ÇİNGENE BARON… Müzik Johann STRAUSS Jr… Libretto Ignaz SCHNITSER…ÇİNGENE BARON - DEVLET OPERA VE BALESİ - AFİŞ

Orkestra şefi Nezih SEÇKİN… Yönetmen Gürçil ÇELİKTAŞ… Türkçe Metin Aygın GÜN…

26 Aralık 2015’te Çingene Baron opereti ilkgösterimine/prömiyerine gittim. Benim açımdan tam bir hayal kırıklığı oldu. İkinci kez gitmeden yazabilirim; çünkü ışık vermiyor. İşin temsil kısmına aşağıda değineceğim; ama gerçeği söylemek gerekirse konu ve işleyiş biçimindeki deli fişek akış nedeniyle Çingene Baron başarılı bir eser değil. Damdan düşer gibi gelişen olaylar yumağı. Kitapçıktan konuyu okuyayım dedim, karman çorman bir hikaye yazılmış. Dolayısıyla temsil de başarılı değil.

Eser Türkçeleştirilmiş; bu çok olumlu geliyor kulağa; ama değil. Eseri Türkçeleştiren Aydın GÜN (1917-2007) opera kökenli, bir tenor. Kendisinin operaya verdiği emekler muhakkak işin içindeki kişilerce çok daha samimi ve gerçekçi biçimde takdir ediliyordur, edilecektir. Ne var ki libretto hiç kaliteli değil. Bence librettolar opera çalışanlarının değil, şairlerin işi olmalı. Birkaç kelimeyle dev bir dünyayı yansıtabilme becerisi şairlere özgü bir meziyet; operada laf kalabalığına yer olmamalı. Hele hele kelimelerin melodisini bilerek söz yazma işi kesinlikle müzisyenlerin değil, şairlerin işi. Bir metni Türkçe’ye çevirmek meziyet olabilir; biraz emek sarf eden herkes üç aşağı üç yukarı metin tercüme edebilir; ancak bir metni o dilin kulağına göre, o dilin musikisine göre, o dilin ses yapısına göre çevirebilmek zor iş. Bizdeki Çingene Baron librettosunda iki kelimeden biri ‘ben, sen, ne, hep, çok, bize, size’. Yani nota ses uyumunu sağlamak adına, bu kadar sığ kelime haznesiyle, hiçbir önemli noktayı seyirciye aktaramadan nasıl libretto yazılabilir. Seyirci o metinden ne keyif alır? Ali Baba ve 40 Haramiler’e burun kıvırmıştım; neredeyse arar oldum.

Oyunculuk? Saffi’yi canlandıran Çiğdem ÖNOL’ı bir türlü beğenemiyorum; adeta bağırıyor, kulağa gelen bir melodi değil bir çığlık gibi. Barinkay’ı canlandıran Aykut ÇINAR ile tam bir uyumsuzluk içindeler. İkilinin birbirini sevdiklerine dair tek bir sahne oyunculuk bile göremiyoruz ne yazık ki. Sırası gelen söylüyor havasında devam ediyor temsil. Oysa olaylar öyle gelişiyor ki bir anda kıvılcımlanan bir ilişkiye tanık oluyoruz -olmamız gerekiyor-; ama tın. İki oyuncu da rollerini yansıtamıyorlar.

Temsili ayakta tutan Zsupan’ı canlandıran Bülent ATEŞOĞLU’nun kostümü, makyajı ve bütünleşmiş oyunculuğu. Daha başta kopmak üzere olan seyirciyi uyandırdı. ATEŞOĞLU temsili ayakta tutmak için çabaladı. Arsena’yı canlandıran ve başrollerde gördüğümüz Esra ÇETİNER de kendi yeteneklerinin çok altında; bence bunun nedeni oyun kurgusunun zayıf oluşu ve o rolde birinin rolüne yoğunlaşmasının imkânsızlığı. Düşünün ki temsil süresince en çok alkışı operamızın çocuk yeteneklerinin koreografisiydi.

Dekor büyük, benim sevdiğim tarzda, gerçekçi; ama zeminin anlamsız boşluğu büyük sorun bence. Temsile özel değil, genel bir sıkıntı bu. Balkondan seyredenlerin plastik kaplama, ışıl ışıl spot yansıtan zemini nasıl gördüklerini merak ediyorum.

Son sahnede Saffi’nin taşıdığı sapsarı kostüm hayatımda gördüğüm en uyumsuz kostüm. Bu kadar mı sırıtan, bu kadar mı anlamsız bir kostüm olur.

Yine son sahnede Czipra’nın (Ezgi KARAKAYA) sahnede olmasının gereği nedir? Neye hizmet ediyor? Tüm gelişmeler hakkında yorum yapan bir karakterin sırf kutlamalar için orada olması ve boş boş durması? Sahne giriş çıkışlarında ciddi sıkıntılar var. Saffi’nin salondan girmesi, Czipra’nın salondan girmesi, Zsupan’ın tanışma sahnesinden sonra niyeyse kayboluşu?

Ve saçları sapsarı olan bir kadın var sahnede. Sahnenin tam ortasında duruyor ve aşırı dikkat çekiyor; “Bir şey yapacak herhalde.” diyorsunuz, kayboluyor. Sonra tekrar çıkıyor altın sarısı saçlarıyla ve hiçbir eylemde bulunmadan yine kayboluyor. Ne oluyor, amaç ne ben anlamadım? Yönetmen Gürçil ÇELİKTAŞ’ın hiç mi dikkatini çekmiyor ortada altın diş gibi duran oyuncu!

Temsil kadrosundan Barinkay’ı canlandıracak Şenol TALINLI’yı seyretmek için tekrar gidebilirim. Aynı temsilde Homanay rolünde Umut KOSMAN’ı da merak ediyorum. Yine de tekrar etmek isterim, bence STRAUSS Jr.’ın başarılı bir eseri değil.


(Hatırlatma: Temsile ilişkin fotoğraflar DOB sitesinde yer almadığı için yazıya aktaramadım; daha sonra ekleyeceğim.)
Bu yazının kategorisi OPERA.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website