TERAPİ ÖTESİ – ASYA ORGANİZASYON 🎭🎭

TERAPİ ÖTESİ… Yazan Christopher DURANG… TERAPİ ÖTESİ - AFİŞYöneten Funda METE…

Amerikalı oyun yazarı, aktör, yönetmen Christopher DURANG’ın 1981’de kaleme aldığı bir güldürü. DURANG eserinde şehir hayatında –New York şehir hayatında– dertleri olan bir grup insanı konu alıyor. Oyunun içeriği için fazla bir açıklama beklemeyin; çünkü bu bir vodvil ve tek amacı güldürmek; kıssadan hissesi yok, derin bir oyun değil. (Yale ve Harward görmüş bir insanın nasıl bu kadar satıhtan oyunlar kaleme aldığına anlam veremiyor insan.) Eğlenmek istiyorsanız, hayatın eğlenceli bir yanı olduğunu hatırlamak istiyorsanız işte size bir güldürü.

Bruce’un (Cüneyt METE) gazeteye verdiği arkadaş ilânına Prudence (Ceren YALAZOĞLU KARAKOÇ) karşılık verir ve bir cafede buluşurlar. Bruce’un bir başka ilişkisi daha vardır, bir erkekle: Bob (Ünsal COŞAR). Bruce biseksüel olduğunu gizlememektedir, tek istediği evlenip çocuk sahibi olmaktır. Prudence doğal olarak durumu garipsese de -muhtemelen içinde bulunduğu çaresiz durumdan dolayı- Bruce’u hemen reddedemez. Ne var ki Bruce ve Prudence sohbet ettikçe tartışmaya döner sohbetleri ve şanslarını başka insanlarla denemek üzere ayrılırlar. Bu süreçte Bruce’un psikologu hafif çatlak Charlotte’la (Yağmur ÖZBASMACI MERMER) ve Prudence’ın psikologu eski erkek arkadaşı Stuart’la (Osman KARAKOÇ) tanışırız. Dengesiz psikologların verdikleri destek de kendilerincedir. (Özgün metinde aynı binada çalışan iki psikolog aslında ara ara kırıştırmaktadırlar.) Nitekim şaşkın ikili başka bir ilanla yine birbirlerini bulurlar ve artık son sahne bellidir.

Kısaca dekorla başlayayım: Dekorda eksikler var sanki. Sahne dolmuyor, arka plan belki birkaç pencereyle, billboard ışıklarıyla dekore edilebilir.

İlk gösterimi seyrettiğim için biraz tutuk geçtiğini yazabilirim sanırım; ama özellikle bu oyun için Shakespeare Zorda’dan ve Haydi Karına Koş’tan sahnedaş Cüney METE’nin ve Ünsal COŞAR’ın oyunlarına fazlasıyla güvendiğimi söyleyebilirim. Haydi Karına Koş’ta COŞAR’ın abartılı oyununu itici bulmuştum; Terapi Ötesi’nde daha dengeli ve daha sempatik, özellikle “Bir şey söyleme; inanırım.” repliği temsile giden herkesin aklında yıllar boyu kalacaktır, eminim. Oynandıkça kıvamını bulacak bir oyun.

Genç oyunculardan Ceren YALAZOĞLU KARAKOÇ’un sesini sempatik buldumsa da sahne ve özellikle canlandırdığı kadın için çok uygun bulmadım; rolü için de biraz fazla fıkır fıkır bir tip yaratmış. Osman KARAKOÇ ise hem oyun hem ses kumaşı olarak çok parlak. Sahnede izleyip izlemediğimi hatırlayamadım; umarım daha sık rastlaşırız. Charlotte rolünde Yağmur ÖZBASMACI MERMER çok rahat, gerçekten öyle bir tip varmış ve o an sahnedeymiş gibi algılıyorsunuz. Rolünün getirdiği deliliği doyasıya yaşıyor. Ziver Armağan AÇIL rolü ise daha etkin kılınabilir.

Galiba yönetmen Funda  METE ile birlikte bu ekip bundan böyle daha sık karşılaşacağımız ve  eksikliğini -en azından Ankara’da- hissettiğimiz şehir güldürüsü*, vodvil -belki ileride varyete- türünde bir sahne yaratacaklar; Ankara’da bu türde faaliyet gösteren bir tiyatroya ihtiyaç var bence… Elbette tiyatroya bir isim bulmak kaydıyla.

Yazımın başında söylediğim gibi, eğlenmek, ama sadece eğlenmek için gidilebilir.


* Vodvil=voix de ville (Fr.)=şehrin sesi… ‘şehir güldürüsü’ diye bir tanımlama tiyatro dilinde yok, tamamen benim kullandığım bir tâbir.

Bir Cevap Yazın