“…DEĞİŞİK GÖZLE - NECATİ CUMALI

Eniştemin, her gelişimde yinelediği bir soru vardı:

–Sen şimdi  ne olacaksın? Yargıç mı, avukat mı?

Ben de her zaman aynı karşılığı verirdim:

–Eh işte. Öyle bir şeyler…

–İyi. İster yargıç ol, ister avukat. Yazları eniştene gelirken birer paket cigara getir, yeter.

Bu her uğrayışımda yinelenen konuşmanın burasında teyzem, sahne oyuncusu gibi kendi sözünü söylerdi:

–O kendini kurtarsın yeter. Sen cigara içmeyiver.

Konuşmanın bundan ötesi aşağı yukarı şöyle sürüp giderdi:

–Ben çok istemem, derdi eniştem. Tabakam dolu olsun, şu pencerenin başında oturayım. Bana yeter… Arada bir paket cigara gönderirse, bunu Mehmet gönderdi derim, içerken Mehmet yargıç oldu ama eniştesini unutmadı derim. Koltuklarım kabarır… Ben dünyanın tadını hep böyle çıkarım. Mala tamah etmedim. Babamdan kendi başa çıkacağımın üç dört misli mal kaldı. Fazlasını azar azar sattım gitsin. Bir gün olsun bana kalanı az görmedim. Ben tarlanın seti yıkılırsa kendim örüp onarayım severim. Ağaçlarını kendim aşılayıp budayayım. Bostanımı da çekirdekten kendim ayırıp kendim dikeyim. Başka türlüsü tat vermez bana. Sonra şu pencerenin başına, şu kapının içine oturayım severim. Böyle karşıki yola, tarlalara saatlerce baksam canım sıkılmaz. Ha ne dersin?

Teyzem yüzünü buruştururdu:

–Ne varmış o pencerede? Tembelim, canım iş istemez desene!

Eniştem gülerdi:

–Bakma sen karı lafına. Kadın kısmının aklı ya mutfaktadır, ya kilerde. Mutfağı, kileri düşünmeyen esvap düşünür, süs düşünür. Şu pencerenin önüne oturup da benim gördüğümü görecek kadın yoktur dünyada! Kadın kısmı eksik akıllıdır. Ben onu bilirim.

…”


DEĞİŞİK GÖZLE, Necati CUMALI, Cumhuriyet Kitapları, 11. Basım – Aralık 2009, İstanbul, s. 92-93
Bu yazının kategorisi KİTAP.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website