KIRMIZI – DEVLET TİYATROLARI İSTANBUL 🎭🎭🎭🎭🎭

KIRMIZI… Yazan John LOGAN… Yönetmen İskender ALTIN…kırmızı

Bu akşam seyrettim KIRMIZI’yı. İstanbul Devlet Tiyatrosu turnesi. John LOGAN yazmış, Eray ESEROL çevirmiş. Niye yazarla başladım, diye merak ediyor olabilirsiniz? Kesinlikle şunu söylemeliyim ki son yıllarda duyduğum en güzel tiyatro metni. Tek bir boş laf yok. Her kelime, her cümle bir yere gidiyor. Oyunu keşke ara ara durdursalar da bütün salon oradaki tek bir cümle üstüne saatlerce tartışsak, konuşsak. Bunu kaçırmamalısınız. Biliyorsunuz ki kolay kolay beğenmem; ama bu oyuna aşık oldum.

Kısaca oyun:

Mimari devler Philip Johnson ve Mies Van Der Rohe’nin tasarladığı, New York’un en görkemli yapılarından biri olan Seagram Binası’nın tepesindeki ünlü “Dört Mevsim” restaurantında sergilenmek üzere bir seri müral siparişi verilmiştir. Fakat bu resimleri yapması istenen kişi kırmızı6sıradan biri değil, modern sanat algısının temellerini sarsan deha Mark Rothko’dur. Sanat anlayışı üzerine yaptığı yorumlar ve sıradışı renkleriyle kendi üslubunu tüm dünyaya kabul ettiren ressam Rothko, bu oyun ile çalışpma atölyesinde yarattığı ” yeni bir dünya”nın tablosunu göstermektedir. Bu sıradan bir manzara resmi olmanın ötesinde, kendi renklerini oluşturan bir trajedidir. Sanatçının üretim aşamasında yaşadığı katmanları, hayatın içinden bir dille, son derece gerçek bir biçimde sahnede görmek mümkündür. Asistanı Ken ile ressamın olası yaşam algısı üzerine yaptığı tartışmalar, bir sanatçının yaşamın gölgesindeki iç dünyasını çırılçıplak gözler önüne sermektedir.

İki kişilik kadro. Rothko’yu canlandıran Nihat İLERİ mükemmel bir oyun kırmızı10sergiledi. Rothko’ydu. Yardımcısı Ken’i Turan GÜNAY oynadı. Harika bir uyumdu. Aslında tüm oyun baştan aşağı uyum içindeydi, sahnesinden, dekorundan, ışığına kadar… hatta müziğine kadar…

Ve hayatımda ilk kez ışıkçıyı alkışlamak istedim oyunun ortasında. Tuval boyadıkları sahnenin ışıklandırması çok yaratıcıydı. Işık tasarımı Enver BAŞAR elinden çıkmış. Tebrikler.

Dekor ve dekor hareketlerinin oyuna uyumu müthişti. Tek dekorlu bir oyun olmasına rağmen dinamik bir dekor vardı. (Bilmiyorum sahne tasarımı okuyanlar bu durumu nasıl tanımlıyorlar?) Ya da ben dekor seçimlerini fazlaca oyunun içine mi kattım acaba? Bilemiyorum. Sade, abartısız; ama çok etkiliydi.

kırmızı8Küçük bir teşekkür de oyun kitapçığını hazırlayanlara. Bugüne kadar aldığım en doyurucu oyun kitapçığıydı, opera kitapçıklarını yakaladı neredeyse. Kaynak kitap gibi.

Galiba en son ve en büyük pay yönetmene verilmeli: İskender ALTIN.

Sonsöz: 10 üzerinden 10 veriyorum. Son yıllarda seyrettiğim en keyifli oyundu. İyi ki 31 Mart tarihine de bilet almışım. Tekrar gideceğim.

 

Bir Cevap Yazın