GÜZEL KATE… 2009 yapımı 90 dakikalık bir Avustralya filmi… Beautiful_KateYönetmen koltuğunda oyunculuktan gelme İngiliz Rachel WARD. Jeff Bridges ve James Woods gibi iki usta ile başrollerini paylaştığı Against All Odds filminden Rachel WARD’ın oyunculuğunu hatırlıyoruz. Avustralya’da kısa filmleri The Big House ve Martha’s New Coat ile ödüller almış, tanınan bir yönetmen. Avustralyalı eşi Bruce BROWN’a da rol verdiği ilk uzun metrajlı film için gayet başarılı bir yönetmenlik denemesi bence. İddialı bir konu. Bir aile filmi; ama ailece izlenebilecek bir film değil.

Yer Avustralya. Mekân geniş Avustralya topraklarının ortasında bir yerde bir çiftlik. Siyasî kariyerinde istediğini bulamamış, ırkçı söylemelerinden vazgeçmeyen Bruce (Bryan BROWN) ölüm döşeğindedir ve son bir kez oğlunu görmek istemektedir. Bruce’un her şeyi geride bırakıp kaçmış oğlunu son kez görme isteği maziye gömülmüş gibi görünen gerçeklerin su yüzüne çıkmasına da yardımcı olacaktır. Zira biz filmin afişinden biliriz ki “The Past Is Always Present/Geçmiş Hep Vardır”

beautiful-kate-8Bir yazar olan Ned (Ben MENDELSOHN) kız arkadaşı Toni’yi (Maeve DERMODY) yanına alıp babasını ziyarete gider. En küçük kardeş Sally (Rachel GRIFFITHS) hâlâ çiftlikte Bruce ile birlikte yaşamakta, kanıksamış biçimde her türlü işle ilgilenmektedir. Toz toprak içinde, tek ve nispeten ilkel kalmış bu çiftliğe yazar Ned’in ve şöhret olma hevesindeki fıkır fıkır Toni’nin uyum sağlaması elbette biraz zor olur; çünkü evin her köşesi Ned’de, bir türlü üstesinden gelemediği, acı hatıraları canlandırırken, Toni sıkıntıdan ve sıcaktan patlamaktadır. Sıkıntılı, anlamsız gelen çiftlik hayatında ara ara kısa görüntülerle geçmişe gideriz ve Ned’in ölmüş olduğunu bildiğimiz ikizi Kate (Sophie LOWE) ile olan ilişkisini görürüz. Yaşamakta oldukları çiftlik hayatı onları birbirlerine yakınlaştırmıştır ve ikizler duygusal bir yakınlaşmaya doğru adım adım gitmektedirler. Anneleri çok önce vefat etmiş bu ailenin dramında temel ikizler üzerine kurulmuştur; çünkü anılara baktığımızda ne en küçük kardeş Sally’nin varlığını biliriz ne de ağabey Cliff (Josh McFARLANE) görünür ortalarda. Hatıralardaki çarpık baba-oğul ilişkileri ise bugün Bruce ile Ned’in aralarındaki sevimsiz iletişimin birikimleridir. Bruce’un ayağa kalkacak hâli yoktur; ancak yılan gibi diliyle lafını esirgemez; Ned ile aralarında bir güç savaşı olduğu açıktır. Ned sesini çıkartmaz, onun savaşı başkadır; ama babasından nefret ettiği de bellidir.

Sanırım bu kadar konu anlatımı yeterli olacaktır; filmin tamamını beautifulkate1anlatarak sürprizleri bozmak ve keyfinizi kaçırmak istemem; ancak “Bu filmi niye izleyelim?” sorusuna birkaç başlıkla cevap vermeye çalışacağım.

Rachel WARD filminden şöyle bahsediyor:

Güzel Kate yalıtılmış bir ortamda yetişen üç kardeşin cinsel uyanışıyla, yabancılaşmış bir baba ile oğul arasındaki duygusal yolculuğu birlikte anlatıyor. Öykü ailedeki bozulmaya ilişkin uçlardaki bir örneği çiziyor; ancak gidişat olumlu.

Biraz Kate’den bahsedelim: Kate çiftlik hayatında doğup büyümüş, tıpkı ağabeyleri gibi okula gitmemiş bir köylü kızıdır; -ama Avustralya köylüsü, bizdeki köy hayatıyla eşleştirmeyin. Masum, duru bir güzelliği vardır. Geçmişe gittiğimiz sahnelerde kamera ile âdeta dans eden Kate bizi de doğasında barındırdığı tehlikeye karşı uyarır gibidir.

beautiful-kate-6Rachel WARD’ın tercih ettiği üslûp da dikkat çekici. Anlatımında bizi dizginleyen, sakin kalmamızı sağlayan bir üslûp var. Onca çatışmaya, huzursuzluğa rağmen durgun bir hava. Beklemediğimiz gerçeklerin ortaya çıkması -o gerçekler ne kadar alışılmadık, ne kadar ahlâk dışı olsa bile- bizi yormuyor. O dinginlikle istesek de istemesek de çirkin bir gerçekle yüzleşmeyi bekliyoruz. İşin içindeki bu sükûnet temelde Ned’in ruh hâli bence. Tek bir sahnede isyan eden Ned’in haykırışı önemli: “Ben hâlâ buradayım.”. Biricik; ama bu haykırış Ned için yeterli. Yeterli mi? Kefaret suçu siler mi? Pişmanlıklar geçici mi? Ned’in babasına olan öfkesi yalnızca kötü baba tavrından dolayı mı yoksa geçmişte yaşanan yalıtılmış, sıkışmış hayatların bir hesabı mı?

Filmin sonunda senaryonun Amerikalı yazar Newton beautiful-Kate_01_591wTHORNBURG’un Cutter and Bone adlı romanından uyarlandığı bilgisini görüyoruz. Cutter And Bone’un filme dönüşmüş hâli Cutter’s Way’in özetini okudum, pek bir bağlantı kuramadım; muhtemelen işlenen tema bağlamında uyarlamaya gidilmiş olmalı. Üstünde durmaya gerek yok.

Güzel bir yorum, güzel bir uyarlama, tadında bir anlatım. İzlemeye değer.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website