KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ… Yazan Onur ERBİLEN… Yöneten Onur ERBİLEN…

İyi düşünülmüş ve fakat metni başarılı olamamış bir temsil. Oyun akışı çok zayıf; sahne geçişlerinde bağ kurulamamış, hiçbir anlamı olmayan sıçramalar, hiçbir anlamı olmayan girişler, çıkışlar var. Sahne kullanımı etkisiz; dekor unsurları temsilde istedikleri manayı bulamıyor. Bir güldürü seyrettiğimizin farkındayız; ancak güldürü olması son dönem Türk filmleri senaryosu gibi paldır küldür yazılabileceği anlamına gelmiyor. Biraz daha üstünde düşünülerek olgun geçişler sağlanabilirmiş bence. Sanırım en büyük eleştiriyi yazan ve yöneten Onur ERBİLEN’e yönelmek gerekiyor.

Temsildeki çarpıklıklara ilişkin birkaç örnek vermek gerekirse: İki erkeğin hemen, iki konuşma sonra kırk yıllık ahbap kıvamına gelmeleri, çok çiğ kaçıyor. Espri uğruna çekirdek çitlenmesi başta söylenenlerle taban tabana zıt! Oyunun başından itibaren İslam odaklı hareket ettikten sonra ikinci perde açılışının kilise orguyla gerçekleşmesi tutarsız. Durduk yere canlarının tezahürat yapmak istemesi ve futbol esprilerinin zorlamayla işin içine katılması çok amatörce. Doğa katliamı eleştirisi yersiz ve yavan vs. vs. Bu noktalarda oyuncular için söylenecek pek bir eleştiri olamaz; bunlar tamamen yönetmenin tasarrufunda ve denetiminde olması gereken başlıklar.

Oyunculara yönelik görüşlerimi sona bırakarak temsil tanıtım yazısını aynen aktarıyorum ve uyarıyorum: Açıklamada yapılmak isteneni okuyacaksınız, ne kadarının başarılabildiği tartışılır. Örneğin Nekir Meleği’nin rolü çok kısa ve kısıtlıyken Onlara yol göstermekle yükümlü Nekir Meleği de başarılı olamaz.” sözü son derece iddialı durmuş.

Köprüden Önce Son Çıkış; kolay yoldan para kazanarak, çok zengin olmanın yollarını bulup, hayatı önlerine serilmiş bir lezzet sofrası gibi görüp, iştahla saldıran iki bitirim ile üniversite mezunu eğitimli fakat işsiz bir genç kızın, aynı anda ölmeleri münasebetiyle öteki dünyada bir araya gelmeleri ve mahşer gününe kadar burada beraber olmak zorunda olmalarını hicivli bir dille işlemektedir.
Dünyadan alışkın oldukları zaaflarını da yanlarında getiren ve bulundukları yeri de dünyaya çevirmeye iştahla hevesli iki gencin karşısında, eğitimli olan genç sağduyuyu ve bilgiyi temsil etmektedir. Paranın gücüyle dünyada her kapıyı açabilen, olmazı olduran gençler burada da bir yolunu bulup dünyaya yeniden dönebileceklerini, işlerine ve yaşamlarına kaldıkları yerden devam edebileceklerini düşünürler. Ancak öteki dünyanın bir takım katı kuralları vardır. Gençler bulundukları yerin kurallarını kendilerince yorumlamayıp, dünyada sıkça başvurulan kolaycılığa başvururlar. Geri dönebilmek ve ibret almış gibi görünmek için çırpındıkça bataklığa iyice saplanırcasına işleri birbirine karıştırır ve komik duruma düşerler. Onlara yol göstermekle yükümlü Nekir Meleği de başarılı olamaz.
Hayatın ancak kaybedildiğinde değerinin anlaşıldığı ve hunharca yaşamanın zaten hayat olmadığı düşüncesinden yola çıkan ve günümüz insanın açgözlülüğünü, vahşice doğayı, ilişkileri kısacası insanlığı katledişinin yansıması olan Köprüden Önce Son Çıkış, ibretlik bir seyir olmasının yanında, eğlenceli bir komedi ve başarılı bir sahne performansı da vaat ediyor.

Başta söylediğim üzere metin sağlam olmadığından tüm oyuncuları sekteye uğratıyor, bu yüzden oyunculuklar için sağlıklı bir yorum yapmak mümkün görünmüyor. Sorgu meleğini canlandıran Halil ESEN fevkalade başarılı, umulan ilahi etkiyi yaratmakla birlikte oyunculuğu temsil akışı içerisinde ister istemez sekteye uğruyor. Muhakkak başka temsillerde seyretmek isterim kendisini. Muharrem BAYRAK güldürü tarzında arana oyuncu tipi, oyunculuğu güzel, fakat belirttiğim gibi oyundaki manasız duruş ve geçişler oyuncuların da elini kolunu bağlıyor. Metin gereği Kubilay KARABURÇAK ikinci planda kalıyor Muharrem BAYRAK’a göre, bence dengelenmeli, tiyatroda böyle bir görev dağılımı düşünülemez bile; bu durum KARABUÇAK’ın oyununu etkiliyor kuşkusuz, hâlbuki akıcı bir güldürüde daha etkili olacaktır. Genç kız karakteri oyundaki, dolayısıyla genç kızı canlandıran Burçin ÖZSARI temsildeki zayıf halkaydı diyebilirim; bu karakterin zamanlı zamansız sahneden kaybolmasının ve çat kapı geri gelmesinin hiçbir tutar yanı görünmüyor. Ayrıca onun bavulu niye kahverengi, şayet bir mesajı varsa niye ilk sahne haricinde hiç görünmüyor? Bir de afişte yazan, oyunda görünmeyen, kim olduğunu çözemediğim Z.Arya BAYRAK diye biri var! Acaba operadaki gibi değişerek mi oynuyorlar?

Sonuç? Üstünde uzun uzun kalem oynatılması gereken bir metin. Yenilenme sonrası aynı kadroyla (ÖZSARI’nın da biraz gayretiyle) başarılı olacaktır diye düşünüyorum.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website