I Pagliacci… Ruggero LEONCAVALLO… (1857-1919)I PAGLIACCI - PALYAÇOLAR - afiş

28.03.2015 tarihinde kendimi çok şanslı hissettim. Uluslararası Mermer Fuarı için İzmir’de bulunacağımız tarihe denk geldiği için prömiyerine üçüncü sıradan ve sahneyi tam ortalayan bir bilet almaya başardığım Palyaçolar Operası’nda muhteşem bir sese tanık oldum: Aydın UŞTUK. İzmirliler böyle büyük bir sese sahip oldukları için çok çok şanslılar.

LEONCAVALLO Palyaçolar Operası’nı gerçek bir olaydan, babasının yargıçlık yaptığı dönem mahkemeye yansıyan kıskanç palyaço cinayetinden esinlenerek kaleme almış, notaya dökmüş. Eser ilk olarak 1892’de sahnelenmiş. Konusunu özetle aktarmak gerekirse:

Gösteriler I PAGLIACCI - PALYAÇOLAR -  - DEVLET OPERA VE BALESİ İZMİR - Birgül Su ARİÇ (Nedda) - Tamer PEKER (Tonio)düzenleyen bir kumpanyada trup başı Canio (Aydın UŞTUK) karısı Nedda’nın (Birgül Su ARİÇ) gönül ilişkilerinden şüphelenmekte ve onu fazlasıyla kıskanmaktadır. Nedda bir yandan Tonio’nun (Tamer PEKER) aşkıyla eğlenmekte, Tonio’yu ciddiye almamakta; diğer yandan ise Silvio (Nejad BEĞDE) ile tutkulu bir ilişki yaşamaktadır. Nihayet Silvio Nedda’yı o gece gösteriden sonra kaçmaya ikna eder. Konuşulanlara kulak misafiri olan Tonio hemen Canio’yu çağırır; ne var ki Canio karısının aşığının kim olduğunu göremeden Silvio kaçmayı başarır. Akşam tüm ekip sahnedeyken Silvio bavuluyla seyircilerin arasındadır. Oyun ilerledikçe Canio oyunu bir kenara bırakır ve sahnede Nedda’dan sevgilisinin adını öğrenmeye çalışır. Nedda seyircilere durumu belli etmemeye çalışsa da Canio giderek kontrolünü kaybetmektedir ve nihayetinde Nedda’yı, I PAGLIACCI - PALYAÇOLAR - 4 - DEVLET OPERA VE BALESİ İZMİRsahneye atlayan sevgilisi Silvio’yu ve en sonunda kendini bıçaklayarak öldürür. Son sözü “La commedia è finita!” yani “Komedi bitti!”dir.

Bir palyaçonun yaşadıklarını palyaço olarak anılmanın ironisiyle birleştirip tüm acısıyla, tüm kederiyle gülmeye, güldürmeye mahkum biri olmadığını ortaya koyan; aslında nice perde arkası hayatlara bu ironiyle dikkat çekip derinden sorgulatan harika bir eser.

İlk perdenin sonunda Aydın UŞTUK’un seslendirdiği meşhur Vesti La Giubba/Kostümünü Giy aryası boğazımı düğüm düğüm etti, çekindiğim için ağlayamadım. Perde kapandı, dakikalarca alkışladık Aydın UŞTUK’u ve bizleri selamladı. Bugüne kadar duyduğum en etkili yorumdu desem hiç abartmış olmayacağım. Pek doğru bir karşılaştırma olmaz; ancak I PAGLIACCI - PALYAÇOLAR - 2 - DEVLET OPERA VE BALESİ İZMİRitiraf edeyim youtube’daki benzerlerinden çok üstte bir yorum gerçekleştirdi UŞTUK. Sahnedeki bitik, çaresizce isyankar duruşundan tutun, arya finalindeki ağıtına kadar dört dörtlük bir performanstı. (Yazarken bile tüylerim diken dike oldu.) Hafızama kazınan bu sahne için Aydın UŞTUK’a büyük bir teşekkürü borç biliyorum.

İzmir Opera’sında ilk dikkatimi çeken sahnedeki pırıl pırıl, canlı yardımcı kadroydu. Ankara’yı elbette çok beğeniyorum; ama İzmir’i görünce Ankara’dakiler emeklilik hesabı yapan memurlar gibi göründüler gözüme. Bence üstünde durulması gereken bir konu. “Ankara’daki yardımcı oyuncular mecburen, isteksizce mi sahnedeler?” diye sorgulamaya başladım.

I PAGLIACCI - PALYAÇOLAR - 5 - DEVLET OPERA VE BALESİ İZMİR - Aydın UŞTUK (Canio)Tulio GAGLIARDO yönetiminde orkestranın seyirciyle iletişimi çok güçlü; sanırım bunda en önemli etken İzmir’de şefin Ankara’daki gibi aşağıda, orkestra çukurunda kalmaması, görünen belden yukarısının tüm oyun süresince orkestra ile uyumunun izlenebiliyor olması. Keyifli bir durum aslında. Tüm ekibi kutluyorum; özellikle ikinci perdede tek bir aryayla sahne alan Arlequin rolünde Tankut EŞBER’in rahat yorumu dikkate değerdi.

Temsilin sahne tasarımını ne yazık ki hiç mi hiç beğenmedim. Oyuna en ufak bir katkısı yok. Son dönem mimarisinde sıkça rastladığımız brüt beton uygulamalara benziyor; yani betonu döküyorlar üstüne boya sıva yok, düz, çıplak beton. Elbette sahnenin arka planda kalması, hatta hiç dikkat çekmemesi başlı başına yönetmen Önder GÖKSEVEN tercihi olabilir; ancak ben bu tür I PAGLIACCI - PALYAÇOLAR - 4 - DEVLET OPERA VE BALESİ İZMİRsahneleri beğenemiyorum. Sahne denildiğinde biraz işin gösterge kısmına da girilmeli bence.

Temsil çıkışındaki küçük kokteyl ise gerçekten tatlı bir sürpriz oldu. Tanıyan tanımayan herkesin samimi, sıcak tavrı Ankara-İzmir farklarından biriydi. Standımızı toplamaya gitmeden önce bu unutulmaz gecede kadehimi Aydın UŞTUK için kaldırdım.


 *Fotoğraflar Devlet Opera ve Balesi sitesinden alınmıştır.
Bu yazının kategorisi OPERA.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website