.

3 – Woyzeck korkuyla sevgilisinin yanına gider. Sevgilisi Marie bir fahişedir. Woyzeck Marie’ye şöyle der:

“Marie, yine bir şeyler oldu, hem çok – şöyle yazmaz mı kitapta: ‘Ve orada topraktan bir duman yükselir, ocak dumanı gibi.’”?

Bu cümleyle Yaratılış (Genesis) Bölüm 19, ayet 28’e gönderme Woyzeck-Plakatvardır yine: “Sodom’a, Gomora’ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.”

Woyzeck yaşadığı toplumdaki ahlâkî bozulmanın farkındadır; bu ahlâkî bozulmayı toplumun felâkete doğru sürüklendiği ve yaşadığı yerin Sodom ve Gomora gibi yok edileceği sonucuna bağlamaktadır bilinçaltında. Woyzeck’in yaşadığı korku temelde dini bir korkudur.

4 – Marie konuşmanın devamında Woyzeck gittikten sonra şöyle der kucağındaki bebeğine:

“…Ne de karardı etraf, insan kör oldum sanacak. Oysa fenerin ışığı vururdu içeri her zaman. Dayanamayacağım, korkuyorum.” Daha sonra bebeğiyle baş başayken onu uyutabilmek için gözlerine aynanın ışığını tutar ve “Yum gözlerini, yoksa kör olursun bir baktı mı peri sana!”

wozokMarie doğrudan toplumdaki bozulmanın farkında değildir; zira hoppa gönüllü bir yosma olarak kendisi de o bozulmanın bir parçasıdır. Brüchner burada Marie’nin ağzından kutsal kitap ipuçlarını tekrarlamaktadır ve bir anlamda eserdeki çerçeveyi, yani toplumdaki bozulmayı işlediğini hatırlatmaktadır okura.

Marie’nin bir diğer görevi ise biz okura alttan alttan olacakları söylemesidir sanki. Bıçakla cinayet işleneceğini gösteren satırlar, maktulün kim olduğunu da gösterir şekilde maktulün (Marie’nin) dilindendir farklı farklı sahnelerde:

“ …Kötü bir insanım ben! Bıçaklayabilseydim kendimi!…”
“ …Elin değeceğine elime, göğsüme bıçak saplansın daha iyi…”
“ …Boğazıma bıçak saplanıyor sanki bu çocuğa baktıkça…”

5 – Doktor Woyzeck’in düşüncelerine yarı delilik, anomali gözüyle bakar; ama inancının da farkındadır. Notlarına şöyle yazar:

“Genel olarak akıllı, değişmez inançları var.”

6 – Woyzeck yaşadıklarıyla gün içerisinde sürekli ahlâk ve ölümwoyzeck 2012-12-12-poster kavramlarıyla karşılaşmaktadır ve bu vurguları zihninin bir köşesine atmaktadır farkında olmadan. Woyzeck’in sessiz yerlerdeyken aklına gelen cinlerle savaşı yine Yeni Ahit’tendir.

Luka – bölüm 8 – ayet 29: Çünkü İsa, kötü ruha adamın içinden çıkmasını buyurmuştu. Kötü ruh adamı sık sık etkisi altına alıyordu. Adam zincirler ve kösteklerle bağlanıp başına nöbetçi konulduğu halde bağlarını paralıyor ve cin tarafından ıssız yerlere sürülüyordu.

7 – Woyzeck sevdiği kadının Meyhane’de Bando Çavuşu ile kur yapar halde dans ettiğini görür. Epeydir şüphecidir bu konuda zaten. Ve bu felâket sahneyi gördüğünde yine Tanrı’ya sığınır:

“Niye söndürmüyor güneşi Tanrı, bütün bu çirkef üst üste yuvarlansın, erkek kadın, insan hayvan? Güpegündüz yapsanıza sinekler gibi orta yerde…”

Ve pencereden Meyhane’yi gözetlerken içeriden bir müşterin sözleri Woyzeck’in zihnine işlemektedir:

“Beri yandan bir yolcu, zamanın akışına yaslamış sırtını, duruyor. Ama Tanrı cevap verse ona önce, sonra dese ki: İnsan ne içindir? İnsan ne içindir? Sahiden, söylüyorum size bakın: Eğer tanrı yaratmasaydı, köylüler, badanacılar, ayakkabıcılar, doktorlar ne yapardı? Eğer insanın içine utanma denen duygunun tohumunu eklemeseydi Tanrı, ne yapardı terziler? Ya öldürmek denen zevki vermeseydi insana, ne yapardı savaşçılar?…”

woyzeck_poster13Yukarıda sıraladığım bölümlerin Woyzeck’in din ile olan bağını ve etkileşimini açık şekilde ortaya koyduğu kanısındayım. Eser incelendiğinde şeytan, cehennem, lânet gibi dinî referansların fazlaca yer aldığı görülecektir.

Bu çerçeveden yola çıkarak benim önermem Woyzeck’in toplum baskısından etkilenerek değil; yarım yamalak okuduğu, duyduğu (belki sadece ailesinden kulak misafiri olduğu) din kitaplarından etkilenerek kendince bir Don Kişot rolüne soyunmasıdır. Don Kişot demeyi özellikle tercih ettim; zira Don Kişot tek bir yel değirmenine savaş açmamıştır… Ya Woyzeck?

Aslına bakılırsa Woyzeck de öyle; çünkü Marie’yi öldürdükten sonra Woyzeck meyhaneye gider ve burada Käthe adında bir kadına takılır. Käthe meyhanenin şarkıcısı, hafif meşrep bir kadındır. Woyzeck okura ikinci bir cinayetin mesajını burada vermektedir bence:

Woyzeck: Hep böyledir işte, birini alır, birini verir şeytan! Sıcacıksın, Käthe! Niçin? Sen de buz gibi olacaksın bir gün. Aklını topla başına! –Şarkı söylesene!
Käthe: (şarkı söyler) İstemem Suab iline gitmek, / Uzun elbise giymek. / Sivri pabuç, uzun elbise / Yakışmaz ki hizmetçiye.
Woyzeck: Hayır, pabuçsuz, pabuçsuz da gider insan cehenneme!

Belki bir gün eserin devamı yazılır…

Bir Cevap Yazın