“…SEYREK YAĞMUR - Barış Bıçakçı

Bazen dükkâna gelen bir müşteri çalan müziği çok beğeniyor. Rıfat, onun kitapların arasında dans eder gibi dolaştığını ya da hareketlerinin büyülenmiş gibi yavaşladığını, hatta neredeyse hareket etmeden durduğunu görebiliyor. Hiçbir açıklama gerektirmeyen, bütün açıklamaları gereksiz kılan bir mutluluk. Sonra bu ikisi, Rıfat ile müşteri, kendilerini yan yana camdan dışarı bakarken buluyorlar; kitapların ve müziğin içinden dışarıya, erken inen kış akşamının kalabalığına bakıyorlar. İkisinin zihninde de limandan ayrılan gemi imgesi beliriyor, imge öyle güçlü ki dışarıdaki insanlara ağırbaşlı bir biçimde el sallamaya başlıyor, bir yandan da “Hoşça kalın, hoşça kalın!” diye mırıldanıyorlar, “Varınca ararız!” Hakkı, kedilik içgüdüleriyle bir olağanüstülük seziyor, ne olduğunu anlamak için başını kaldırıyor. Geriniyor ve tek hamlede küpeşteye sıçrıyor. Karanlık, derin sulara ve şehrin uzakta kalan ışıklarına ürpererek bakıyor. Kedi ne de olsa, tüyleri var, ürperir.

…”


*SEYREK YAĞMUR, Barış BIÇAKÇI, İletişim Yayınları, 2016, s. 31
Bu yazının kategorisi KİTAP.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website