KANLI NİGAR… Sadık ŞENDİL kaleminden. Taze klasiklerimizden, desem yanlış birkanlı nigar afiş ifade olmaz sanırım… Bu kez Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndan, Münir CANAR yönetiminde izledim. Tam bir yıl önce Diyarbakır Devlet Tiyatrosu oyuncularından, Ankara turnesinde, Volkan ÖZGÖMEÇ yönetiminde izlemiştim.

Konusuna kısaca değinmekte fayda var: Kanlı Nigar tam namıyla doğru basmaz çil horozun kızı, cihan yandı Kanlı Nigar” diye bilinen bir ‘kötü kadın’. Büyük Aksaray yangınında evi yanar ve kendine yeni, temiz ve kanlı nigar afişştanınmadığı bir semtte yeni bir ev bakmaya koyulur. Tesadüf bu ya, mahallenin sofusu Agâh Efendi evini kiraya çıkarmıştır. Mahallenin gece bekçisi ve çaycısı Abdi de Nigar’ın nâmını bilmesine rağmen vesile olur. İşin güldürüsü de tam burada başlar, sofunun evini bir hayat kadını kiralar, üstelik öyle böyle biri değil: doğru basmaz çil horozun kızı, cihan yandı Kanlı Nigar. Ne var ki alacaklıları da Kanlı Nigar’ın peşini bırakmazlar ve kısa sürede mahalle alacaklıların akınına uğrar, artık kimi isterseniz. Olaylar geliştikçe yalnızca Kanlı Nigar’ın ne tuttuğunu koparan bir kadın olduğuna şahit olmayız aynı zamanda neden bu yollara düştüğünü de öğreniriz bir Türkiye gerçeği olarak.

Küçük bir soru işareti: Eskişehir temsilinden sonra eve dönerken Kanlkanli-nigar-3_ı Nigar’ın bir dram olarak sahnelenip sahnelenemeyeceğini düşündüm. Bence epey ilginç bir çalışma olur. Kanlı Nigar bir dram olarak sahnelenemez mi?

kanlı nigar img-140414151823-001Diyarbakır Devlet Tiyatrosu ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları gösterimleri arasında bir fark görüp görmediğimi soracak olursanız hemen cevaplayayım: Geleneksel Türk tiyatrosunun başarısını gördüm. Münir CANAR’ı yıllar yılı Ankara’dan biliriz. Yılların tiyatrocusu ve özellikle geleneksel Türk tiyatrosu üzerine eğilmiş bir tiyatrocu. Bizim tiyatromuzun en kıymetli yönlerinden biri mizah sever yanı ve CANAR bu işe hiç yabancı değil. Münir CANAR ve oyuncular da bu mizah kabiliyetini en mükemmel şekilde yansıtmayı başarıyorlar. AKP iktidarının komedisini, ayakkabı kutusundan tutun da trafoya giren kediye kadar, tam usta işi atışlarla on ikinden vurarak gözler önüne seriyorlar.

Elbette bu cümlelerle Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nu eleştirmiyorum; sahnelenen dönemin kendine göre gündemi muhakkak farklıydı; kaldı ki her oyunda illâ siyaset olmalıdır diyemeyiz. Ancak kim ne derse desin bizim tiyatromuza mizah çok yakışıyor. Nitekim DT kadrosundan Abdi karakterini canlandıran Ali ÇELİK son derece kanlı nigar 2sempatik, son derece seyirciyle doğru elektrikte olan biri, tulûata doğmuş gibi. Sanki siyaset dışı olması daha iyi. Eskişehir kadrosundan Abdi’yi canlandıran Emre BASALAK ise daha keskin, daha cin bir oyun ortaya koyuyor, biraz daha bilge Abdi diyebiliriz sanırım. İlginçtir, afişlere bakıldığında ise Eskişehir’in daha klasik bir afiş seçtiğini görüyoruz.

Rolleri tek tek karşılaştırmak doğru olmayacaktır belki, ama hiç değinmemek de insanları merakta bırakır, diyerek ucundan değinmek isterim.

DT kadrosundan Nigar’ı canlandıran Duygu GÖKHAN daha fıkır fıkır bir tipleme; ama fettan yanını da yeri geldiğinde esirgemiyor. Eskişehir’den E. Melda YILMAZ ise biraz daha femme fatale [1] bir tipleme. DT’den Agâh Efendi’yi kanli-nigar-214canlandıran Serkan EKŞİOĞLU’nun -Nalınlar’da izlediğimize göre sanırım Ankara DT’ye tayin oldu- güldürü oynamaya çok yatkın, ‘doğal komik’ biri olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim; takipteyim. Narçın rolünde DT’den Kerem COROGİL oldukça başarılı; ama Eskişehir’den M. Alp SUNAOĞLU’nun özellikle şarkısıyla salondan fazlaca beğeni kazandığını söylemeliyim.

Bir de vazgeçilmezimiz müzisyenler var. Her iki gösterimde de müzisyenlerin oyuna katılımları keyifli. Fark şu, Eskişehir kadrosu biraz daha modern bir yaklaşımla kanlı nigar-E2müzisyenleri kullanıyor; Diyarbakır’ın kadrosu ise biraz daha alaturka ve biraz daha profesyonel.

Tabii ki mutlu son. Geleneklerimizdendir mazlumun galibiyetiyle biten oyunlar, senaryolar. Kanunsuz, adaletsiz, hak yiyen cezasız kalmaz. Gerçek hayatta olmasını umduğumuz gibi biter tiyatromuz. Çalan çırpan cezalandırılır, hak yiyen cezalandırılır, sevenler kavuşur, dertliler çare bulur. Güzeldir, umutlandırır bizi.

Sözün özü: Herkesin mutlak ve mutlak görmesi gereken bir ‘taze klasik’. Özellikle öğrencilerin hem Türk tiyatrosunu en canlı şekilde öğrenebilecekleri hem de tiyatroyu aşkla sevebilecekleri bir oyun.


ESKİŞEHİR BELEDİYESİ
DİYARBAKIR DEV. TİY.
ABDİ
EMRE BASALAK
ALİ ÇELİK
AGÂH EFENDİ
ERCÜMENT YILMAZ
SERKAN EKŞİOĞLU
NİGAR
E. MELDA YILMAZ
DUYGU GÖKHAN
NADİDE
PINAR BEKAROĞLU
İREM YURDAKUL
ARAP BACI
ÖZLEM BOYACI
SEVİ DEMİRÇİVİ
ACEM
H. TOLGA TÜMER
MUSTAFA TURAN
İSTİNYELİ
MURAT DANACI
UĞUR ÇINAR
BEDİDE
MAHİDE YUMBUL CANTÜRK
PELİN TOZKOPARAN
NARÇIN
M. ALP SUNAOĞLU
KEREM COROGİL
LAZ
MUSTAFA KILIKÇI
FATİH YURDAKUL
PİYANO/KLAVYE
ONUR ERMEZ
BARIL BAYRAM
KLARNET
ANIL KOÇ
YEKTA OKUMUŞ
TROMPET
HASAN ATEŞ
PERKÜSYON/TEF
GÖKALP MAYAKAN
M. SÜLEYMAN ODUNCU
VİYOLONSEL
CAN GENCER
KEMAN
TAMER ÇAKALLI
EMRAH ÇİÇEKLİ
KANUN
M. ZEKİ GİRAY
KEMENÇE
ASLI GİRAY
[1] Güzelliğiyle esir ettiklerine ardı arkası kesilmez belâları da beraberinde getiren kadın tiplemesi… desem yeridir.
** Fotoğraflar Devlet Tiyatroları‘ndan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website