KOCASINI PİŞİREN KADIN – DEVLET TİYATROLARI ANKARA 🎭

KOCASINI PİŞİREN KADIN… Yazan Debbie ISITT… Yöneten Ezgi YENTÜRK…14519985411685241214-b

Çıktığı gün biletleri tükenen Kocasını Pişiren Kadın’ı gerçekten çok merak ediyordum. Devlet Tiyatroları’nın bu sene uygulamaya geçirerek denediği temsillerin farklı sahnelerde oynanması sayesinde Stüdyo Sahne’den Küçük Tiyatro’ya gelen temsile gittim hemen. Oyun öncesi kitapçığı okudum. Yönetmen için şöyle bir bilgi yer alıyordu: The Guardian tarafından ‘İngiliz tiyatrosunun geleceği’ olarak adından söz ettirdi.

Hemen belirteyim şayet bir eseri bir gazete methediyorsa o eserden bir cacık olmaz demektir. Mesela New York Times bestseller kitaplar var ya, işte onlar yazından anlamayanların okudukları kitaplardır. Tiyatroda da farklı bir durum yok.

KOCASINI PİŞİREN KADIN - Demet BÖLÜKBAŞI (Hilary), Kenneth (Dara TAN)Bu sene seyrettiğim en kötü temsil diyebilirim. Bu noktada oyuncular üzerinde durmak istemem; çünkü komik olsun diye kaleme alınmış felaket bir eserden bahsediyoruz. Tema kadın erkek ilişkileri olunca yazar baştan 1-0’ı cebe koyuyor, çünkü seyirciyi bu temayla eğlendirmek çok kolaydır. Üstelik bu eser bizim kültürümüzün temeline hiç oturmadığından seyirciye bir türlü inandırıcı gelmeyen saçma bir açılış sahnesiyle görücüye çıkıyor: Kenneth (Dara TAN) ikinci eşi Laura ile (Eda YILMAZ YENER) evliliklerinin üçüncü yıl dönümünü kutlamak için on dokuz yıl evli kaldığı ilk eşi Hilary’nin (Demet BÖLÜKBAŞI) evine yemeğe gidiyor. Yani nihayetinde nereye varacaksa varsın Ray COONEY bile bu kadar saçma bir açılış yazamazdı. Velhasıl o geceden yola çıkıp geçmişe giderek tekrar o geceye dönülüyor. Biri oturmuş, hamarat bir ev kadını artık; diğeri beceriksiz, fakat fıkır fıkır bir çıtır. İki kadının erkek üzerinden çekişmesi ve ilişkiye yaklaşımlarının sorgulanması ve tabii ki erkeğin bakış açısı.

Dediğim gibi, yazacak fazla bir şey yok. Işıklandırmanın kötü olduğunKOCASINI PİŞİREN KADIN - Kenneth (Dara TAN), Eda YILMAZ YENER (Laura)u söyleyeyim; ama belki sahne değiştirmeden kaynaklanıyor olabilir. Şu şerhi her zaman koymakta da fayda görüyorum: Acaba daha farklı yorumlanabilir miydi?

Seyircinin de çok tatminkâr ayrıldığını sanmıyorum.

Ama yine de hiçbir temsile ‘gitmeyin’ demem; tiyatro hayat aşısıdır, tiyatroyu ihmal etmeyin.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın