FİGARO – DEVLET TİYATROLARI ANKARA 🎭🎭🎭🎭🎭

FİFARO… Yazan Angelo SAVELLI… Yönetmen Angelo SAVELLI…FİGARO AFİŞ

2008-2009 sezonunda Don Giovanni Ve Uşağı Pulcinella ile tanıdığım Savelli’yi bu kez Figaro[1] temsili ile pekiştirme imkânı buldum. Yazmakla yetinmeyip yönetmek eyleminin tadını da kendine saklayan biri. Diyebilirim ki son yıllarda gördüğüm en harika temsilleri bu kalemden izledim. Figaro mutlaka görülmesi gereken bir temsil.

Eserin adını ilk duyduğunuzda doğal olarak Figaro’nun Düğünü aklınıza geliyor. Tiyatrodaki Figaro aşağıda bahsi geçen üçlemedeki Figaro çerçevesinde çizilmiş nitekim.

“Dramaturji açısından oyun, Beaumarchais’nin üçlemesinin stilistik gelişimini yeniden ortaya koyan üç perdeye bölünmüş olup, bunlar Sevil Berberi farsı, Figaro’nun Düğünü komedisi ve Suçlu Anne dramıdır.”

figaro - ankara dt - 5Üç eser devam niteliğindedir.[2] Bizim Figaro’da çoğu kişilerin isimleri aynı bu üçlemedekiler olmakla birlikte işlevleri neredeyse aynı. Olaylar da benzer çerçevede gelişmekte; ancak kesinlikle benzer konular işlenmemiş, hattâ üçlemedeki konularla tiyatrodaki konunun birbiriyle alakası yok.

Eserin konusu kitapçıkta çok kısa verilmiş:

“Olayın temel öğesi, jakoben[3] ütopya ile Napoli halkının uyuşukluğu, aklın acımasız hızı ile vücudun onları özümsemedeki önlenemez yavaşlığı arasındaki çatışmadır. Çatışmanın merkezinde Figaro’nun karmaşık ve çelişkili figürü yer alır…”

Ben bu anlatımı biraz daha açmak istiyorum; çünkü olayların hızlı akışı ve figaro6oyuncuların temposuna kendinizi kaptırmanız genel çerçeveyi kaçırmanıza neden olabilir: Fransız İhtilali gerçekleşmiş, Kral devrilmiştir; Fransa’ya Jakoben görüş hâkimdir ve giyotin modası almış başını gitmektedir. Bu zorlu dönemde Fransa’dan kaçan Kontes Napoli’ye, Napoli aristokratlarından Don Bartolo’ya sığınmıştır. Ancak Fransız ordusu bugünkü Amerikan ordusu gibi özgürlüğü dünyaya yayma çabasında olduğundan Napoli’ye girmiş ve burada Napoli halkını tiyatro gösterileriyle, şenliklerle devrime ikna etmeye çalışmaktadır. Tüm bu gelişmelerin tam ortasında durmayı başaran Berber Figaro feleğin çemberinden geçmiş, uyanık, her işten paçayı sıyırmasını bilen biri olarak kendini korumakta, hayatta kalmaya çalışmakta ve hangi kaba dökülürse o kabın şeklini almaktadır. Liboşizm akımından etkilendiği çok açıktır.

Açılış sahnesinde görülmektedir ki devrim ve din çatışması neticesinde, şimdilik devrim kazanmıştır, Figaro bir kiliseyi berber dükkânı olarak kullanmaya başlamıştır ve boyayarak Fransız bayrağına benzettiği papağanına Fransız Milli Marşı La Marseillaise’i öğretmeye çalışmaktadır. Figaro’nun tek derdi kendini kurtarmaktır, o kadar ki devrim yapılalı beş ay geçmiştir ancak Figaro’nun bundan haberi bile yoktur.

Tanıtım kitapçığında eser için şöyle yazılmış:

“…bazı dramatik anlar ve hepsi de Fransız müzisyen Jean-Pierre Neel tarafından gerçekleştirilmiş olan çok sayıda müzikal ritmler, yani aryalar, şarkılar, düetler, triolar, toplu söylenen parçalar ve hatta minyatür bir operetin de bulunduğu, hızlı komik sahnelerin birbirini izlemesiyle, bir tür ‘opera komik’ olarak kurgulanmıştır.”

figaro2Olağanüstü keyifli şarkılar, aryalar dinleyeceksiniz -yalnız opera sanatçısı kalitesinde olmayacağını da baştan belirtmek isterim. Olayların Napoli’de geçiyor olması zaten -nedense- kulak âşinası olduğumuz Napoliten şarkıları beraberinde getiriyor. İlk gösterimde aklımda nasıl yer etmişse artık, ikinci gidişimde hemen hemen hepsine eşlik etme hevesi duydum -eşlik ettim de-. Porzia’yı canlandıran Aylin Levent’in sesini bir kenara koymak gerekiyor sanırım, epey iyi.

Eser çok geniş; ama benim özellikle dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm Rosina rolü. Rosina’yı Aylin Atilla Konak canlandırıyor. Aylin hanımın harika oyununa diyecek söz yok. Nedenini bilemiyorum; ama sahneye çok yakışan bir duruşu var, sıcak bir hava veriyor, bunda kuşkusuz doğal sempatisinin etkisi büyük. Çığlık attığı sahneye ve sırayla azizeden lanet talep ettikleri sahneye hayran kaldım.

Rosina bence şunun için çok önemli: İşgal ile birlikte aristokratik figaro - ankara dt - 8çaresizliğinde kaybolup neredeyse delirme noktasına gelmiş Don Bartolo’nun kızı olan Rosina aslına bakılırsa özgürlükçü bir kız. Baskıdan, yaşadığı ortamda kendini mahkûm gibi hissetmekten çok sıkılmış. Yeni dünya, yeni hayat istiyor; evlenmek istiyor, gitmek istiyor. Ancak yaşadığı şehir istediği özgürlüğü veren bir yer değil ve aristokrasinin kuralları var, bir de bunlara misafir ettikleri Kontes’in beraberinde getirdiği tutucu, gerici bakış eklenince Rosina için hayat çekilmez bir hâl alıyor. Rosina içten içten Fransa’nın getirdiği devrimi benimsiyor, hatta bir Fransız yüzbaşısı ile evlenmek üzere. ‘Evlenmek’ mi dedim? Affedersiniz, yani Rosina öyle sanıyor, oysa Yüzbaşı Almaviva (Erdinç Doğan) zaten pala bıyıklı denilebilecek bir kadın gardiyan ile evli ve aslında tek istediği Rosina ile gönül eğlendirmek. Ama bu Rosina’nın Napolili terbiyesine aykırı değil mi? Ama bu özgürlükçü dünya değil mi? Ama bu Napoli sıkıcı değil mi? Ama bu Yüzbaşı azmış ve Napoli devrime açık değil mi?

figaro1Yukarıdaki paragraf benim oyundan seçtiğim küçük bir kesit, oyun içerisinden çıkarabileceğiniz birçok öykü var. Onları size bırakıyorum. Örneğin Yüzbaşı’nın emireri Cherubino yenilik ateşiyle yanıp tutuşan, okuyan gerçek bir devrimcidir. Herkesin bu devrimin içinde olması gerektiğini söylemekte ve Kontes’i de devrimin yeniliklerine katılmaya, Fransa’ya dönmeye davet etmektedir; çünkü kimse kimseye düşman olmamalıdır. Cherubino dönemin getirdiği romantik etkiden henüz gerçekçi akıma geçememiştir. Kontes ise tutucu zihniyeti o kadar temsil etmektedir ki kendisine elektrikten bahseden Cherubino’ya hiç çekinmeden yeniliklere karşı olduğunu söyleyebilmektedir.

Oyun hakkında daha sayfalarca yazabilirim; ancak bu yazıyı bile kimsenin okumayacağını bildiğim için daha da uzatmanın gereği yok. Ama değinmeden edemeyeceğim, başarılı bulduğum Deniz Yılmaz hakkındaki görüşlerimi Sönmüş Yıldızlar oyununa saklıyorum.

Son söz: Son yıllarda seyrettiğim en güzel temsillerden biri, kesinlikle seyredin. Tekrar tekrar seyredin; ben tekrar seyredeceğim.

 


[1]Ankara temsili. Figaro / Napolili Bir Berberin Maceraları
[2]İlginç olan ikinci bölüm niteliğindeki Figaro’nun Düğünü ilk bölüm Sevil Berberi’nden 30 yıl önce sahnelenmiştir.
[3]Jakoben’in Türkçe karşılığı olarak ‘tepeden inmeci’ verilmiş TDK’da.
*  Fotoğraflar için kaynak Devlet Tiyatroları. İsimleri ve rolleri ben ekledim; okumak için fotoğrafları büyütebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir