BEZİRGAN (TARTÜF) – İSTANBUL HALK TİYATROSU

BEZİRGÂN… Yazan MOLIERE… Yöneten Yıldıray ŞAHİNLER… BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - AFİŞUyarlama İstanbul Halk Tiyatrosu…

Eserin özgün adı Tartüf/Le Tartuffe. Tartüf bir özel isim; ancak zamanla deyim haline gelmiş; örneğin Shirley Valentine gibi ya da -anlam olarak benzemese de kullanım biçimi olarak- bizdeki Şaban gibi. Yıldıray ŞAHİNLER yönetmenliğinde İstanbul Halk Tiyatrosu ise Bezirgân adını seçmekle mahir bir iş çıkarmış. Moliére’e saygı duruşunda bulunalım deseniz ancak bu kadar olabilirdi. Sözlük anlamının dışında, bir deyim olarak Bezirgân’ın bize çağrıştırdığı anlam temsilde tam manasıyla aktarılabiliyor. Zaten birebir uyarlamasının aynı tadı vermesi şüpheli olan Tartüf ŞAHİNLER yönetmenliğinde neredeyse yeni bir sahne metniyle, günümüze uygun biçimde oynanıyor. Zaten amaç bu: Moliére o günü eleştirmek için yazmış, oynayanlar bugünü eleştirmek için oynuyorlar. Moliére’in tüm oyunları gibi Tartüf de ‘Doğaçla beni!’ diye bağırıyor, İstanbul Halk Tiyatrosu da ‘Oyun öyle sahnelenmez, böyle sahnelenir.’ diyor.

BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - Bahtiyar ENGİN (Delile), Cem DAVRAN (Zikret)Sahne metninden kastım ne?.. En başta isimler değişmiş. Mesela Bezirgân’a körü körüne bağlanan Orgon olmuş size Zikret. Başarılı bir türetme. Mesela oyunun sonundaki klasik dönem finali tamamen kalkmış, yok öyle bir sahne. İyi de olmuş. Güne uygun bir final tüm seyircileri keyiflendiriyor ve üstelik kimse özgün finalini aramıyor. Mesela Bezirgan’ı bir kukla oynuyor, hem de Zikret beyin elinden. Gerçek metinde tabii ki bir kukla yok; ama Bezirgan’ı kukla biçiminde yorumlamak dört dörtlük bir yorum. Başkarakter Tartüf’ün Bezirgân’a evrilmesi ve karakter olarak da kuklaya dönüşmesi bence tam bir yönetmen başarısı. İstanbul Halk Tiyatrosu baştan sona muhteşem bir uyarlamaya imza atmış. Özellikle oyunun sonu yaklaştıkça ince mesaj enikonu ortaya çıkıyor, nihayet tokat gibi patlıyor… Dallandırıp budaklandırmadan ve en önemlisi korkmadan ve en önemlisi mesaj vereceğiz diye çirkinleştirmeden…

Pek dikkat ediliyor mu bilemiyorum, değilse ben dikkat BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - Faruk AKGÖREN (Senad), Bahtiyar ENGİN (Delile), Simge DEFNE (Meryem), Cem DAVRAN (Zikret), Selin YENİNCİ (Elmire)çekeyim: Özgün metinde geçmesine rağmen sahne metninde ahalinin hangi dine mensup olduklarından bahsedilmemeye özen gösteriliyor sanki. Bizler mumlardan, kostümlerden, duruşlardan, oyunun yazarının Fransız oluşundan vs. Hıristiyanlığın söz konusu olduğunu düşünüyoruz, biliyoruz elbette; ancak sahnede buna asla vurgu yapılmıyor, biz seyirciler de üstünde durmuyoruz ve hatta kendi gündemimize göre yorumluyoruz, kapılıp gidiyoruz. Çok doğru bir tercih; çünkü konumuz bütün dinler, bütün dinlerin bezirgânları.

BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - Selin YENİNCİ (Elmire), Cem DAVRAN (Zikret)Konu demişken kısaca konusuna değinelim: Zikret bey (özgün metinde Orgon, oynayan Cem DAVRAN) ibadet sırasında hayran kaldığı bir mülayim mümine(!), yani Bezirgân’a (Tartüf, Cem DAVRAN’ın oynattığı kukla) hayranlık duyar ve başına tâc’eder, evinde baş köşeyi verir. Yetmez kızı Meryem’i (Mariane, Simge DEFNE) sevgilisi Mirsad’a (Valére, Aytek ÖNAL) vermek yerine Bezirgân’a vermek ister. Zikret hiçbir meziyeti olmayan Bezirgân’ın laf ebeliğine kapılmış gitmektedir. Bütün aile gerçeği görmektedir; ancak evin beyine karşı çıksalar da istedikleri gibi seslerini, hislerini duyuramazlar ve kendilerinden beklenen yüzlerle/maskelerle yaşarlar. Ne var ki -beklendiği üzere- Bezirgân’ın zaafları vardır ve en vahimi evin hanımı, yani Zikret’in karısı Elmire’ye (Elmire, Selin YENİNCİ) olan tutkusudur. Zikret’in gözünü açmanın başka yolu yoktur, ancak namusuna el uzatıldığını göstermek gerekecektir. Baştan sona maskesiyle oynayarak gerçekleri inkâr edememeyi temsilen Delile (Dorine, Bahtiyar ENGİN), maskesini sık sık çıkararak uyarmaya çalışan ve bu yüzden sevilmeyen kayınbirader Senad (Cléante, Faruk AKGÖREN) oyunun önemli kişileri.

BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - Simge DEFNE (Meryem), Cem DAVRAN (Zikret), Bahtiyar ENGİN (Delile)Temsil bir ortaoyunu selamıyla açılıyor; bizim tiyatromuzdan çokça yararlandık ipucu. Temsilin başında ve sonunda görünen Valide (özgün metinde Madame Pernelle, oynayan Erkan CAN) hangi zihniyetle bu noktaya gelindiğinin bir özetini sunuyor. Ve işin esprisi, oyunun sonunda da aynı zihniyetle bitiriyor. Tam tutucuyu, tutuculuğun yıkılmaz kalesini temsilen orada. Tüm oyuncular maskeleriyle oynuyorlar, yeri ve zamanı geldiğinde maskelerini çıkarıyorlar, sonra tekrar maskeleniyorlar. Nedir buradaki incelik? Maskeler onlarda görmek istenilen yüzler; ama maskeler kalktığında kendi görüş ve düşüncelerini söylüyorlar, biraz da korkup sinildiğinin göstergesi… tabii ki o kısa sürede bile maskelerin çıkması ve gerçeklerin dile getirilmesi evin efendisi’nin hoşuna gitmiyor. Maskeler Seda Candan BALABAN. (Hatırlatma: Ben ev diyorum ama… siz onu isterseniz daha büyütün ülke deyin.)

BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - Faruk AKGÖREN Bahtiyar ENGİN, Simge DEFNE, Cem DAVRAN, Selin YENİNCİ, Erkan CAN, Aktel ÖNAL, Selim Can YALÇINDekor bir curcunayı, bir keşmekeşi, bir hengâmeyi çağrıştırdı bana. Her taraftan açılan kapılar, pencereler; kimin nereden ne zaman girip çıkacağının bilinememesi güzel bir algı yaratıyor. Ters giden bir durum var, evet. Mobilyaların ve ahşabın Katolik algısı ister istemez bir ön hazırlık veriyor bize. Sahne tasarımı Barış DİNÇEL. Kostümlerle ve dekorla oyunun klasik yapısı korunurken doğaçlamalarla çağdaş bir yorumda sıkıntı çekilmiyor. Kostüm tasarımı Duygu TÜRKEKUL.

Oyunculara tek tek değinmek haksızlık olur; ama daha ilk sahnede seyirciyi yakalamayı başaran Cem DAVRAN’ın seyircinin gözünün içine baka baka hem gerçeği hem oyunu aktarması harika. Bahtiyar ENGİN ve Selin YENİNCİ maskelerinin ardından bile seslerini gayet güçlü bir etkiyle kullanıyor.

Döneminde yasak görmüş bu oyunun belalısı kiliseyken,BEZİRGAN (TARTÜF) - İSTANBUL HALK TİYATROSU - Erkan CAN (Valida), Cem DAVRAN (Zikret), Faruk AKGÖREN (Senad) ne ilginçtir günümüzde bu tür eleştiriler iktidarlara geliyor. Ülkeyi ele geçirmek için dini alet edenler; o hayallere kapılanlar, ayılanlar, ayılamayanlar; çıkar uğruna girilen işbirlikleri; o işbirlikleri uğruna elden gidenler, kaybedilenler…

Bezirgân sırf bu dönemde sahneleme cesareti gösterildiği için bile seyredilmeye değer, olağanüstü bir temsil. Bugünleri gören her Türk evladının seyretmesi elzem bir temsil. Emeği geçen tüm İstanbul Halk Tiyatrosu çalışanlarını kutluyorum.

Bir Cevap Yazın