BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ – DOSTLAR TİYATROSU 🎭🎭🎭🎭

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ… Yazan Nikolay GOGOL… Yöneten Genco BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ - DOSTLAR TİYATROSU afişERKAL…

Epeydir gitmek istediğim bir temsildi; ancak biletlerin 59 TL olması ve Biletix’in gereksiz yere aldığı fahiş komisyonlar nedeniyle bilet almak içimden gelmiyordu. Diğer yandan ise sosyalizm, sosyal adalet, eşitlik, sanat, kültür, eğitim, paylaşım gibi kavramları dilinden düşürmeyen Genco ERKAL’ın neden ısrarla kapitalist sistemin eline kendini teslim ettiğini ve neden ısrarla öğrenci ve memur şehri Ankara’da biletleri 59 TL’ye sattığını çözmeye çalışıyordum. Nihayetinde sanat aşkım galip geldi, gitmeye karar verdim. (Hatırlatma: Sigara içmiyorum, sigaraya para vermiyorum.)

Geçtiğimiz yıllarda, Ankara Devlet Tiyatrosu kadrosundaki Erdal BEŞİKÇİOĞLU’nun Cem EMÜLER yönetmenliğinde uzunca bir süre kapalı gişe oynadığı Bir Delinin Hatıra Defteri çok başarılı BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ - DOSTLAR TİYATROSU 1bir temsildi. Diğer yandan İstanbul Tiyatro Topluluğu’nun temsili ise pek başarılı değildi. Genco ERKAL yorumunu kuşkusuz ki merak ediyordum ve seyretmekten başka çare kalmamıştı.

Bilmeyenler için eser hakkında ayrıntısız bir açıklama yazayım: Rus edebiyatının en önemli kaynaklarından biri Çarlık Rusyası’nın eleştirisi sanırım. Bu oyunda da GOGOL bir memur olan Aksentiy İvanoviç Poprişçin üzerinden sağlam bir toplum eleştirisi getiriyor. İnsanların kendilerini ne kadar çaresiz, ezik, ikinci sınıf, değersiz gördükleri; sahte pohpohlamalarla ayakta durmaya çalışmaları; kendilerini düşürdükleri gülünç ve aciz durumlar müthiş bir kalemle dile getiriliyor. Sırf bu yüzden hem okunması hem seyredilmesi gereken bir eser.

Gelelim temsile: Daha açılış sahnesinde tam bir hayal kırıklığı BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ - DOSTLAR TİYATROSU 2yaşadım. Genco ERKAL yanağının kenarına yapıştırdığı bir mikrofonla salonun sadece solunda bulunan hoparlörden, mono bir sesle sahnedeydi. Tiyatro ve mikrofon? O kadar önemsenen sesi seyirciye aktarma, duyguyu geçirme vs. nerede kaldı? Yani yarın bir başkası çıkıp playback üzerinden daha bir başkasının sesini kullansa itiraz etme hakkımız yok; çünkü ERKAL’ın yaptığı bundan farksızdı. Gerçek ses yerine mikrofondan tiyatro seyrettik; bir tür radyo tiyatrosu da denilebilir sanırım.

ERKAL’ın Poprişçin yorumunu tam manasıyla beğendiğimi söyleyemeyeceğim; temsilin isminin Bir Delinin Hatıra Defteri olduğunu bilmesek Bunamak Üzere Olan Bir Uşağın Güncesi diyebilirdik. İlk sahneden itibaren kullanılmaya başlanan kekelemeler, sayıklamalar, takılmalar Poprişçin’deki değişimin fark edilmesi konusunda yardımcı olmuyor;  oysa Poprişçin gün be gün kötüye gidiyor. Bu çerçeveden bakıldığında değişim oyundan ziyade söze kalıyor gibi.

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ - DOSTLAR TİYATROSU 4Devlet Tiyatrolarında Cem EMÜLER yönetmenliğindeki dinamik, hareketli BEŞİKÇİOĞLU oyununa karşılık ERKAL’ın yorumu biraz daha sakin; ancak sıkıcı değil, tadında, dozunda bir hareketlilik var, durağan sahnelerde ise ERKAL’ın vücut dilini kullanmadaki başarısı ön plana çıkıyor.

Yorum aşamasında ERKAL’ın BEŞİKÇİOĞLU’na nazaran biraz daha seyirci üzerine oynadığını söyleyebiliriz. Öyle bir an geliyor ki eser köpeklerin mektuplaşmasına yoğunlaşıyor ve neden bahsettiğimizi unutuyor, ana mevzudan uzaklaşıyoruz; işte tam da bu noktada seyirci enikonu gülmeye başlıyor ve akış, bütünlük bozuluyor.

Devlet Tiyatroları’nın şaşırtıcı, modern dekoruna karşılık ERKAL’ın klasik dekoru da gayet başarılıydı. Dekorda Duygu SARIOĞLU yalın denilebilecek bir tasarımı tüm sahneye başarılı bir şekilde yerleştirmeyi başarmış. Yalın dedimse özensiz anlaşılmasın, bilakis dekor üzerinde uzunca çalışıldığı belli; seyirciye tam bir klasik atmosfer sunuyor ve karakterle uyumu sayesinde seyirciyi hemen çekiyor sahneye.

Işık kullanımı ilk kez bu kadar dikkatimi çekti. Tek sahne, BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ - DOSTLAR TİYATROSU 3sabit dekordan beklenmedik şekilde renkli ve algıyı açık tutucu bir ışıklandırma kullanılmış. Sahnenin bir o yanı bir bu yanı tadında loşluklarla, bir eksiklik hissettirilmeden gösterilmiş. Işıkta Sahne geçişleri sahnenin tamamen karartılması ile sağlanmış. Devlet Tiyatroları’nda böyle bir geçiş tercih edilmemişti ve seyrederken ihtiyaç da duyulmuyordu. Burada sahnenin tamamen kararması ve müzik eşliğinde düşüncelerdeki kaotik durumun devamını sağlamaya çalışmışlar. Mete SAKPINAR’ın müzik seçimlerinin seyircinin yabancısı olduğu tınılardan oluşması doğru bir tercih bence.

Dönem dönem Ankara’ya gelip gidiyor Genco ERKAL, biletleri makul bir fiyata çekmesi dileğiyle. Küçük bir eleştiri de oyuna dair minicik bir kitapçığın bile bulunmamasına olsun. Yani seyirciye söyleyecek bir tek söz yok mu!

Genco ERKAL’ı sık sık görmek isterim elbette. Siz de görün isterim.


Fotoğraflar Dostlar Tiyatrosu sitesinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın