ÇÖKME TEHLİKESİ VAR & EZİLMİŞ PETUNYALAR OLAYI … Yazan Tennessee WILLIAMS… Yöneten Mustafa KURT…

Aynı yazardan iki temsil art arda. Değişik bir uygulama. Hoşuma gitti. Baştan ortak bir yorum yapıp iki oyun ili ilgili görüşlerimi ayrı ayrı yazacağım.

Tennessee WILLIAMS 1911-1983 tarihlerinde yaşamış Amerikalı bir yazar. Küçüklüğünden beri sıkıntılı bir aile hayatı ve sağlığı olmuş. 1924’te başlayan Büyük Buhran dönemi etkilerinin içinde büyüyüp 2. Dünya Savaşı ile pişmiş. Çoğu eserinde arka planda ekonomik sıkıntılar yer alır. Ekonomik sıkıntılarla birlikte insanların değerleri, davranış kalıpları, beklentileri, hayata bakışları da değişiyor kuşkusuz. Bu değişimi mükemmel biçimde gözler önüne serer WILLIAMS. Bir Tennessee WILLIAMS oyunu gördüyseniz hiç düşünmeden bilet alabilirsiniz.

Genç oyuncuları kutluyorum. Sanırım yönetmen Mustafa KURT onlara belirli bir özgürlük tanımış ki oyunculuklarında özgür olmanın getirdiği rahatlık ve heyecan görünüyor, kendi yarattıkları karakterlere sıkı sıkı sarılmışlar. Baştan sona tatlı bir anlatım ve sahneleme gördüm ve çok mutlu oldum. ÇÖKME TEHLİKESİ VAR’da daha doğal bir oyunculuk seyrediyoruz; EZİLMİŞ PETUNYALAR OLAYI ise konunun fantastik yapısına uygun bir oyunculukla bütünleşiyor. Farkı iki temsilde de rol alan Efe ÇETİNEL’in oyunculuğunda çok açık biçimde görebiliyoruz.

Dekorundan kostümüne, müziğinden ışığına çok keyifli bir çalışma bence. Kaçırmamanızı tavsiye ederim. Başta yönetmen Mustafa KURT olmak üzere tüm ekibi kutluyorum.

           0          0           0           0           0          0          0           0           0           0

ÇÖKME TEHLİKESİ VAR tren rayları üstünde yürüme rekoru kırmaya çalışan Willie (Cansunur ŞİMŞEK) ile uçurtması için uygun rüzgâr bekleyen Tom’un (Efe ÇETİNEL) karşılaşmasıyla başlıyor. İki ergen. Willie ailesinin son üyesi olan ablası Alva’yı kaybettikten sonra yalnız kalmış ve ablasının yolundan devam ederek erkeklerin gönül eğlencelerine meze olmuş. Ailesinden kalan ve ‘çökme tehlikesi var’ tabelası asılmış, virane bir evde tek başına yaşıyor. Ablasının arkadaşları(!) kendisine kaldı diye mutlu. Erkeklerin onu gerçekten sevdiğini düşünmek istiyor, herkesin arkadaşı olduğunu düşünmek istiyor ve bunları anlatarak mutlu oluyor. Oysa için için gerçeğin farkında; ama itiraf edemiyor, üstünü örterek Polyanna’yı oynuyor. Başka çaresi yok.

Tom ise yazın tadını uçurtma uçurarak çıkarmaya çalışan muhtemelen okul ile iş/işsizlik arası bir hayat yaşayan bir ergen. Hayattan bir beklentisi yok. Kasaba hayatı içinde çocukluğunun peşinde biri. Kendini biraz büyümüş hissediyor; çünkü sıkıntılı günler yaşıyor ve ayakta kalmayı başarıyor; hayat onu güçlendiriyor.

WILLIE ile TOM’un raylar üzerinde karşılaşması güzel bir ironi. Tren rayları insanın kendini güvende hissettiği bir yer değildir sonuçta; iki ergen hem bu kadar tehlikeli, tekinsiz bir yerde karşılaşıyorlar hem de içten içe umutları var. Dönemin Amerikası orası. Tren rayları üstünde umut. Karşılaşmalarında dünyaya ne kadar naif, saf, temiz, zararsız gözlerle baktıklarına şahit oluyoruz. Üstleri başları dökülüyor, yaşadıkları hayatta bir umut yok. Ama hayata umutla bakıyorlar. Umut ve umutsuzluk arasındaki gelgit en açık biçimde Willie’nin “Gökyüzü amma da beyaz!”  vurgusunda dökülüyor; iki kez söylüyor Willie bu cümleyi, birinde umutla birinde meydan okurcasına! Ve sonunda tüm umutları ve saflığıyla fırtınanın içine doğru yürüyor küçük bir kız.

           0          0          0           0           0           0          0          0           0           0

EZİLMİŞ PETUNYALAR OLAYI… Yazan Tennessee WILLIAMS… Yöneten Mustafa KURT…

Fantastik bir konu. Yaşam İşletmecilik’ten gelen bir satış pazarlama sorumlusu Genç Adam (Özgür Deniz KAYA) hayatını küçük tuhafiye dükkânına ve bahçesindeki petunyalara bağlamış Miss Dorothy Basit’in (Damla Ece DERELİ) ziyaretine gelir. Geliş biçimi ilginçtir; Miss Basit’in petunyalarını ezer, tek bir petunya bırakmaz. Yaşam İşletmeciliğin amacı dışarıda koskoca bir hayat varken küçücük bir dünyaya sıkışıp kalmış insanlara hayatın zenginliğini, yaşamın tadını hatırlatmaktır. Ve tabii ki en büyük rakip Ölüm firmasıdır, Sınırsız Sorumlu. Miss Basit önce Polis’ten (Efe ÇETİNEL) olayı soruşturmasını isterken Genç Adamın ikna edici konuşmasıyla ve dış dünyadaki hayata gözlerini açmasıyla eski müşterisi Mrs. Donuk’a bile tavır alıp yeni bir hayata yelken açacaktır.

Miss Basit “Çok uzakmış gibi geliyor insana.” diyor Genç Adam’ın verdiği buluşma adresi için. Polis yolundan çevirmeye çalışıyor Miss Basit’i o dikenli, amansız yola sapmaması için. Miss Dorothy’nin aklı almıyor satın alınacak bir ürünün kutunun ya da şişenin dışında olabileceğini… İşte bunlar… hayatımızdakiler. Ve bir türlü cesaret edemediğimiz o yol. Neden?

Yaşam’ın bize sorduğu soru şu: “İnsanoğlu duyar, düşünür, hareket eder. Bunu nasıl kullanacaktır insan?” Cevap yine Yaşam’dan “Yaşa!”

İyi seyirler.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website