HAYDİ KARINA KOŞ… Tipik Ray COONEY… Ray COONEY’in yazdığı tipik bir vodvil.haydi karına koş - ankara dt - 0

“Vodvil ne ki!” diye soracak olursanız…  Dramaturg Eren AYSAN[1] oyun kitapçığında vodvil hakkında çok güzel bir yazı kaleme almış ve bir yazı derlemiş; kitapçıklarda yer almasını önemsediğim, öğretici, o fevkalade tatminkâr yazılardan alıntılarla:

“Aslında vodvil, gülünç olanı çeşitli eylem ve fiziksel durumlardan yola çıkarak yapmaya öncelik tanıyan özel bir tür. Kalıplaşmış durumları ön plana alırken, oyun boyunca çözülemeyen düğümler bir dizi fantezilerler de süsleniyor. Genellikle karakter boyutuna geçemeyen tiplerle, dil oyunlarıyla ilerleyen olaylar dizisi, böylece daha da karmaşık bir hal alıyor. Klasik komedyada olduğu gibi komik olanı gösterirken aynı zamanda düşündürmeyi de hedeflemiyor vodvil. Amacın saf güldürmek, dolayısıyla eğlendirmek olduğu öne sürülüyor. Bu nedenle de zaman zaman abartılmış durum ve kişilerle karşılaşıyoruz. Olaylar dizisi hızla ilerliyor. Dramatik yapı gelişim gösterirken, durum ve eylemde rastlantı genel bir kuralmış gibi görünmeye başlıyor. Hatta bütün bu rastlantılardan dolayı sahnedeki trafik öyle bir hal alıyor ki olaylar çözülünceye kadar muazzam bir karışıklık ön plana çıkıyor.”
“Komedinin bir alt türü olan vodvillerde, komediye ait birçok özellik bulunur.
Vodviller mutlu sonla biterler ya da olayların kaynaklandığı temel sorunsal bir şekilde açığa çıkar. Oyun kişileri ise genellikle ayrıntılı olarak açıklanmış karakterler değil, belli özellikleri öne çıkartılmış kalın çizgili tiplerdir. Komedya kişisinin eylemi ise tepkiseldir, oyun kişisinin tipik özelliği ya da oyun kurgusunun gereği olarak yer alır.”

haydi karına koş - ankara dt - 3Eren AYSAN’a bu güzel anlatımından dolayı teşekkür ediyorum; çünkü benim için bu oyunun tek kazancı oyun kitapçığındaki bilgiler oldu. (Nedense Devlet Tiyatroları’nın oyun kitapçıklarında aç seyirciyi doyurucu yazılara rastlamak pek mümkün olmuyor.)

Ben vodvilden hiç hazzetmem. Dolayısıyla oyun hakkında ileri geri konuşmak istemiyorum. Sonuçta bu bir tarzdır ve beğenenler de var. Mesela yanımda oturan amca cebinden mendilini çıkarıp güle güle yaşarttığı gözlerini silip silip mendilinin suyunu sıktı. Vodvil sevmem dedim; ama gecenin üçünde, internette, dördüncü sıranın ortasında -muhtemelen iade edilmiş- boş bir koltuk görünce dayanamadım aldım. Epeydir önlerin tam ortasından, forvet arkası bilet bulamıyordum; o bileti alınca tam Alex mevkiinde seyrettim oyunu.

Genelde vodvilde oyunculuklar biraz abartılıyor, Haydi Karına Koş’ta ise abartılarhaydi karına koş - ankara dt - 5 çok hassas bir noktadan sonra fazla abartıya kaçıyor. Özellikle Stanley Gardner’ı canlandıran Ünsal COŞAR abartmayı da abartıyor. Pazar günü manşetlerinde ‘Sahnede abartırken öldü.’ yazacak diye korktum. Şahap SAYILGAN ve Savaş TAMER ise zaten çok abartılmaması gereken oyunlarını tam kıvamında büyük bir ustalıkla kotarıyorlar. İnsanlar -herhalde yirmi yıldır Ankara sahnelerinde olan- Şahap SAYILGAN’ı televizyondan tanıdıkları için sahneye attığı ilk adımında “Aaa, bu şeyde oynayan adam değil mi!” gibi garip cümleler kuruyorlar yüksek sesle.

Konu kısaca şöyle: Yıllardır iki evliliği idare eden taksici John Smith (Cüneyt METE) çantası gasp edilen yaşlı bir kadına yardım edeyim derken karakolluk ve hastanelik olur; ama hangisi hangi eve yakınsa onun adresini verdiği için hastanede farklı adres, karakolda farklı adres görünür. Hastanenin bağlı olduğu karakol da soruşturma için birini görevlendirince iki farklı adres ve iki farklı John Smith olmak zorundadır artık. Şansızlığı ise üst komşusu Stanley’in ona yardım(!) etmesidir.

haydi karına koş - ankara dt - 1Oyunun en dikkat çekici tarafı hiç kuşkusuz Barbara’yı canlandıran Pelin DİKMENOĞLU’nun erkeklerin aklını başından alan bronz fiziğinin cüretkâr bir şekilde sahnede boy göstermesiydi. Sahneye ilk adımını attığında hafif bir uğultu olmuştu; ikinci perdede beyaz bir gecelikle çıktığında ise bütün salon adeta uludu. Umarım çıkışta polis eşliğinde evine gitmiştir; aksi takdirde evine gidememiştir.

Mert HÜROL’un canlandırdığı eşcinsel modacı/terzi ise yazarımız Cooney tarafından sadece renk katsın diye oyuna eklenmiş anlaşılan. (Mert HÜROL’u başka bir oyundan hatırlayacağım; ama çıkaramadım.)

Sahne tasarımı ilginizi çekebilir; çünkü tek bir sahne iki ev haydi karına koş - ankara dt - 13olarak kullanılıyor. İki üstteki fotoğraftan göreceğiniz üzere döşemeleri koyu renk olan taraftan Barbara’nın evine giriliyor, döşemeleri açık renk taraftan Mary’nin evine giriliyor ve bir kez içeriye girildikten sonra tüm sahne o ev olarak kullanılıyor.

Kanımca sahnelerimizde olmasa da olur bir oyun. Hattâ sahnelerimizde olmasa daha iyi olur bir oyun; ama oynanıyor işte…

Emeği geçenleri kutluyorum elbette…


 [1] Eren Aysan Sivas olaylarında yaşamını yitiren şair Behçet Aysan’ın kızı.
* Fotoğraflar: Devlet Tiyatroları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website