Attila operası hakkında daha önce bir yazı yazmıştım. AttilaDVD_FotorBu yazımın konusu Attila operasında, şölen esnasında patlak verip hemen durulan fırtına sahnesi. Önemli bir sahne bence ve bu önemi üzerinden temsildeki yerini değerlendirmeye çalışacağım kısaca.

Neden fırtına sahnesi?

Fırtına sahnesi hakkında beni yazmaya zorlayan soru şu: Attila operasında şölen esnasında fırtınanın çıkması ve çok sürmeden dinmesi ne ifade ediyor? Neden kısa süreli bir fırtınaya ihtiyaç duyulmuş olabilir?[1]

Temsilde seyircinin durumu rahat kavrayabilmesi adına birkaç sahnede açıkça belirtiliyor ki Attila’nın Tanrısı Wotan’dır. Wotan din adamları Romalı kumandan Ezio ile yan yana şölen düzenlemesinin uğursuzluk getireceği hususunda Attila’yı uyarıyorlar. (Wotan inancı için de Rahip ve Rahibeler ifadeleri kullanılıyor.)

Fırtına öncesi:[2]

RAHİPLER (Attila’ya usulca sokulup)
Ey Kral, o yabancıyla birlikte oturman uğursuzluk getiriyor.
ATTİLA
Neden?
RAHİPLER
Bak, gökyüzü kan kırmızı bulut çiziyor…
Dağlardan imansızların uğultuları yayılıyor,
Uğurlu uğursuz kuş çığlıkları birbirine karışmış halde.
ATTİLA
Gidin, uğursuzluğun habercileri!
RAHİPLER
Wotan sizi korusun.
ATTİLA (Rahibeleri çağırır)
Hunların kutsal kızları
Arplerinizi çalın ve festivalimin neşeli şarkılarını yayın.
(Rahibeler iki gruba ayrılıp aşağıdaki şarkıyı söylerler)
RAHİBELER
Kalbe ışığı veren kim?
Gökyüzünde soluk bir yıldız bile görünmüyor.
Kalbe ışığı veren kim?
Gülümseyen aydan hiçbir dost ışın yok
Işıklar bize hayal oldu
Ama rüzgâr esiyor, gök gümbürdüyor ve yalnızca trompet sesleri…

Ve fırtına kopuyor…

Fırtına aslında bütün hamlelerin ortaya döküldüğü bir sahne olarak ustaca hazırlanmış. Yani fırtına başlıyor, halk panikliyor ve tam o esnada eserde süregelen ana çerçeve bir bir yeniden çiziliyor:

  • Ezio Attila’ya yeninden İtalya’yı kendisine bırakması teklifini götürüyor;
  • Foresto Odabella’ya Uldino’nun Attila’yı zehirleyeceğini söylüyor;
  • Odabella intikamı bizzat kendisinin alacağına yemin ettiğini söylüyor (içinden), Attila’nın başkası tarafından öldürülmesini istemiyor;
  • Attila Roma’nın kendisine bir oyun oynadığını düşünüyor Ezio’nun teklifiyle;
  • Uldino ise Romalı olduğunu, özünü hatırlıyor ve Attila’nın kadehine zehri boşaltıyor;

Ve fırtına diniyor, gökyüzü tekrar aydınlanıyor…

ATTİLA - G. VERDİ - FIRTINA ÖNCESİ - ATTİLA, FORESTO, ODABELLABizdeki temsilde özensiz bir sahne gibi kalmış; sahnenin solunda, pek dikkat edilemeyen kalabalık bir köşede icra ediliyor. Seyircilerden fark eden var mı, bilmiyorum! Temsilde Uldino öne çıkıp çıkmama tereddütüyle, anlamsız yere birkaç kez kadehe zehir döküyor seyirciye gösterebilmek için ve zehirli kadehi kendi elleriyle veriyor. Oysa fırtına çıktığında, ateşler sönüyor, ortalık kararıyor ve Uldino’nun bu fırsattan yararlanarak Attila’nın kadehine zehri dökmesi gerekiyor. Yani işin esprisi kadehi kimin verdiğinin belli olmaması; zaten bunun için sorumlunun kim olduğunu bilmiyor Attila. Bizdeki temsilde Uldino bizzat kendi elleriyle veriyor zehirli kadehi ve Odabella o kadehten içmemesi için uyarıyor Attila’yı ve ardından Attila “Kim yaptı bunu?” diyor. Cevap “Kadehi verene sormalısın.”

Youtube’dan başka temsillere baktım, bu sahne hep boşta kalıyor: Kiminde Foresto kadehi değiştiriyor, kiminde arka planda Uldino seyircinin göremeyeceği bir AttilaDVD11_Fotoryerde kadehe zehir döküyor vs.

Fırtına aslında tüm düşüncelerin, planların, sinsiliklerin ortaya döküldüğü kendi içinde psikolojik bir fırtınayı da beraberinde getiriyor, hattâ esas fırtına psikolojik olan. Diğer yandan, sanki temsile geç gelenler için bir özet, ilişkiler ağını karıştıranlar için bir hatırlatma niteliğinde; o sahneyi seyrettiğinizde kimin ne niyette olduğunu, dolayısıyla kimin dost, kimin düşman olduğunu anlıyorsunuz. Aynı zamanda eserin sonrasına yönelik bir ipucu taşıyor; çünkü düşüncesini dile getiren herkes -bir açıdan- eylemini gerçekleştiriyor, tüm düşünceler haklı çıkıyor. Attila fırtınanın mağduru olarak dört kişiye karşı tek başına kalıyor ve nihayetinde dört kişi Ezio, Foresto, Odabella, Uldino istediklerini almış oluyorlar.

Şahsi fikrim, üzerinde biraz daha düşünülmesi gereken ve daha parlak bir sahnelemeyle vurgunun seyirciye açık biçimde aktarılması gereken bir sahne. Coşkusu, ritmi, sahneye kattığı hareketliliğiyle yönetmenin elinde büyük bir koz aslına bakılırsa.

Opera güzeldir, opera keyiflidir, opera dolu doludur. Kaçırmayın!


[1] Okuyacağınız yorum bendenize aittir, benim algımdır ve dolayısıyla sizin veya bir başka yorumcunun algısı veya yorumuyla tamamen ters düşebilir.
[2] Birebir değil, mealen tercüme edilmiştir.
*Fotoğraflar Devlet Opera ve Balesi sitesinden alınmıştır. Sanki insanlar fotoğrafları alıp kullansa bir şey olacakmış gibi devasa damgalarla katledilmiş fotoğraf uygulamasının son bulması umuduyla.
Bu yazının kategorisi OPERA.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website