Kimsenin cesaret edemediğine cesaret ederek Don Giovanni ile bir röportaj don giovanni11yapmak için şatosunun kapısına kadar gittim. Şato dedimse, şato anlayışı da biraz değişmiş doğal olarak. Girişte nöbetçiler filan yok mesela; zil var, basıyorsunuz Don Giovanni’nin uşağı Leporello diyafondan “Kim o?” diyor. Siz de Türk olduğunuz belli olsun diye “Benim.” diyorsunuz…

Röportaj iki bölümden oluşuyor. Önce magazin ağırlıklı 1. Bölüm’ü yayımlıyorum. Nispeten derinliği olan 2. Bölüm’ü daha sonra yayımlayacağım.

1. Bölüm

Mabu:          Sayın Don Giovanni, temsilinizi ilgiyle seyrettim, ancak daha ilk sahnede biraz şoke oldum desem yeridir. Olay birden tecavüze dönüştü. Neden böyle oldu acaba? Gazetelerde üçüncü sayfada görecektik sizi.

Don Giovanni: Donna Anna’dan bahsediyorsun, evet. Gerçeği söylemek gerekirse zaman zaman kadınları zorlayarak elde etmişliğim vardır; ancak ilk kez bu derece direnen birini gördüm. Zaten direnmese olay sadece komedide kalırdı sanırım, direndi ve kurgu biraz da drama döndü, karma, yarı komik bir hal aldı. Tabii diğer koşullar da durumu besledi diyebiliriz.

Mabu:               Ne gibi?

Don Giovanni:  Mesela Donna Anna’nın Don Ottavio ile olan ilişkisi. Kadınların başka erkeklerle birlikte olmalarını pek önemsemem; evli, bekar çok önemli değildir benim için; ama Don Ottavio aristokrat, varlıklı ve üstelik yakışıklı da. Bir moda danışmanına ihtiyacı var, orası kesin. Üzgünüm Don Ottavio bizimle değilsin. (gülüyor). Üstelik taze bir ilişki. Arzular sönmemiş -henüz-. Böyle bir erkeğin elinden bir kadını alabilmek için onun sahip olduklarından fazlasına sahip olmanız gerekir; zira kadın sıkı bir yatırımcıdır, gelir-gider muhasebesini dünyadaki tüm hesap uzmanlarından daha çabuk çıkarabilir ve yaşayacakları karşısında elde edeceklerini ve kaybedeceklerini anında tartının kefelerine yerleştirip sonuca varabilir.

Mabu:               Yani aşk sözcükleriniz bu kez yetmedi mi, demek istiyorsunuz?

Don Giovanni:  Ah, seni koca sersem! Aşk sözcükleri hiçbir zaman yeterli değildir. Kadın sende bir gelecek görürse aşk sözcüklerini kabul eder; aksi takdirde dünyanın en güzel şiirlerini oku, dünyanı en güzel aryalarını söyle kadın sende bir varlık görmemişse hepsi boşunadır. Elbette her güzel söze kanan yosmaları inkar edemem. Senden önce Napolyon’un ordusuyla yatmıştır; ama en çok seni sevdiğini söyler, senin çok farklı olduğunu söyler. Hayatının erkeği‘ni deneme yanılma yoluyla bulmaya çalışan kadınlar vardır. Ama kadın sadece güzel söze kansaydı edebiyat fakültelerine rağbet artmaz mıydı!

Mabu:               Bu biraz acımasız bir yaklaşım olmadı mı? Hiç mi duygu yok kadınlarda!

Don Giovanni:  Varsa da benim için bir önemi yok. Benim hedefim belli. Gol krallığına oynuyorum. Bir kadının cazibesi onu elde edene kadardır. Kadın senin olduğunu bilirse, artık ona bağlandığını hissederse kaybeder kadınlığını, eskisi kadar bakımlı olmaz; bir süre sonra onun gözünde kasabadaki nalbanttan, hizmet eden uşaktan bir farkın kalmaz. Şatoda eşofman altıyla dolaşan paspal bir tip olup çıkar. Kadının kadınlığını taze tutmak istiyorsan erkekliğini bir radar gibi algıda tutacaksın. Donna Anna ile Don Ottavio ilişkisinin taze olması yolumu tıkadı. Kısmetse üç dört yıl sonra bir tur daha düzenlerim Donna Anna’ya. Tavsamış bir ilişkinin üstüne gelirsem şayet, hiç şansı yok, elde ederim Donna Anna’yı da… Babasını öldürmüş olsam bile.

Mabu:              Evet, Donna Anna’nın babasını öldürdünüz. Nasıl oldu?

Don Giovanni:  Sen de biliyorsun, düello için o ısrar etti. Kadın için elini kana bulamaya değmez. O bir kadın üzerine düzenlenmiş düello değildi, bir onur meselesiydi. Dikkat edersen ben kadın için kendimi asla tehlikeye atmam, riske girmem, kavgaya karışmam. Değmez. Bir kadın için cesur olup ölmektense, korkak olup kendimi diğer kadınlara saklamayı tercih ederim. Kadınları gözünde bu kadar büyütme. Siz Türkler kadını ‘namus’ timsali yapıyorsunuz. Ne alakası var: Denaro parla.

Mabu:         Anlamadım, ama neyse. Madem bir onur düellosuydu, nihayetinde kaçmamanız gerekmiyor muydu? Malum, onur adına yapılan düellolar zaten cinayet sayılmaz, sonucu toplum tarafından kabul görür. Oysa siz kaçtınız. Biraz ‘tecavüzcü’lüğünüzün üstünü örtmeye çalışıyorsunuz gibime geldi sanki?

Don Giovanni:  Tecavüzü bu kadar hor görme. Her kadın tecavüze uğrama fantezisi kurmuştur. Belki hoşuna gidecekti. Bilemeyiz. Sert bir biçimde elde ettikten sonra kendime köle ettiğim kadınların sayısı hiç de azımsanacak sayıda değildir… En azından şu ana kadar Mor Çatı’ya sığınan olmadı. (gülüyor… eş’oğlueşek)

Mabu:               Diyorsun…

Don Giovanni:   Yani.

Mabu:               Mesela Donna Elvira gibi mi?

Don Giovanni:  Gibi… Onun evliliği çoktan bitmişti. Kocası Don Ranocchia Fransa yakınlarındaki bir çatışmada dört yerinden aldığı kılıç yaralarıyla kahramanca ölmüş deniliyor. Gerçi bizde her ölüm kahramancadır, sizde her ölümün erken olması gibi bir şey… Kadın boşta. Davetlerin vazgeçilmezi olmuş. Senin anlayacağın kolay lokma. Aranıyordu, buldu. Fazlası değil. Boşlukta sallanan bir kadına tutunacak dal olursan kurtuluşun zor olur. Donna Elvira’nın baştan sona peşimde olup her işi batırmasının nedeni bu işte.

Mabu.            Ama sanki aranızda cinsel bir ilişkiden fazlası yaşanmış gibi. Yani bir gecelik ilişkinin sonucunda peşinize düşmüş olamaz değil mi! Biraz vaatte bulunmuşsunuz sanki.

Don Giovanni: Kadın bir çiçekse vaat ve yalan onun suyudur dostum. Duymak istediklerini söyleyeceksin ve o da mutlu olacak. Bir kadın ne kadar çirkin olursa olsun dünyanın en güzel kadını yapacaksın onu. Bir kadın evliyse bile onu evinin kadını yapmayı vaat edeceksin.

Mabu:               İyi de buna hangi kadın inanır?

Don Giovanni:   Kadın İnanır. (Çok gülüyor) Anladın mı espriyi! İnanacaksın ulen!  (Çok gülüyor)

Mabu:               Anladım. Bu espri bizde biraz bayatladı Don.

Don Giovanni:  Yani demem o ki her kadın inanır merak etme, sen yalan atabiliyor musun ona bak! Bazen görürsün, kadının yanında itin teki. Neden?

Mabu:               Neden?

Don Giovanni:  Çünkü kadının istediği yalanları sıralamasını biliyor. Belki parası bile yok, ama yalan dolan durumu götürüyor. Sonra iş işten geçmiş oluyor. Kadın dönüp geriye baktığında nasıl olup da öyle biriyle birlikte olduğuna şaşıyor. Ah, povere done, monumento di purezza.

Mabu:               Povere done, monumento di purezza, derken?

Don Giovanni:   Dil öğrensene.

Mabu:               Aristokrasinin yaşam tarzınızdaki konumu nedir?

Don Giovanni:  Kadın gücü, şaşayı sever. Aristokrasi bunu sağlar. Aslında bir kadını tavlamak hiç de zor değildir. Ona bir pırlanta ve yanında pırlantayı örtsün diye bir gül yollamak yeterli. Olmadı mı? O halde iki pırlanta ve bir demet gül yolla. Gözünü boya. Pahalı hediyeler al. Ve bunları sürekli alabileceğinin güvencesini hissettir.

Mabu:          Tamam da böyle sadece kadını elde edebilirim, ya beni sevmesini nasıl sağlayabileceğim?

Don Giovanni:  Ne sevmesi! Sevgiye bu kadar kafayı takma. Kadın severek birlikte olmaz. Birlikte olduktan sonra sever.

Mabu:               Sizi seviyorlar mı?

Don Giovann:   Bilmiyorum. (düşünüyor) Sanmıyorum. Hiçbir kadının yanında beni sevmesine fırsat verecek kadar kalmadım. Sevgi önemsiz bence. Beni arzularlar; çünkü yokumdur. Yok olan değerlidir. Sürekli bir birliktelikle seni sevebilir; ama arzulamaz. Ben kadınlardaki arzuyu canlandırırım ve sevdikleri varsa bile benimle olurlar. Arzuyu canlandırmak için ise yalanlarımı ve vaatlerimi kullanırım. İşte bu kadar basit.

Mabu:              Ya, ne demezsin. Ben niye canlandıramıyorum o arzuyu.

Don Giovanni:   Bir kere tipsizsin.

Mabu:               Biraz ağır olmuyor mu hocam!

Don Giovanni:   İkincisi budalaca dürüstsün.

Mabu:              Tamam, neyse, konumuza dönelim… Ya Zerlina?

Don giovanni:  Zerlina! Ah zavallı küçüğüm. Ne kadar da saf ve temiz. Üstelik alt sınıftan, avam. Giydiği gelinliği gördün mü! (dudak büküyor) Banal… Böylelerini tavlamak en kolayıdır. Şan, şöhret ve evlilik saçmalığı onların aklını başından almaya yeter. Böylesi aristokratik bir hayale dalmakla küçük ve mutlu ailelerinin kadını olmak arasında bocalayıp dururlar. Kararsızlıkları çabuk kandırılmalarını kolaylaştırır. Dil dökmene bile gerek yoktur. Düğününden alırsın. (kahkaha atıyor)

Mabu:         Bizim buralarda bu dediklerin cinayet sebebi, bu bir. İkincisi, bir daha Zerlina’nın bacaklarını okşarsan temsil memsil anlamam, sahneye atlayıp ağzını burnunu dağıtırım ona göre.

Don Giovanni:  Sana ne be adam, deliye bak!

Mabu:             ? Yani, o da var tabii, bana ne ama… üstelik o Masetto’ya da söyle evlenmeyeceği kızı sahnede öpüp durmasın. Tersim pistir, dalarım. Murdar etmeyin lan kızı!

Don Giovanni:  (gülümseyerek bir süre süzdü beni) Prens Mişkin… Evet dostum, Prens Mişkin havası seziyorum sende… Budala!

1. Bölüm’ün sonu

Bu yazının kategorisi OPERA.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website