AZİZNAME ’17… Yazan Aziz NESİN… Uyarlayan Yücel ERTEN… Yönetmen Yücel ERTEN…

Aziz NESİN’in kaleminden, üslubundan bahsetmeye gerek var mı, bilmiyorum? Kısaca…  Adaletsizliği, eğitimsizliği, cehaleti, yönetimi, çıkar ilişkilerini, devlet-insan ilişkisini, siyaset-insan ilişkisini, tüm değerlerin içinde insanın çıkar uğruna nasıl değersizleştiğini güldürerek anlatmayı başarabilmiş; insanı dönüp de bir ülkesini sorgulamaya zorlamış bir kalem.

AZİZNAME’yi ilk seyrettiğimde sanırım lisedeydim, belki üniversiteye yeni başlamıştım. Ankara Sanat Tiyatrosu’nda da seyretmiştim sanırım. Çok güldüğümü hatırlıyorum. Daha sonra Devlet Tiyatroları’nda sahnelendi. Ayrıntıları hatırlamıyorum, arşivime bakmam gerekiyor.

Öncelikle Cumhuriyet Sahnesi’ni cesaretinden dolayı kutluyorum. Elinde sopayla dolaşan ve istediğini cadı ilan edip hedef gösteren iktidarın hüküm sürdüğü şu dönemde hiç korkmadan, hiç lafını esirgemeden toplumun içinde bulunduğu gerçeği, vatandaşın nasıl uyutulduğunu, nasıl yönetildiğini yüksek sesle dile getiriyor. Adına yakışır bir tavır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

AZİZNAME kısa oyunlardan kurulu bir kabare oyunu. Oyunlar bir bütünün parçaları değil; ancak içerik alamında bir bütünlük oluşturuyor elbette. Türkiye’yi anlatıyor; bu nedenle oyuncular oyuna çok çabuk uyum sağlıyorlar ve belki kendilerinin de birebir yaşadığı birçok gerçeği seyirciye aktarmakta zorluk çekmiyorlar. Fakat sahne geçişlerinde geniş boşluklar yaşanıyor. Bunda Nazım Hükmet Kültür Merkezi’nin üç senfoni orkestrası sığdırabileceğiniz sahnesinin de etkisi var. Oyuncu bir taraftan girip diğer taraftan çıksa nefes nefese kalıyor, desem yeridir. Bu kadar geniş sahne mi olur!

Kadro: Emre Altuğ, Bülent Çolak, Zühtü Erkan, Pınar Gülkapan, Hande Kaptan, Berk Sezenler, Burak Şentürk ve Fatip Topçuoğlu. Oyuncular arasında Hande KAPTAN’a ayrı bir parantez açmam gerekiyor sanırım: Başarılı oyunculuğuyla birlikte değişik bir sahne ışığı var, tek fazlası güzel olması; ya başrol oynayıp popüler olacak ve büyüsünü kaybedecek ya da profesyonel düşünüp zamana yayacak ve hep takdir toplayacak! (Benim pek ilgim olmadığından bilemedim, meğer dizilerde görev almış, tanınan biriymiş.) Burak SEZENLER’in kanun çalması ise büyük sürpriz oldu; sahnede enstrüman çalan oyunculara hep hayranlık duymuşumdur.

Bazı bölümlerde düzenlemeye gidilmesi elzem görünüyor. Örneğin koreografi biraz daha canlı ve özgün olabilir, sade kalmış. Keza şarkılarda da benzer bir yavanlık hissediliyor. Paşaların darbe yapma girişimi oyunu çok uzuyor; çıkışta seyirciden de aynı serzenişi duydum. Tüm mesajlar yerinde; ancak mesajı almak bazen fazlaca uzun sürüyor. Öyle ki Arap zengin ile cariyenin başından geçen hikâyenin ne için anlatıldığını gerçekten unutmuştuk ki sonunda tekrar hatırlattılar kısasını.

Açıkçası metni okumak ihtiyacı hissetmedim; ancak metinde ordunun ihtilal yapması üzerine bir bölüm var. Ordu ihtilal yapmaz, ihtilali halk yapar; ordu darbe yapar. Şayet metinde de bu şekilde geçiyorsa büyük hata. (TDK. İhtilal: Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi, devrim. )

Tüm özel tiyatrolar için yazdığım bir eleştiriyi Cumhuriyet Sahnesi için de yazacağım: Lütfen oyun broşürü bastırın!

Eğlencesi bol, mesajını eğlence içerisinde kaybetmeden verebilen cesur bir temsil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website