SİYAHLI KADIN – DEVLET TİYATROLARI ANKARA 🎭🎭🎭🎭🎭

SİYAHLI KADIN… Yazan Susan HILL… Oyunlaştıran Stephen MALLATRATT… Yöneten Mesut TURAN…

İlk kez Ankara sahnelerinde tanık olduğum bir tür. Korku tiyatrosu! 1983’te yazılmış aynı adlı romandan uyarlama bir eser. Oyun ilk olarak 1987’de Scarborough’da sahnelenmiş, 1989’dan beri Londra tiyatrolarında sahneleniyor ve şu günlerde Ankara DT’de sahnelenen FARE KAPANI’ndan sonra Londra’da en çok sahnelenen ikinci temsil olma unvanına sahip; biletleri halen satılmakta. 1989’da ve 2012’de filmi çekilmiş.

Avukat Arthur Kipps veraset işleri için gittiği Gifford kasabasında korkutucu bir olaya tanık olmuş ve uzunca bir süre olayın etkisinde kalmıştır. Nihayet, yıllar sonra, insanlarla paylaşırsa zihninden bir türlü atamadığı o karanlık yükten kurtulacağını düşünmüştür ve yaşadıklarını kâğıda dökmüştür. Sıra, bir aktörden ders alarak ve onunla birlikte çalışarak kötü hatırasını sahnelemeye gelmiştir. Bizler de bu sürece, yani olayların prova sürecine şahit oluruz; prova esnasında tüm duygusuyla, düşüncesiyle olaylar yaşanacaktır. Aktör Arthur Kipps’i canlandırmaktadır, Arthur Kipps’in kendisi ise hem aktörü yönlendirmekte hem de anlattığı öyküdeki diğer yan karakterleri canlandırmaktadır. (Oyun kitapçığındaki rol dağılımı buna göre yazılmış. Hâlbuki Aktör yazılan aslında Arthur Kipps’in kendisi Erdinç DOĞAN; Kipps yazılan ise Kipps’i canlandıran aktör Kutay SUNGAR.)

Oyun içindeki oyun, yani geçmişte yaşanmış Arthur Kipps’i korkutan olay nedir? Yer Eel Marsh, yani Yılanbalığı Bataklığı malikânesi. Vakti zamanında çocuğunu babasız doğurduğu için toplum baskısıyla çocuğundan ayrı düşen genç anne Mrs. Drablow yaşadığı tüm acıları ve çocuğunu kaza sonucu kaybetmenin acısını çıkarmaya niyetlidir. Siyahlar içinde görünmekte ve ne zaman göründüyse bir çocuk ölmektedir.

Türk edebiyatının tartışmasız en önemli kalemlerinden biri olan Sait Faik’in hikâyelerinden yola çıkılmış MERAKLISI İÇİN ÖYLE BİR HİKAYE’de harika bir oyun ortaya koyan Erdinç DOĞAN’ı Arthur Kipps rolünde seyrediyoruz. Kipps hazırlık aşamasının sükûnetini, kararsızlığını taşıyor. Beceriksizliğinin farkına varmanın üzüntüsüyle biraz zoraki girişiyor oyunculuğa. Bu psikoloji bazı yerlerde gayet yavan hareketlerle gösteriyor kendini. Ama yine de yükünden kurtulmakta olan kişi havasını küçük heyecanlarla bir tık daha güçlü vurgulayabilir sanki.

Dikkat etmeniz gereken nokta olayları asıl yaşayanın Arthur Kipps’i canlandıran Aktör’ün olması. Aktör rolünde IV. MURAT ve GENÇ OSMAN temsillerinden hatırladığımız Kutay SUNGAR var. (Neden bu temsilleri yazmamışsam!) SUNGAR rol içinde rolünü oynuyor ve rollerin iç içe geçişindeki kaotik ruh halini de bize aktarıyor. Zaten oyunun kurgusundaki başarı en yoğun biçimde Aktör’ün rolleri arasındaki geçişi aktarımında kendini gösteriyor. Öyle bir an geliyor ki Aktör’ün o an kendisi mi, Kipps mi olduğu bir gizem gibi karşımıza çıkıyor ve bizi sorgulamaya zorluyor. Bu noktada, bir jön olan SUNGAR’ın oyununun hakkını da vermek gerekiyor. Ne mutlu bize!

Siyahlı Kadın’ı canlandıran Nazlı ÖZTEKİN’in işi zor olsa gerek; kimseye göstermeden, çıt çıkarmadan umulmadık yerlerde bitiveriyor ve duruşuyla insanı geriyor; kostümüyle birlikte kalıcı bir figür olmuş.

Işık tasarımının yoğun kullanıldığı bir temsil SİYAHLI KADIN. Işık tasarımda Osman UZGÖREN’i, ışık kumandada Gökhan DEMİRKAN’ı kutlarım. Seyircileri gerçekten tedirgin edecek derecede gizlenmesi gerekeni gizleyebilen, görünmesi gerekeni gösterebilen bir tasarım hazırlamışlar. Salonun aynı anda tepki vermesi zaten ne derece başarılı olduklarının bir göstergesi. Ses ve müzik kullanımı da etkileyici. Gerilimin doruk noktasına gelmesi, patlaması, dinmesi çok güzel ayarlanmış; Fırat AKARCALI’ya koca bir tebrik. Efektler gerçekten etkili. Dekorda Batuhan BOZCAADA sahne önünü tiyatro sahnesi, sahne arkasını adeta gerçek bir mekân olarak tasarlamış ve giriş çıkışlarla hem oyunu hem oyun içindeki oyunu hissettirmeyi başarmış. Küçük aksesuarlarla temsil abartılmadan zenginleştirilmiş. Kostüm tasarımda İnci Kangal ÖZGÜR seyirciyi hiç yormadan (ve hatta çaktırmadan) bir dönem algısı oluşturmayı başarıyor.

Tiyatroda korku nasıl verilebilir, ne kadar korkutabilir ki seyirciyi, demeyin; çünkü gerçekten de heyecanla beklediğiniz, gerildiğiniz sahneler var. YASTIK ADAM‘daki oyunuyla büyük beğeni kazanan Metin TURAN bence yönetmenlikteki başarısını da gösterdi. Başta yönetmen Metin TURAN olmaz üzere tüm ekibi kutluyorum. Temsili iki kez seyretmeme rağmen ikincisinde bile aynı heyecanı ve merakı yaşadım. Yazılı metin de güzel olunca temsil bambaşka bir keyif veriyor. Arkadaşlarınızla giderseniz daha bir keyif alırsınız bence. Kaçırmayın! Sezonun başarılı temsillerinden.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın