SAVAŞ VE AÇLAR – HASAN İZZETTİN DİNAMO*

“…

Şakire, Temel Çavuş’a:

“Kurban olayım kuru, bu neyin nesidur? Bu çoluk çecuğu nereye götüreyiler?” diye sordu.

“Bunlar, Hıristiyanlar, Şakire. Rumlar, Ermeniler. Yanko Ağa’nın deduğu çıktı. Şimdi, bizumkiler Urus’la harbedeceğinden casusluk etmesunlar diye bu zavallilari memleketin içlerine doğri sürecekler. Allah, yardımcılari olsun. Onlar da bir Allahın kulları, onlar da ana baba kuzilari. İyi ki bizum Yanko Ağa vaktinde haber alarak İstanbul’a sıvıştı.”

Çok uzaklardan, güneş altından geldiği anlaşılan güdümlü kafile, daha çok yoksul bir halka benziyordu.

Temel Çavuş çabucak tabakasından bir sigara sararak kehribar rengi almış parmaklarının arasına sıkıştırdı. Sonra bundan derin bir soluk çekti. Gözlerinden yaş gelinceye dek öksürdü. Göğsü, yırtık bir körük gibi hırıldamaya, incecik sesler çıkarmaya başladı. Biraz sonra durgunlaşınca canı sıkkın olarak şöyle konuştu:

“Allah hepimizun yardımcısı olsun, uşaklar.Bu gavurcukların sürgünü onlar gibi bizum da canumuzi yakacak. Onlar gidince İttihatçı pohyedibaşilari gelup da topraklara el koyacak. Bir yağmadır gidecek. Bizi de, aradan çok geçmez, bu güzel bahçelerden atarlar. Artık, Yanko Ağa da, onun vekili de bu bahçelere sahip olmaktan çıkayi. Boğun yarın, yeni bahçe sahipleri kapiya dayanur. Allah vere de bu iş biraz daha geç olsa. Ben, burada olmazsam yalvarıp yakarirsunuz, bobamuz askerdur, vetani kurtarmaya gitti dersunuz. Belki size bir acıyan çıkar. Ama hiç sanmam. Bütün geride kalanlar cephedekilerin mallarini yağmalarlar. Cepheden kaçmanun yolini bulan hem canini kurtarır, hem de haram mal mülk edinerek zengin olur. Hükümet bedel alayi. Benum da hazırda üç beş kuruşum olaydı ben de bedel verip hem askerden, hem de ölümden kurtuldum. Yalağuz ben emlemekle kalmam, sizin de caninuzi kurtarırdum. Şimdi, halimuz, iki uci pokli bir deynek; çıkabilirsen çık işin içinden!”

Temel Çavuş’un bu karamsar konuşması, küçük çocuklarda içinde olarak, bütün dinleyenlerin içini karartmıştı. Ne var ki sözlerin anlamını en derinden anlayan yalnız Şakire’ydi.

Çoluk çocuk,hem yolda bir dramın kahramanları olduğu anlaşılan sürgün dizisine bakıyor, hem de bunları dinliyorlardı. Birden bire Musa’nın:

“Uy, nenem, yandum” diye bağırışını işittiler. Kaşla göz arasında çocuğun sağ kasığından dikenli tellere takıldığını gördüler. Temel Çavuş’la Şakire, seğirterek onu tellerden kurtardılar. Telin dikenleri oğlanın kasığına derince gömülmüş, orasını baştanbaşa yırtmıştı. Bolca kan akıyordu. Çocuğun donunu çıkararak oraya tütün yapıştırdılar. Biraz sonra kan durduysa da Musa yaşadıkça bu kan, yorgun, bitkin sürgünlerin ayaklarını sürüyerek toz kaldırdığı yol boyunca akıp duracaktı.

…”


SAVAŞ VE AÇLAR, Hasan İzzettin DİNAMO, Heyamola Yayınları, İlk Basım, Mayıs-2005, İstanbul, s. 117-118