SUÇ VE CEZA… Yazan F.M. DOSTOYEVSKİ… Yönetmen suc-ve-ceza-yabanci-sahne-afisDeniz HAMZAOĞLU…

Uluslararası(!) Ankara Tiyatro Festivali kapsamında seyrettik Suç ve Ceza’yı. Yabancı Sahne oyuncularının sahneye taşıdığı klasiğin uyarlaması yönetmen Deniz HAMZAOĞLU’na ait. Yabancı Sahne’nin sayfasında verilen özeti, açıklamayı aynen alalım:

XIX. yüzyıl Rusya’sından tüm zamanlara ve tüm toplumlara atılan bir çığlık… Raskolnikov’un baltası kimileri için insanlığa karşı işlenmiş bir suçun, kimileri için de işlenmiş büyük suçların cezasının simgesidir. Öldürülen, zavallı yaşlı kadın mı, yoksa sömürü ve zalimliğin ifriti mi? Katil, kendini adaletin silahı olarak gören bir narsist mi, yoksa adalete sunulan bir kurban mı?

suc-ve-ceza-yabanci-sahne-yigit-ucan-raskolnikovYönetmen HAMZAOĞLU aynı zamanda Marmeladov’u ve Petroviç’i canlandırıyor. Kadro üç kişiden teşekkül olduğundan hizmetçi Nastasya’yı canlandıran Gülay SAY aynı zamanda İvanovna’yı ve Sonia’yı da canlandırıyor. Raskolnikov’u Yiğit UÇAN oynuyor. Özellikle Gülay SAY’ın harikalar yarattığını söylemem lazım, HAMZAOĞLU ve UÇAN da çok başarılılar. Oyunculuklar açısından hiçbir soru işareti yok, gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz, harika!

Sahne tasarımı ve ışık uyumu konuya tam oturmuş, atmosfer başarılı. Yalnızca iki aksesuar ile sahne bütünlüğü sağlanabilmiş diyebilirim. Belki bir köşede sokak lambası çok şık durabilirmiş, diye düşünüyorum. Ya da bazen küçük bir aksesuar gerekir ya sanki tüm konuyu özetler gibi!

Yabancı Sahne kendi sitesinde felsefesini şöyle özetlemiş:

Klasikleşmiş tiyatro ve edebiyat eserlerinin, çağdaş bir dramaturgi ekseninde kurgulanması
ilkesi üstünden hareketle, açılış oyunlarının Dostoyevski’nin efsanevi eseri “Suç ve Ceza”
olmasına karar kılındı…
Yabancı Sahne, klasikleşmiş tiyatro ve edebiyat eserlerini,  “Eski Metin / Yeni Dramaturgi”
ilkesiyle, yolculuğu boyunca sahnelemeye devam edecek…

Bunun üzerine söyleyecek söz kalmıyor. Ancak…

Temsil yetmiş dakika; bu süreye 650 sayfalık Suç ve Ceza’yı suc-ve-ceza-yabanci-sahne-gulay-saynastasyasığdırmaya çalışınca Woody Allen’ın esprisi akla geliyor: “Hızlı okuma kursuna gittim, Savaş ve Barış’ı okudum. Olay Rusya’da geçiyordu.” Ama özellikle gitmeyi düşünenler için belirtmekte fayda görüyorum, bu temsil zaten bir uyarlama, romandaki sonu beklemeyin, bambaşka bir son var. Sonu –burada yazamayacağım şekilde– farklı seyrettiğimiz için romanda geçen diğer çatışmalar da oyundan tamamen çıkmış durumda. Kız kardeş, doktor ve arkadaşlar yok, o karakterlerle gelen çıkar çatışmaları da yok. Bütün içinden çıkarılmış ayrı bir kurgu var. Öz korunmuş elbette; ama senaryo değişmiş. Tek bir akışla, tek bir kolda anafikir verilmeye çalışılmış gibi.

suc-ve-ceza-yabanci-sahne-gulay-say-soniaKlasiklerde psikoloji çok önemli. Suç ve Ceza gibi bir eserde seyircilerin düşünmesine imkan tanıyacak, hatta seyirciyi buna zorlayacak psikolojiyi yaratmak öyle kısacık bir zaman diliminde zor. (Eser üzerinde oynanırsa mümkün.) Bence sahnede görünen temel sıkıntı şu, eserin kısalmasıyla işin psikolojisi azalmış ve aksiyona kaymış intibaı veriyor. Psikolojisinde sorun var anlamında yazmıyorum; ama sanki biraz aksamış gibi. Dolayısıyla yukarıda verdiğim oyun açıklamasında sorulan sorular kendini güçlü bir biçimde sordurtmuyor.

Yabancı Sahne farklı bir bakışla farklı bir temsil anlayışı ortaya çıkaracaksuc-ve-ceza-yabanci-sahne-deniz-hamzaoglu-petrovic gibi görünüyor, bu gerçekten önemli ve takdir edilmesi gereken bir tercih; oyuncular böyle başarılı oldukları sürece biz de takip edeceğiz diye umuyorum.

Yeni bir üslup arayışı olduğu çok açık; destekliyorum. Umarım Beyaz Geceler’i de Ankara’da seyretme imkânı bulabiliriz.

Yeni tanıştığım Yabancı Sahne’ye başarılar diliyorum, farklı bir soluk olacak. Fotoğrafları Yabancı Sahne’nin sitesinden aldım; gayet güzel tasarlanmış, kartpostal tadında manalı fotoğraflar.


Fotoğrafları Yabancı Sahne’nin sitesinden aldım; gayet güzel tasarlanmış, kartpostal tadında manalı fotoğraflar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website