ŞAİR ŞİİR ŞUUR MEHMET AKİF ERSOY – DEVLET TİYATROLARI BURSA 🎭

ŞAİR ŞİİR ŞUUR MEHMET AKİF ERSOY… Yazan Burak AKYÜZ… Yöneten Murat OZAN… Gösterim: 05 Aralık 2019 – Bursa

Ankara’dan Balıkesir’e taşındıktan sonra alternatif sahne sanatları, bilhassa tiyatro kulvarları bulmak gerekti. Bursa’ya günü birlik bir seyahatle iki temsil seyretme imkânı buldum. Sanırım bundan sonrası için de bir güzergâh olarak Bursa kısırlaşan tiyatro hayatımdaki yerini alacak.

Başlıktan anlaşılacağı üzere ilk temsil Feraicizade Oda Tiyatrosu’nda seyrettiğim ŞAİR, ŞİİR, ŞUUR oldu. Sahne ismini Bursa doğumlu oyun yazarı Feraizcizade Mehmet ŞAKİR’den (1853-1911) almış. Ankara’daki oda tiyatrosuna çok benziyor.

Eserde Mehmet Akif ERSOY’un İstiklal Marşımızı yazma süreci kaleme alınmış, bu sürece bağlı olarak duygu ve düşünceleri dönem bağlamında aktarılmaya çalışılmış.

Zayıf bir metin bence; düşündüren, duygulandıran bir metin değil. Defalarca “Olmuyor!” diye hayıflanıp sinirlenen bir Mehmet Akif görüyoruz; biraz da “Ben para için yazmam.” vurgusuna sığınılmış, kör göze parmak biçimde tekrarlanmış ve bu yüzden işin büyüsü kaçmış. Üstelik Mehmet Akif’i canlandıran Emre Nurettin ÖRİK’in seyircinin gözünün içine baka baka para sevmediğini vurgulaması durumu daha da çiğleştirmiş.

İstiklal Marşımızın açılış kelimesi ‘korkma’ alakasız bir yerden çıkarılmış: Mehmet Akif ülkeyi geri bırakmaya çalışan dış güçlere, düşmanlara kızarak onların bu milletten korktuğunu, memlekette kağıt üretilmesini istemediklerini söylüyor ve ellini masaya vurarak onlara bağırıyor “Korkma!”… Hoppala!!! Bu ünlem dönüp marşımızın ilk kelimesi oluyor. Böyle mi yani!

Kâğıt sıkıntısından dem vuran Mehmet Akif’in beğenmediği ilk dizelerden sonra kâğıtları buruşturup atması bir çelişki olarak görünüyor. Kâğıtların buruşturulup atılması temsile gerçekçi bir hareket katmakla birlikte kütüphanedeki maketler bu gerçekçiliği bozuyor.  Diğer bir hareket unsuru diyebileceğimiz Mehmet Akif’in dönem gereği muhatap oldukları ile konuşmaları sahne arkasına yansıtılan gölgelerle sağlanmış. Gölgelere verilen seslendirmeler çok yavan; isteksizce seslendirilmiş gibi. Zaten pek gerekli gibi durmamış, olmasa da olurmuş.

Temsilde hoşuma giden tek unsur Mehmet Akif ERSOY’un kostümü, biraz da oyuncu Emre Nurettin ÖRİK’in benzerliği.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.