PARA – DEVLET TİYATROLARI ANKARA 🎭

PARA… Yazan Necip Fazıl KISAKÜREK… Yöneten Özer TUNCA…para afiş

KISAKÜREK’in Ankara’da sahnelenen PARA temsili için yazıp yazmamak konusunda epeydir tereddütteydim. Daha derin, daha uzun bir yazı yazmayı planlamıştım; olmadı. Oyuna tekrar gittim ve düşüncelerim pekişti: Bu sezonun en kötü tiyatro metni.

‘Tiyatro metni’ ifadesini özellikle kullandım; zira oyunun anlattıklarını, temayı, isyan ettiklerini, eleştirilerini inkar etmek mümkün değil; ama bu kadar kör kör parmağım gözüne bir anlatım tiyatro için tahammül edilebilir bir durum değil. Böyle bir yorumu Necip Fazıl KISAKÜREK için yazmak biraz sıkıntı veriyor; ama benim gerçeğim bu… Bence eserin bu hâle gelmesinin en önemli nedeni KISAKÜREK’in algı düzeyinden emin olamadığı seyirci için açık kapı bırakmadan işi kotarmak istemesi.

Para 1Oyunda hiç isim kullanılmıyor; ne yazık ki bu durum eseri her topluma ve her döneme uygun bir hâle getirmeye yetmiyor. Sadece böyle bir tercih eseri evrensel yapmaya yetseydi Dostayevski eserine Anna Karenine ismini vermek yerine Kadın demekle yetinirdi herhalde.

Temsilin konusu şöyle özetlenebilir: Ekonomik buhran dönemlerinde yaptığı manevralarla volileri vuran bir bankacı/banker O (Mesut TURAN) hem her türlü ahlâksızlığın içindedir hem de her türlü ahlâksızlığın farkındadır. Böyle birinin çevresindeki insanlar da doğal olarak benzer güdülerle hareket etmektedirler. Temsilde istenen ironinin kurulabilmesi için kullanılan öğe O’nun (bankacının) bir köşede serkeş bir hayat süren bir benzerinin olması ve bu adamdan kimsenin haberdar olmamasıdır. (Elbette biz o kişiyi -aslında biraz daha ince işlenmiş bir kurgu ve metin olsaydı- Bankacı’nın diğer yüzü, gerçek, saf insan hâli şeklinde yorumlayabilirdik; ama o bağlantıyı hissedemedik.) Bankacı O ile Hususî Katibi (Ercan EKER) Benzeri’ni zor günlerde halkın önüne, medyanın önüne atmak için yedekte tutmayı düşünürler. Ve doğal olarak oyunun sonuna doğru bu kozu kullanacak noktaya gelirler. (Ne kadar kirlenirsek kirlenelim temizlenmek için deterjanımız yine temiz yanımızdır, ancak onunla ayakta kalabiliriz… de diyebilirdik; ama aklımıza bile gelmedi.)

‘Kör kör parmağım gözüne bir anlatım’ Para 8dedik, dedikse örnekleyelim: Misal, Benzeri’ni sahneye çağırıp hiç alâkası yokken tüm ailesinin önünde “Söyle, bu dünya batarsa neden batar demiştin?” diye sorması, “Ahlâksızlıktan.” cevabını alması gibi saçma ve anlamsız bir sahneyi bir daha görmek istemem doğrusu. Keza Bankacı ile Nazır (Neşet ERDEM) arasında geçen konuşma… Felâket. Kızı’yla (Petek OCAKCI) Kızı’nın Nişanlısı’nın (Mehmet TEKATLI) replikleri…

Eser özgün dili bozulmadan sahneye konmuş. İyi olmuş olmasına da oyunculuğu da o dile yuvarlamak gerekmiyor mu biraz? Yani olayların hangi dönemde geçtiği görsel manada belli değil -belki de istenen o-, ama üslûba bakıyorsunuz elli sene öncesi.

Eserde son sahne esrar kahvesinde geçiyor; ama bu bölüm sahnelenmemiş. Nedenini bilmiyorum; tahminimce sigaranın bile çiçekle örtüldüğü bir yayın ortamında esrar kahvesinin hoş karşılanmayacağı düşüncesi olabilir. Halbuki oyunun temel felsefesinin sonuçlandırıldığı bölüm; çünkü biz görmesek de beklenen felaket gerçekleşir ve Bankacı O katledilir. Aslında tam da burada başlar işin tatlı kısmı. Biz esrar kahvesinde O’yu veya Benzeri’ni görürüz; ama kimi gördüğümüzü kestiremeyiz, bazen O olduğunu düşünürüz bazen de Benzeri. Her ne kadar üslup olarak yine tiyatroya uygun bir akış olmasa da oyun devamlılığı açısından tutarlı bir bölüm. Oyundan çıkarılmasa olur muydu? Riskli.

Para 5Yastık Adam’da çok beğendiğim Mesut TURAN’ın bu temsilde çok isteksiz görev aldığı hissini edindim, benim için gerçek bir hayal kırıklığı oldu. Oyunda kim iyiydi diye sorarsanız “Sormayın.” derim size.

Kısacası, yıllardır Necip Fazıl diye bas bas bağıran bir iktidarın tüm Devlet Tiyatroları yönetim kadrolarını yeniledikten sonra seçe seçe bu temsili seçmesi ve bu kadar kötü uyarlaması, sahnelemesi çok üzücü. Kesinlikle sezonun en kötü oyunu olmaya aday. Bunun en güzel ispatı da oyuna ne zaman isteseniz önlerden bile yer bulabiliyor olmanız.


DEKOR – GİYSİ TASARIMI: MÜGE ORHAN
IŞIK TASARIMI: MEMDUH YAZAR
BESTECİ: OKTAY KÖSEOĞLU
KOREOGRAF: EMİR KAYA
DRAMATURG: ORHAN KARATAŞ
YÖNETMEN YARDIMCISI: CENGİZ KORUCU
ASİSTAN: ÖZGE MİRZALI
SAHNE AMİRİ: TÜLAY VURAL
KONDÜVİT: ONUR İLDEGEZ
IŞIK KUMANDA: ZEKAİ GÖKSU, OKAN EMİNOĞLU
SUFLÖZ: KİRAZ HAN
DEKOR SORUMLUSU: GÖKHAN GÖKÇE
AKSESUAR SORUMLUSU: SİNAN DEVİR
ERKEK TERZİ: CEVAT YILMAZ
KADIN TERZİ: NERMİN ŞATIR
PERUKACI: AHMET ERMİŞ
OYUNCULAR: MESUT TURAN, ZEYNEP AYTEK METİN, KADER İLHAN, NEŞET ERDEM, ERCAN EKER, MEHMET AKAY, KAYHAN SARIGÖLLÜ, SERAP DOĞAN, GÖKÇE YURTSAL, MEHMET TEKATLI, PETEK OCAKCI, ALİ ÇAKIR
 *Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın