RAMİZ İLE JÜLİDE… adından da anlaşılacağı üzere Ramiz ile Jülide üzerine ramiz ile jülide - afişkurulu bir oyun. İki orta yaş üstü karakter. Jülide eskinin çıplak ünlülerinden, Ramiz eski futbolcu Baba Ramiz. Jülide hayata kırgın, Ramiz hayata kızgın. Jülide naif, hayatı yine de güzel görmeye çalışıyor; Ramiz hödük, nemrut, aksi. Bir de bunlara yıllar yıllar önce Ramiz’in Jülide ile bir kerecik, kel alâka bir eylemde, kısacık bir konuşmasıyla başlamış ve oracıkta kalmış platonik hislerini ekleyelim…

Oyun Devlet Tiyatroları sayfasında şöyle tanıtılmış:

“Hayatlarının sonbaharında iki insan, bir kadın, bir erkek: Jülide, Ramiz. Biraz çabalasalar bulacaklar sevgiyi… Ama ‘ego’lar, ‘sen-ben’ler ve nedeni bilinmez bir sürü ‘engel’yokuşa sürecektir her şeyi. Gerçi insan varsa umut da vardır değil mi, Ramiz’ler, Jülide’ler hala yaşıyor değil mi? Öyleyse… Dur bakalım ne olacak…”

Oyuncular bence gayet başarılılar; ancak eser çok zayıf kalıyor. Refik ERDURAN’ın 1995’te kaleme aldığı ve o yılların gündemiyle çokça ilintili bir akış bugüne bir sorgulama anlamında pek ilgi uyandırmadı bende. Dolayısıyla eserde verilmek istenen ego’lar, sen-ben’ler boşlukta sallanıyor.

Ramiz ile Jülide - 31Dönem uyuşmazlığı hususunda oyundan aklıma ilk gelen örnek, o dönem, 90’larda, tavan yapmış 900’lü hatların bugünkü temsilde de ele alınması. Kaldı mı 900’lü hatlar, kaldıysa ne kadar revaçta! Veya halk katılımıyla gündemin yorumlandığı programlar. Meselâ rahmetli Savaş Ay’ın A-Takımı gibi. Artık kalmadı. Hatta “Sen sıkı solcuydun, ne oldu da kapitalist oldun.” muhabbetleri bile çoktan geride kaldı; artık herkes kapitalizmin çarkında, tek fark ‘sosyal demokrasi’ diye bir kılıf bulundu onun üstünden törpülenmiş kapitalizm yaşanıyor; böylece hem solcular dönek olmamış oldu hem de dönekler ikinci kez dönerek solla kucaklaştılar, kapitalistler ise kısmen yumuşadı.

Yönetmen Ali HÜROL’un Sabah Gazetesi röportajından:

… Ali Hürol, Ramiz ile Jülide’de eski halinden biraz daha farklı olarak, “yaşlılık, onun getirdiği yalnızlaşma. İki insanın birbirine tutunma ihtiyacı”nın ön plana çıkarılacağını belirtti. Oyunda bulunan 900’lü hatlar, siyasette sağ-sol tartışmaları, gecekondulaşma gibi dönemin güncel toplumsal sorunlarının ise biraz daha geri plana alındığını ifade eden Hürol, “Bu öğeler oyunun duygusallığını komikleştirecek unsurlar olacak. Esas olarak yaşlılığın yalnız olarak geçirilmesi tarafını ele aldım. İnsanlar yaşlandıkça yükleri değişmez” dedi.

O halde bu oyun yanlış seçim. Tabii konular bu kadar maziden gelince o altyapıyla Ramiz ile Jülide - 7bütünleşmesi gereken kişilerin durumları, iç dünyaları da havada kalıyor; çünkü anlam ifade etmeyen bir takım sosyal olaylarla psikolojileri çözümlemek zor. İşte bundan dolayı komikler çok kaba ve anlık; hüzünler ise derinliksiz yansıyor. Yine de tekrar etmek isterim ki oyuncular bence başarılılar. Özellikle Ramiz seyirciyi fethediyor. Sadiye’nin delişmen, her kaba uyum sağlamaya programlanmış kapitalist/makyavelist kişiliği sahneye canlılık katıyor.

Farz edelim 1995’teyiz. Bence eser yine de başarılı sayılmaz. Çok yüzeysel bir anlatımı var. Olay kurguları ve akış çok yalın, çok yüzeyde. Televizyon kabaresini andırıyor. Dram olması gereken Ramiz’in kızı Nur’un yaşadığı çatışma ise çok çıplak, zorla araya sıkıştırılmış dönem konu başlığını yansıtma çabası gibi duruyor; o kadar ki temelsiz ve eğreti bir şekilde bağlanıyor ana kişiliklere. Oysa tek başına bir eserde ele alınabilecek bir konu.

Ramiz ile Jülide - 6Farz edelim 1995’teyiz dedim de o dönem oyunu sahneye koyan KENTER Tiyatrosu’ndan Yıldız KENTER hanımefendinin pozlarının çok konuşulduğunu da unutmayalım.  Jülide rolü için gerçekten cüretkâr pozlar vermiş, belki de hedefi on ikiden vurmuştu.

Sahnede en çok ilgimi çeken durum ise koca dekorun beş saniye gibi bir zamanda değişmesiydi. Gerçekten çok şaşırttı beni. Dekor ekibini kutluyorum. Bir sonraki dekor değişimini merakla bekledim, bakalım bu hızlı değişim sistemini yakalayabilecek miyim diye! Ama itiraf etmek gerekiyor son yıllarda dekorda fazlasıyla usta işi tasarımlar, uygulamalar görüyoruz. Elbette dekor tasarımını kutlamakla birlikte sanırım kuvvetli bir alkış da dekor sorumlusuna gitmeli.

Genellikle yazılarımda tüm oyunculardan bahsedemiyorum; ama tüm kadronun hakkını Ramiz ile Jülide - 5verebilmek adına bundan böyle sayfa sonlarında oyunda emeği geçenlerin listesini vereceğim.

Sonuç: Elbette bir oyun hakkında yorum yazarken yalnızca kendi dünyamızdan bakmamamız gerekiyor. Misal, ben oyunda pek gülmedim; ama gülüp eğlenen gençler vardı. Üslup bana hitap etmedi; ama etkilenenler oldu. Bu demektir ki tiyatroyu sevdiler, bu demektir ki başka oyunlara da bilet alacaklar. Her şey bir yana, işte bu güzel oldu.


OYUNCULAR: FARUK GÜNUĞUR, NURCAN SÜRER, ŞİRİN ERGÜVEN, MÜGE TAŞPINAR,CİHAN KORKMAZ, BADE BALKANLI 
DEKOR TASARIMI: SERTEL ÇETİNER 
GİYSİ TASARIMI: GÜLÜMSER ERİGÜR 
IŞIK TASARIMI: ÇETİN ATAY 
BESTECİ: KEMAL GÜNÜÇ 
KOREOGRAF: ELİF TÜFEKÇİ 
YÖNETMEN YARDIMCISI: AHMET TÜRKOĞLU 
ASİSTAN: MÜGE TAŞPINAR 
SAHNE ÂMİRİ: EMİNE BAŞARAN ÖZKAN 
KONDÜVİT: EVREN TUNCER 
IŞIK KUMANDA: GİRAY ŞEYDA 
SUFLÖZ: FATMA KIŞ 
DEKOR SORUMLUSU: FERRUH TEZSÜREN 
AKSESUAR SORUMLUSU: HÜSEYİN KUTUM 
ERKEK TERZİ: MURAT ERTEN 
KADIN TERZİ: NEJLA GÜLER 
PERUKACI: BAYRAM SARISAKALOĞLU
*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website