RADYO-YU HÜMAYUN – DEVLET TİYATROLARI ANKARA 🎭🎭🎭

RADYO-YU HÜMAYUN… Yazan Özlem LALE… Yöneten İlham YAZAR…

Paşa babalarından kalma konakta mühendislik okumuş, hasbelkader devlette iş bulmuş Hayri (Ahmet Burak BACINOĞLU) ile evleneceği erkeği bir türlü beğenip seçememiş ablası Hayrünnisa (Feray DARICI) kıt kanaat yaşamaktadırlar. Akıllı, becerikli ve vefalı Efser (Şirin GIOBBI) kalfa da onlardan kopmamış neredeyse aileden biri olmuştur. Hayrünnisa’ya âşık Udi Mehmet Efendi (Serdar KAYAOKAY) de soylu bir aileden gelmiştir; hiçbir işte dikiş tutturamamış kardeşi Kenan (Tolga TEKİN) ise Almanya’da yaşamaktadır… Karıştığı kavga neticesinde devletteki görevinden atılan Hayri tam boşa düşmüşken ve imkânsız aşkı Şahver Hanım’a aşkı alevlenmişken Kenan elinde bir radyoyla Almanya’dan ağabeyi Udi Mehmet Efendi’nin yanına çıkagelir; planı radyoyu bütün İstanbul’a yaymaktır. Ancak yatırım için gerekli olan para mühendisliğine bel bağlanan Hayri’de ve ablası Hayrünnisa’da da yoktur. Para bulmak üzere yola çıkıp hayallerinin peşinde koşmaya başladıklarında bu şaşkın, sakar, iş bilmez, sempatik insanların tefeci Moşe’ye (Barkın KENAN) mahkûm olmalarından, Ali Müfit Paşa’ya (Ali Fuat DAVUTOĞLU) şantaj yapmaya varan güldürü dolu maceraları da başlamış olur.

Temsili ilk 2018’in mart ayında seyretmişim, daha sonra tekrar ve tekrar…  Akün Sahnesi için son derece uygundu; bu kez Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde seyrettim ve hayal kırıklığı yaşadım. Zaten akustik problemi olan sahnede bir de dekor derine uzadığında, bir de müzik eşlik ettiğinde sesi tamamen yok ediyor. Oturma düzeni sahne hizasından başlayan Cüneyt Gökçer’de sahne gerisine kurulan eğlence mekânı, pavyon ve yukarıda kalan Ali Müfit Paşa’nın çalışma odası keyif vermiyor. Eleştirim temsile değil, sahne mimarisine. Zira dekor tasarımı ve sahne yerleşimi Akün Sahnesi ele alındığında son derece başarılı. Dört farklı yükseklik var, yükseklikler iniş çıkışlarla sahneye hareket katıyor ve tek görüntüden kurtarıp maceraya uygun biçimde seyirciyi canlı tutuyor. Ali Müfit Paşa’nın kıdemi gereği yukarıda olması dikkatli bir tercihken, tefeci Moşe Efendi’nin pavyondan bile aşağıda olması manidar sanırım. Gözümüzün önünde en alt tabaka olan ise tabii ki halk.

Temsil canlı müzikle desteklenmiş. Müzikler güzel. Küçük çaplı bir musiki ekibi sahne arkasında, pavyon olarak da tasarlanmış mekânda müziklerini icra ediyorlar. Ud, kanun, klarnet, piyano, darbuka.

Kostümleriyle de keyif veren temsilde üç kel adam var. Keşke oyunun sonunda garda karşıladıkları Hayri’ye de peruka hediye etselerdi diye düşünmeden edemedim.

Eserde kimi gereğinden fazla uzayan bölümler mevcut olmakla birlikte tüm oyuncular bence çok iyi iş çıkardılar. Özellikle Hayri’yi canlandıran Ahmet Burak BACINOĞLU, zaten duruşuyla bile doğal komik, seyirciyi aldı götürdü. YASTIK ADAM‘da son derece sert bir polis memurunu canlandıran Tolga TEKİN ne kadar klas bir oyuncu olduğunu güldürüde de gösterdi. Oyunlarını iyi oynamakla birlikte anlatıcı kadınların (Pelin ŞAHİN ve Elif KAMAN) oyuna çok dâhil olmamaları daha iyi bir seçim olurdu bence, kimi zaman tempoyu kesti bu müdahaleler. Yukarıda ismi geçmeyen Fikri (Berkay ŞEKERCİ) ve Figüran (Ümit ATALAY) oyuncularını da başarıya dâhil etmeyi unutmayalım.

Son olarak yönetmen İlham YAZAR‘ın her zamanki gibi iyi bir işe imza attığını söylemek gerekiyor. Bence önemli bir yönetmen, sahnelemek üzere yola çıkacağı tüm eserlerin altından kalkabileceği garantisini veriyor seyirciye. Daha önce birlikte çalıştığı oyuncularla olmanın güveni ve rahatlığı da var sanırım.

Keyifle, ailece seyredebileceğiniz bir mutlu son güldürüsü. Dışarıdan alınma abuk sabuk vodvillerdense bize ait bu tür güldürüler tercih edilmeli bence, ben şahsen o sıcaklığı hissettim. Bence gitmelisiniz.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın