HALICI KIZ – TÜRK SİNEMASI (1953)

HALICI KIZ… 1953 yapımı Halıcı Kız Muhsin ERTUĞRUL’un son filmi, daha doğrusu sinemada HALICI KIZbeklediği ilgiyi görmediği için, hatta yuhalandığı için Muhsin ERTUĞRUL‘u sinemaya küstüren film. Aynı zamanda renkli uzun metrajlı ve sponsorla çekilmiş ilk Türk filmi. Besteci Ferit Alnar tarafından bestelenen film müziklerine özellikle dikkat etmenizi tavsiye ediyorum.

Kısa bir film yorumu yapmam gerekirse, bence harika bir film. Günümüzde sinema yaptığını iddia eden birçoklarının kıyısından bile geçemeyeceği örgü, işleyiş, diyalog ve görüntü başarısı var. Kanımca filmin o dönem tepki görmesinin nedeni biraz cesur bir anlatım sergilemesi ve erkeğin kadına seks objesi gözüyle bakışını açık bir biçimde ortaya koyması. Belki de kadın kimliğini savunmak, bu derece cesur bir anlatımla dile getirmek Muhsin ERTUĞRUL‘un sinema kariyerini noktalamasına neden olan temel unsurdur.

halıcı kız - heyecan başaranKonu: Isparta’nın en güzel kızlarından olan Gül (Heyecan Başaran) halı dokuma atölyesinde çalışmaktadır. Patronun çapkın oğlu Hasan (Asuman Korad) Gül için ciddi düşünmektedir ama çapkınlıktan da kendini alamaz. Gül de Hasan’a karşı boş değilken bir gün çapkınlığına şahit olur. Gül’ü istemeyen Hasan’ın babası “Kadının güzeli başa beladır.” diyerek ortaklık kurmak istediği arkadaşının kızıyla oğlunu baş göz edebilmek adına Gül’ü kovar. Gül’e asılan asılana. Anasını da kaybeden Gül çareyi İstanbul’a gitmekte bulur. İstanbul’da da elbette Gül’ü rahat bırakmazlar; kaç ev değiştirdiyse o evde huzur kalmaz. Velhasıl kelam huzuru tesadüfen karşılaştığı, dağ başında yaşayan bir Dağlı’da (Agah Hün) bulur. Öte yandan, pişman olan Hasan ise ne yapıp edip Gül’ü bulmak ister ve evleneceğini haber alır. Gidip gözleriyle görmek arzusuyla gider ve görür. Film çobanın yeni aşıklara verdiği nasihatle son bulur: “Hadi şehre; dağbaşı sürülerin.”

Ancak filmin en çarpıcı konuşması tartışmasız biçimde şudur bence. Lütfen dikkat:

Hasan pişman olmuştur, düğününü bırakıp kaçmıştır ve Gül’ü yeniden istemektedir. Gül’ün nerede olduğunu bilen komşu Sevda teyze ile (Altan Karındaş) konuşur:
     Hasan: Seviyorum, hâlâ seviyorum.
     Sevda: Şimdi mi aklın başına geldi! Gül’ün yakında nikahı kıyılıyor.
     Hasan: Yani ‘Gül bir adamı seviyor.’ mu diyorsun?
     Sevda: Hem de bilerek, anlayarak seviyor.

Bilerek sevmek, anlayarak sevmek…muhsin ertuğrul

‘Bilerek sevmek’ kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Bilerek seven birini bulmak ve bilerek seven biri olmak? Ne kadar imkansız. Hele ki paranın herşeyi satın alabildiği şu dönemde.



 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir