SHAKESPEARE’İN KIŞ MASALI ÜZERİNE BİR DENEME

SHAKESPEARE’İN KIŞ MASALI ÜZERİNE BİR DENEME*

Shakespeare’in KIŞ MASALI oyununun Devlet Tiyatroları temsiline ilişkin görüşlerimi daha önce yazmıştım. İlk baskısını ve Türkçesini defalarca okudum. Saplantı noktasına ulaştım. Ve nihayet eserde çelişkili görünen veya çözümlemeye muhtaç bölümlerin olduğunu düşünmeye başladım. Bu yazımda KIŞ MASALI’nı masaya yatırarak yeniden yorumlanabilecek hususlar üzerinde duracağım. Gerçekleri aydınlatıyorum iddiası ile değil, ama yine de bu iddia üzerinden yeni bir yorumlamayla bambaşka bir komedi ortaya çıkacağı savıyla yazımı kaleme alıyorum.

Kısaca konuyu aktarmak gerekirse, Sicilya Kralı Leontes, misafir ettiği Bohemya Kralı Polixenes ile karısı Hermione arasında bir gönül ilişkisi olduğu hissine kapılır ve kıskançlık kriziyle kontrolü enikonu kaybedip yanlış kararlar almaya başlar. Polixenes’i öldürtmek istemekle kalmaz, Hermione’yi zindana attırıp doğuracağı bebeğin Polixenes’ten olduğunu düşünerek bebeğin uzak topraklarda terk edilmesini emreder. Olaylar bu kararlardan sonra gelişmeye başlar.

Hermione’nin doğuracağı bebeğin adı Perdita. Sicilya Kralı Leontes’in kendinden olmadığı şüphesiyle bebekken Bohemya Krallığı kıyılarına bırakılan ve Çoban tarafından bulunup yetiştirilen prenses. Oyunun temel konusu olan kıskançlığın somut delili. Tüm karakterler Kral Leontes’in Kraliçe Hermione’ye haksızlık ettiğini, Hermione’ye yersiz suçlamalarda bulunduğunu söylüyor. Perdita ihanet ürünü mü, yoksa Leontes’in öz kızı mı?

Bence satırlar gizlenen bir gerçeğin ipucunu veriyor bize. Bebek Perdita’yı uzaklara bırakmakla görevlendirilmiş Antigonus’un şu sözleri:

[1]

 

 

 

Yukarıda ilk baskısını göreceğiniz metni ben şöyle çevirirdim:

“İnanıyorum ki Hermione ölüm acısını tattı
Ve Apollo da takdir edecektir ki
–gerçekten Kral Polixenes’in soyundan olan bu varlık–
buraya, öz babasının topraklarına yatırılmalı
–yaşaması veya ölmesi için.”

Antigonus böyle söylediğine göre demek ki Perdita’nın Polixenes’in kızı olduğu aslında sarayda da tahmin ediliyor ve Antigonus Apollon kâhinlerinin de bu doğrultuda karara varacağını düşünüyor; çünkü Polixenes ile Hermione’nin yakınlaştıkları, sıkı fıkı oldukları, flört ettikleri görülüyor, Polixenes’i dokuz aydır sarayda ağırlıyorlar. Şayet hiç böyle bir algı yoksa son dakikaya kadar Hermione’yi itham ettiği için Leontes’i kararından dönmeye çağıran Antigonus neden yukarıdaki cümleyi sarf ediyor?

Ve biraz Shakespeare bilen biri hemen anlayacaktır ki daha ilk perdenin ikinci sahnesinde tamamen Hermione’nin hamileliğine yönelik bir espri yapılıyor. Karnı burnunda Hermione sahnedeyken sarayda konuk edilen Polixenes şöyle diyor:

Tahtımızı boş bırakıp ayrıldığımız günden bu yana
Çobana göre su yıldızı dokuz kez değişti

Yani ay takvimine göre tam dokuz gel-git oldu, neredeyse dokuz ay geçti. Bence bu sahne, o dönem Shakespeare seyircilerinin kahkahalarla güleceği bir sahne. Aslında Leontes kuruntularında haklı; çünkü Hermione ile Polixenes arasında bir gönül ilişkisi var ve bu cinselliğe dönmüş, meyvesini vermek üzere.

O zaman metnin bütünü ele alındığında akla şu sorular geliyor:

1- Mâdem Perdita satır arasında belirtildiği üzere Polixenes’in kızı, o halde nasıl oluyor da oyunun sonunda Polixenes’in oğlu Florizel ile evlenebiliyor? Aynı babadan, farklı anneden olma kardeşler evlenebilir mi?

2- Mâdem Perdita’nın Polixenes’in kızı olduğu biliniyor, o halde Apollon tapınağından gelen kehanet neden aksini söylüyor?

Cevaplayayım:

1-Perdita, üstü örtülü biçimde denildiği gibi, Polixenes’in kızı; ancak Florizel Polixenes’in oğlu değil! Florizel kimin oğlu? Saraydan kovulan aklı fikri beyaz çarşaf hırsızlığı olan Autolycus’un oğlu. Polixenes iş üstünde yakalamış veya şikâyetler üstüne kovmuş olmalı Autolycus’u. Biz Autolycus’un ne kadar uçkuruna düşkün olduğunu söylediği şarkıdan, ifadelerinden çıkarıyoruz. Aşağıdaki tercüme bizzat benim tercümemdir. Önce orijinal metin, sonra tercüme, sonra şiirin dörtlüklerle çözümlemesi:

When daffodils begin to peere,                          Nergisler açmaya başladığında
With heigh the doxy over the dale,                     Hey ki yosmam görünür vadide
Why then comes in the sweet o’ the yeere,       Neden yılın en tatlı zamanında
For the red blood raigns in y winters pale.        Kışın solgun yüzü kanlansın diye

(Bu dizelerde Autolycus bize baharın gelmek üzere olduğunu ve arzularının canlanmaya başladığını söylüyor. Kadınların kendilerini yavaştan göstermeye başladıklarını ifade ediyor. Daha ilk dizeden Autolycus’un ne kadar arzulu biri olduğunu görebiliyoruz.)

The white sheete bleaching on the hedge,          Beyaz çarşaf ağarır çit üstünde
With hey the sweet birds, O, how they sing:        Hey ki tatlı kuşlar ne de şakır
Doth set my pugging tooth an edge,                   Dişlerim birleşir sevinç sırıtışında
For a quart of ale is a dish for a king.                 Fıçı bira krallara yaraşır

(Üst dizelerin devamı olarak çitlerin üstüne beyaz çarşaf asan bir kadın görüyor ve bu arada muhtemelen kadının şarkı söyleyişini duyuyor, belki eteğini beline sıyırmış bir kadın. Gözünüzde canlandırabileceğiniz üzere pis pis sırıtıyor ve krallara layık bir şeye benzetiyor.)

The larke, that tirra-lyra chaunts,                           Çayır kuşu cıfır cıfır ötüşken
With heigh, the thrush and the jay                         Hey ki ardıç kuşu, ala karga
Are summer songs for me and my aunts                Yaz şarkıları söyler bana ve haspalarıma
While we lye tumbling in the hay.                           Biz samanlıkta halvet olmuş sevişken

(Kuş cıvıltıları eşliğinde geçmiş çapkınlıklarını, evin kızını, kadınını kandırıp nasıl samanlıkta seviştiklerini hatırlıyor.)

I have served Prince Florizel and in my time       Bir zamanlar Prens Florizel’e hizmet eder,
wore three-pile; but now I am out of service:       üç fitilli kadife giyerdim, şimdi kullanım dışıyım!

(Şiirin arasında bir açıklama.)

But shall I go mourne for that (my deere)            Fakat buna yas tutacak değilim ya canım
The pale moone shines by night:                        Ayın solgun ışığı gece boyunca parlar
And when I wander here and there                     Ve ben sürterken orada burada
I then do most go right                                        En iyi bildiğimi yapmaktan şaşmam

(Saraydan kovulduğuna üzülüyor; ama çapkın, hızlı hayatına geri döndüğü için çok da kafayı takmıyor. Aklı fikri hâlâ çapkınlıkta ve en iyi bildiği şeyin bu olduğunu söylüyor.)

If tinkers may have leave to live,                             Tenekeciler yaşamak için terk ediyorsa evlerini
And beare the sow-skin bowget,                            Domuz derisi alet çantaları ellerinde
Then my account I well may give,                           O halde ben de verebilirim hesabımı
And in the stockes avouch-it.                                 Askıya gerilmek pahasına

(Tenekecilerin çantalarını alıp hayatlarını kazanmak pahasına yollara düştüklerini söylüyor. Bu demektir ki karısı, kızı evde yalnız kalıyor. Kollarından bacaklarından askıya gerilmeyi (bir ceza yöntemi) göze almak pahasına çapkınlıklarına devam edecektir. O bir beyaz çarşaf hırsızı; yani başkalarının yataklarına sızan bir zampara.)

Yukarıda okuduğunuz şarkının sözleri açık biçimde cinsel öğeler içeriyor. Autolycus kurnaz, ağzı laf yapıyor, şeytan tüyü var. Aklı fikri başka başka genç kızları, kadınları baştan çıkarmakta, alacağını alıp kaçmakta. Nerede yatıp nerede kalktığının bir önemi yok, cinsel arzularını dizginleyemeyen ve dolayısıyla bir yerde uzun süre kalmaması gereken serseri bir zampara. Beyaz çarşaf imgesi bence başkalarının yatağında yer bulmayı ifade ediyor.

Eğlence sahnesinde Florizel Autolycus’u tanımıyor; çünkü Autolycus sakallı bir çerçi kılığında geliyor ve tüm kızları başına topluyor. Pazarlama sırasında Autolycus’un ürünlerini sıralamasıyla anlıyoruz ki hep kadınlara yönelik şeyler satıyor:

İnce ketenim kar beyazı,
Siyah tülüm kuzgun karası
Pembe gül kokulu eldivenlerim
Yüzlere, burunlara maskelerim,
Boncuk bilezikler, kehribar gerdanlıklar,
Leydinin odasına güzel kokular,
Sırma başlıklar, renkli kuşaklar,
Gençler için sevgiliye armağanlar,
İğneler, şişler kırmalı yakalara,
Baştan aşağı ne lazımsa kızlara,
Hadi gelin kaçırmayın bunları,
Hadi beyler, ağlatmayın güzel kızları

Ama bunları nereden bulmuş? Çalmış elbette. Nasıl? Kadınlardan çalmış, çünkü hep kadınlarla birlikte oluyor, onların yatak odalarına sızıyor. Doğrudan hırsızlık yapmaktan korktuğunu zaten biliyoruz; ama yatak odasına, beyaz çarşaf’ına sızdığı kadınlardan istediğini çok rahat alabilir ve sattığı ürünler o zamparalıkların eseri. O zaman da sır ortaya çıkmasın diye kimse şikâyetçi olamıyor.

Autolycus İncil’deki Müsrif Oğul kıssasına gönderme yaparak kendini ona benzetiyor. Müsrif Oğul kıssasında oğlanın parasını zevk ve sefa içerisinde, fahişelerle tükettiği anlatılıyor. Yani Autolycus’un sekse düşkünlüğü buradan da anlaşılmakta. Tenekecinin kızıyla evlendiğini söylüyor, zaten evden uzaklaşan tenekecilerin karısına kızına sarktığını şarkısında da belirtiyordu; yakalandığı için mecburi bir evlilik yaptığı şeklinde yorumlanabilir. Kendini başkasının ağzından anlatırken:

“…sonra da Müsrif Oğul gibi davrandı ve benim oturduğum yere bir mil kadar uzaktaki tenekecinin kızıyla evlendi; nice düzenbazlıktan sonra da serserilikte karar kıldı. Kimileri onu Autolycus olarak tanırlar.”

Şarkısının ortasında yaptığı açıklamayla Autolycus’un Florizel’in hizmetinde olduğunu öğrenmiştik; ama hangi dönemde, Florizel kaç yaşındayken hizmetinde bilmiyoruz, küçük yaşta olsa gerek ki hemen tanıyamıyor. Şayet Florizel Autolycus oradayken büyümüş olsaydı benzerlikleri görülecekti. Autolycus eğlence sahnesinde fark ediyor hizmetinde çalıştığı Florizel’i; paraları toplayıp eğlenceden ayrıldığında yalnız başınayken şöyle diyor:

“… Ama şu ihtiyar gelip kızıyla Kral’ın oğlu (yani Florizel) hakkında yaygarayı koparınca bizim kuşlar ürküp dağıldı…”

Florizel’i fark ediyor, hatırlıyor; sadece Florizel’in kendinden olduğunu bilmiyor; Kral Polixenes’in oğlu sanıyor. Aslına bakılırsa kimse emin değil. Gerçeği bir tek Kraliçe biliyordur muhtemelen; ama…

Ama şu soru soruldu mu acaba? Polixenes’in eşi Bohemya Kraliçesi neden oyun süresince ortalarda yok? Neden göremiyoruz? Polixenes hasretten bahsederken sadece oğlundan bahsediyor. Camillo ile birlikte saraya dönüyor, bir tuhaflık olduğu belli, ama Kraliçe görünmüyor. Oğlu Florizel kayıp, yine Kraliçe görünmüyor… Büyük olasılık ölmüştür!

Bu çerçevede incelendiğinde sahnelemenin değişmesi fena olmaz. Mesela açılış sahnesinde Leontes kıskançlık krizleri geçirirken Polixenes’in ve Hermione’nin kıs kıs gülmeleri ve Hermione’nin karnını işaret etmeleri vs. Ya da… Polixenes’in Hermione ile olan ilişkisine Camillo inanmıyor, Hermione’nin sadık olduğunu düşünüyor, dolayısıyla Polixenes’in canlandırılmasında Camillo ile hep bir içten içe alay olmalı. Veya… Florizel’in Autolycus’a benzemesi seyirciyi fazlasıyla güldürecektir. O kadar ki final sahnesinde düğün için yan yana gelindiğinde Leontes’in kızı Polixenes’e, Polixenes’in oğlu Autolycus’a benzeyecektir.

2- Geleyim ikinci sorunun cevabına. Soruyu hatırlayalım: Madem Perdita’nın Polixenes’in kızı olduğu biliniyor, o halde Apollon Tapınağı’ndan gelen karar neden aksini söylüyor?

Benim savıma göre bakıldığında kehanetlerin tamamı yanlış çıkıyor zaten. Kehanetler:

“Hermione iffetlidir, Polixenes masumdur, Camillo sadık bir tebaadır, Leontes kıskanç bir zorbadır, masum bebek öz evladıdır ve kaybolan bulunmadığı takdirde Kral’ın başka varisi olmayacaktır.”

Hermione iffetli değil; Polixenex ile ilişkisi var. Polixenes masum değil, Hermione’yi hamile bıraktı. Camillo sadık değil, ihanet edenin yanında oldu, Polixenes’in kaçmasına yardım etti, Kral Leontes’e ihanet etti. Leontes kıskanç bir zorba değil, düşündükleri doğru.[2] Masum bebek öz evladı değil; çünkü bebek Polixenes’ten.

Apollon tapınağından gelen haber tamamen ortalığı durultmaya yönelik, her şey çoğunluğun istediği gibi olsun diye verilmiş kararlar sanki. Acaba neden?

Apollon tapınağından gelen haberler gerçeklerle örtüşmüyor; çünkü kimse Apollon tapınağına gitmedi. Shakespeare bu hissi verebilmek için birkaç yerde sözünü söylüyor yine:

Hizmetkâr           Majeste, kâhine gönderdiğimiz ulaklardan
                           Bir saat önce haber geldi
                          Cleomene’le Dion Delfi’den
                          Sağ salim dönmüş ve karaya çıkmışlar
                          Ve son hızla buraya geliyorlarmış
Lord                   Efendim, görülmemiş bir hızla gidip dönmüşler
Leontes             Yirmi üç gün oldu onlar gideli. Çabuk döndüler.

Ve küçücük bir ipucu daha! Cleomene ve Dion –güya!- Apollon tapınağından döndüklerinde neden sohbetlerinin sonunda şöyle diyor Dion:

“Goe: Fresh horses!” – “Gidelim, yeni atlar!”

Madem gemiden indiler, neden at değiştirecekleri için seviniyorlar? Cevap: Çünkü Sicilya’dan hiç ayrılmadılar, atlarına atlayıp vakit geçirmek için Sicilya’da dolaştılar ve böylece Apollon tapınağına gidip dönmüş kadar vakit harcamaya çalıştılar. Atları yorgundu ve sanki gemiden az önce inmiş gibi yorulmamış atlarla saraya dönmeleri gerekiyordu, at değiştirdiler.

Burada aralarındaki konuşma sahnesi bir handa içki içerken canlandırılabilir ve abartılı yalanlarını mimiklerle ve kaş göz işaretleriyle pekiştirebilirler.

Sonuç: Temsillerde verilenin tam aksine bir sahneleme mümkün; böylece ‘ilk perde trajedi ikinci perde komedi’ gibi yorum yapılmasına mahal verilmez, oyun tamamen komedi olarak sahnelenir… Ama o zaman da benim aklıma şu soru takılır: Oyunun adı neden KIŞ MASALI?


[1] Tabii ki o dönem daktilo yoktu; daktilo 1800’lerin başında icat edildi. Bu fotoğraf 1623’teki İlk Baskı’nın (First Folio) tıpkıbasımından alınma.
[2] Kıskançlığında haklı çıkması zorbalık hakkı verir mi? Tartışılır, ayrı bir başlık!
* Kapak resmi Christian August Printz (1819-1867)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir