FURUĞ – OYUN SANDALI 🎭🎭🎭

FURUĞ… Oyunlaştıran ve Yöneten Harun GÜZELOĞLU… Gösterim: 16 Aralık 2019 – İstanbul

Furuğ FERRUHZAD (5 ocak 1935 – 13 Şubat 1967) İran şiirinin Işık’ı. İsminin anlamı Işık olan Furuğ İran şiirinin, İran kadınının ışığı olmak için yaşadı. Geleneksel, baskıcı, asker kökenli bir ailede yetişen Furuğ küçük yaşta bağımsızlığını kazanmak için isyankar oldu ve yazdı. Şiirlerinde kırgınlık, acı, özgür olma arzusu, hürriyete hasretlik, bastırılmış duygular, ötelenmiş hevesler ana temalardı. Belgeseller ve filmler de çekti. Furuğ hakkında ayrıntılı okumaları internetten sürdürebilirsiniz; kısa girişin ardından ben FURUĞ temsili üzerine yazacağım.

Tek kişilik oyunda Furuğ’a Derya GÜNAYDIN hayat veriyor. Furuğ’un heyecanını, çaresizliğini, umutlarını ve umutsuzluklarını güzel bir oyunculukla aktarıyor GÜNAYDIN. Çok yoğun takip edildiğinde kimi yerlerde bir temsil oynandığını hatırlatan geçiş sekmeleri de gözleniyor GÜNAYDIN’ın psikolojisinde; (bu sekmeler temsilden temsile değişkenlik gösteriyor olabilir elbette) ama genel manada başarılı buldum ben.

Metin yalnızca şiirlerle değil, sanırım röportajlarla da desteklenmiş. Duygularla birlikte güzel bir akışa bağlanmış, sizi sıkmadan akıp gidiyor.

Sahne tasarımı yönetmen Harun GÜZELOĞLU’na ait. Abartısız, soyut. Dekorda kullanılan rengârenk tüller Furuğ’un iç dünyasını yansıtırken, renklerle çatışan sürekli bir karanlık da üstesinden gelemediği dış dengeleri ve bir türlü kurtulamadığı geçmişi temsil ediyor sanki. Açılış sahnesinde yıkanıyor Furuğ; ama sıradan bir yıkanma değil, arınma çabası; tüm dünyadan, tüm baskılardan, tüm basmakalıplardan, tüm yalanlardan. O yıkanma öyle bir dünya ki aslında oradan kopamıyor; üstünden atlanılan, dikkat gerektiren, sakınılan bir su artık… ama yine de o su orada. Bu süreçteki hareket zorluğu, denge vs yine hayatın bir yansıması aslında.

Kimi zaman küçük aksesuarlarla destekleniyor oyun; bir sigara, bir bardak içki. Küçük; ama değerli göstergeler. Mesela Furuğ’un elbisesi bastırılmış cinselliği, dışa vurulmayı bekleyen erotizm arzusunu yansıtır nitelikte. Keza bunu Furuğ’un rahat tavırlarında da görüyoruz. Ve tutucu geleneğe başkaldıran def/bendir (veya neyse o çalgının adı) dansı son derece akılda kalıcı, çarpıcı bir sahneydi.

Bence kaçırılmaması gereken bir temsil.