MUHTEŞEM DİVA… Yazan Peter QUILTER… Yöneten Funda METE…

MUHTEŞEM DİVA Florence Foster JENKINS’in gerçek yaşam hikâyesini anlatıyor. Sesi çok kötü olmasına rağmen hayallerinin peşinde koşarak opera söylemekte ısrar eden, gerçekleri göremeyecek kadar kendini hayallerine kaptırmış ve aileden kalan bütün servetini bu uğurda harcamış bir kadın. Gerçekleri göremeyen ruh haline bir de geçirdiği rahatsızlıklar eklenince ortaya güler misin ağlar mısın bir dram çıkıyor. En yakın destekçisi, istediği başarıyı bulamamış kötü bir aktör olan St. Clair BAYFIELD. İnternetten kısa bir araştırmayla JENKINS’in gerçek yaşamı hakkında detaylı bilgi okuyabilir, hatta link’ten özgün görüntü ve ses kaydına ulaşabilirsiniz.

Oyun yazarı QUILTER’in Broadway Oyun Yazarı olarak tanımlanması sanırım oyunun niteliği konusunda kısa bir özet verecektir. Bir tek Shakespeare, bir tek Çehov sahnelemeyen zorla yaratılmış bir tiyatro efsanesi Broadway. MUHTEŞEM DİVA da tamamen sahne için yazılmış, gerekli gereksiz esprilerle doldurulmuş bir eser. Komik mi? Oyuncular sayesinde komik. Teatral bir gözle bakacak olursak güzel bir metin mi? Hayır; mutlak bir başarısızlık. Ama ne yazık ki en çok ilgiyi, alkışı da oyun dışı sahneler alıyor. Demek ki halkımız oyun bütünlüğünden ziyade eğlenmek istiyor, nasıl olursa olsun!

Devam edelim, ikinci perdedeki kalp krizi sahnesi ve daha kötüsü cenaze sahnesi nasıl bir saçmalık! Oyunla hiç alakası olmayan, oyundan çıkarsanız hiçbir şey kaybettirmeyecek sahneler. Sahne dediğinizin oyuna ya akış olarak ya ruh olarak bir katkısı olmalı. Burada özellikle cenaze sahnesi oyunun niteliğini belli eder tarzda (kimin cenazesi olduğunu söylemeyeyim; çünkü o daha saçma). Bazı espriler sırf seyirciyi güldürmek için yazılmış. Birkaç ana tema vurgu dışında metin iç açıcı değil ne yazık ki!

Florence’ı canlandıran Miraç ERONAT harika bir tipleme yaratmış. Kendisini ORKESTRA temsilindeki komutan Mandel rolünde de hayranlıkla seyretmiştik. Florence’deki bilinçsizlik haliyle birlikte saflıkla gelen keyif seyirciye birebir yansıyor. Hatta şimdi yazarken fark ettim ki neredeyse gerçek biriymiş gibi düşünmüşüm. Sesindeki vurgular hem beceriksizliğini hem kulak rahatsızlığını anlamlandırıyor. St. Clair Bayfield’ı canlandıran Cevat DUMAN eğlenceli bir tip; ama o ayakkabılar hiç olmamış. “Ayakkabılara mı taktın?” diyeceksiniz; demeyin. Cosme McMoon karakterinde Özgür Deniz KAYA hem sesiyle, hem tipiyle, hem de harika piyano çalışıyla temsile cuk oturmuş; oyuncunun gençlik saflığını, heveslerini ve acısını güzel yansıtmış bence. (Biraz filmin etkisinde kaldığını da düşünmüyor değilim.) Bir temsilde canlı piyano icrası epey keyifliymiş meğer, KAYA bunu göstermiş oldu. Meksikalı hizmetçi Maria rolünde Elif Şeker SAKA’yı abartılı buldum; seyirciden manasız yere abartılı kahkaha almasını da seyirci adına üzücü buldum. Bazı sahnelerde temsilin önüne geçiyor ve akış bozuluyor; olmamalı. Dorothy karakteri ise zaten anlamsız bir karakter (oyun için söylüyorum elbette); Serap DOĞAN’ın yapabileceği bir şey yok bence, yine de başarılı.

İsyankâr Bayan Verrinder Gedge rolünde Tuğba YILMAZ’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor galiba; çünkü çok başarılı bence. Rolü gereği oyuna bir anda hareket getirmekle birlikte sanırım oyunun en vurucu sahnelerinin yaşanmasını da sağlıyor, bir ara mıy mıy tempoya giren oyun bir anda hareketleniyor, canlılık kazanıyor. Nitekim tam o anlarda fark ediliyor o ana kadar oyunun içindeki hareketin kuru gürültüden, zorlamadan ibaret olduğu. Bayan Verrinder Gedge’in sahneye girmesi başkarakter Florence Foster JENKINS’in iç dünyasını bize yansıtmak bakımından önemli. Sınırları zorlayan duygu dünyasıyla ve hayata bakışıyla Florence Foster JENKINS önemli bir karakter aslında, çok daha farklı ve etkileyici anlatılabilir. Örneğin St Clair ile Florence’ın arasındaki ilişki, bağlılık tam verilemiyor.

Yönetmen Funda METE Devlet Tiyatroları sahnelerinde gösterime devam eden BAŞ BELASI temsilinde oyunculuğu ile TERAPİ ÖTESİ oyunda ise yönetmenliğiyle karşımızdaydı. İlgili eleştirileri o yazılarda bulabilirsiniz. Bu temsile yönelik olarak popüler bir oyun seçimi olmuş diyebilirim.

Kısacası bu temsile gitmek isteyenler sadece oyunculuklar için gitmeli; eserden yola çıkarsanız yaya kalırsınız.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website