ATTİLA - AFİŞATTİLA… Giuseppe VERDİ… Rejisör Andrejs ZAGARS

Kesinlikle gidilmesi gereken bir eser. Akışıyla sizi sıkmadan, gayet güzel bir müzikle, iki perde iki saat keyfini çıkarın. Özgün eser üç perde yazılmış olsa bile bence iki perde uygulaması başarılı bir uygulama olmuş. Ayrıca oyuncularımızın sadece arya söylemeyip oyunculuklarıyla da sizleri keyiflendirdiğini göreceksiniz. Bu cümleyi özellikle sarf ettim; zira opera sadece kuru kuru arya söylenen bir sanat değil, belki de insanların uzak durmalarında etkili en büyük önyargı bu; oysa teatral kısmıyla bütünleniyor ve gerçekten görsel bir şölen izliyorsunuz. Aşk var, ihanet var, cinayet var, cesaret var! Üstelik öyküsü son derece sürükleyici. Ama küçük bir uyarı: Bir temsile gitmeden önce o eserin konusuna bir göz gezdirin.

Attila’nın konusunu kitapçıkta sunulan minik özeti genişleterek biraz daha kolay anlaşılabilir kılmaya çalışacağım. Ve sonrasında eleştirilerimi yazacağım.

ATTİLA - G. VERDİ - ATTİLA'NIN KARARGAHIM.S. 452. İtalya’nın kuzeydoğusu, Adriyatik kıyısı, Aquileia. Attila önderliğinde Hunlar Aquileia’yı işgal etmişlerdir ve Roma için ciddî biçimde tehdit oluşturmaktadırlar. Erkeklerle birlikte savaştıkları için Romalı kadınlar da esir alınırlar ve Attila’nın Bretonlu kölesi –emireri diyebiliriz– Uldino tarafından kadınlar Attila’ya sunulurlar. Aquileia Lordu’nun kızı Odabella da esirler arasındadır ve Aquileia Romalı kadınlarının cesaretinden, onurlu duruşundan bahseder başı dik. Attila bu cesarete hayran kalır ve Odabella’ya bir dilek hakkı verir; Odabella bir kılıç ister. Attila bu meydan okumayı gülümseyerek görür ve ona kendi kılıcını verir. Odabella öldürülen babasının intikamını Attila’yı Attila’nın kılıcıyla öldürerek almaya ant içer.

Kadınlar çıkar; Attila Roma generali Ezio’yu kabul eder ve kendisini kahramanca mücadelesinden dolayı kutlar. Ezio’nun Attila’ya bir teklifi vardır: Tüm Roma’yı almasını, ama İtalya’yı kendisine bırakmasını teklif eder. Attila buna sinirlenir, az önce değerli bir düşman olarak gördüğü Ezio’yu vatan haini olarak görür artık; Roma’yı yerle bir edeceğini söyler.

Adriyatik kıyısında bir grup keşiş zorlu, fırtınalı bir geceyi ATTİLA - G. VERDİ - KEŞİŞLERatlattıkları için Tanrı’ya dua etmektedirler. O esnada savaştan kurtulmuş soylu Foresto ve bir grup mülteci keşişle karşılaşır. Dini duyguların yoğun olduğu Katolik inancının ve milli duyguların pekiştiği bir sahnedir. Foresto nişanlısı Odabella için kaygılıdır. Tam o esnada güneş yüzünü gösterir ve herkesin içine bir umut doğar, güneşi gelecek aydınlık günlerin habercisi olarak görürler. Foresto herkesi burada yeni bir şehir kurmaya davet eder; 1450’de o şehir resmen Venedik olacaktır.

ATTİLA - ODABELLA, FORESTO KARŞILAŞMASIOdabella esir tutulduğu Attila’nın kampında Attila’yı öldürmek için fırsat kollamaktadır. Kamp koruluğunda gece gökyüzündeki bulutlara bakarak babasını ve öldüğünü sandığı nişanlısı Foresto’yu hayal etmektedir. Tam bu esnada Foresto gelir ve büyük bir şaşkınlık yaşar: Böyle rahatça dolaşabiliyorken Odabella’nın neden kaçmadığına, neden Attila’nın kampında kaldığına bir anlam veremez ve Odabella’yı ihanetle suçlar. Odabella ise tek amacının babasını intikamını almak olduğunu söyler. (Libretto’daki gönderme İncil’e dairdir. İncil’de bahsi geçen Judith düşman generali Holofernes’i öldürmüştür.) Bu açıklamalar Foresto’yu ikna eder ve barışırlar.

Sabaha karşı Attila çadırında uyurken kâbusla uyanır. Roma kapısında durmuş bir ihtiyar –ermiş diyebiliriz– Attila’nın şehre girmesine müsaade etmez. Attila kâbusunu kölesi Uldino’ya anlatır ve kâbusa yenik düşemeyeceği için ordularıyla hemen Roma’ya doğru yola çıkmak ister. Bu esnada Romalı piskopos Leone arkasında kalabalık bir kadın ve çocuk nüfusuyla Attila’nın karşısına dikilir, kâbustaki sözlerin aynısıyla Attila’ya meydan okur. Attila ilk kez korkmuştur, güvenini kaybetmiştir.

ATTİLA - G. VERDİ - EZİO'NUN KARARGAHIRomalı kumandan Ezio çocuk olarak gördüğü Kral Valentine’den gelen emirle hüsrana uğrar. Valentine Hunlar’la ateşkes sağlandığını ve hemen Roma’ya dönmesini emretmektedir. Ezio ordusunun düştüğü bu durumu içerler. Attila’dan gelen haberciler Ezio’yu akşama düzenlenecek şölene davet ederler. Attila’nın heyeti Ezio’nun yanından ayrıldığında biri kalır, Foresto’dur bu. Güçlerini birleştirmek istediğini söyler ve planını açıklar. Akşamki şölende Attila öldürülecektir ve karanlıkta verilecek işaretle birlikte lidersiz kalan Hunlar’a saldıracaklardır.

ATTİLA - ATTİLA'NIN ŞÖLENİŞölen başlamıştır. Foresto Odabella’ya bir kölenin Attila’ya zehirlİ kadeh vererek onu zehirleyeceğini söyler. Küçük bir fırtına patlak verir, şölen ateşleri söner, ortalık kısa süre karışır ve yeniden durulur. (Üzerinde durulması gerektiğini düşündüğüm bu bölüm hakkında ATTİLA VE FIRTINA SAHNESİ başlığıyla bir yazı daha yazacağım.) Ezio İtalya’nın kendisine verilmesi teklifini tekrarlar, reddedilir. Uldino zehirli içkiyi hazırlar. Odabella babasının intikamını kendi elleriyle almak istediği için Attila’yı tam içkisini içecekken uyarır. Attila kimin bunu yaptığını öğrenmek ister, Uldino’nun ihanetini fark etmez; Foretso hemen ortaya çıkar. Attila Odabella’nın kendisini kurtarmasından memnundur ve ertesi gün onunla evleneceğini söyler. Odabella de bu iyiliğine karşılık Foresto’nun kendi gözetimine verilmesinİ ister ve bu isteği kabul görür. (Uldino’nun neden ihanet ettiği konusunda kısa bir açıklamayı aşağıda okuyabilirsiniz.)

ATTİLA - G. VERDİ - ATTİLA'NIN ÖLÜMÜForesto kahırlar içerisinde düğünü beklerken Ezio Hunlara saldırmaya hazır olduklarını söyler. Bu esnada Odabella babasının ruhundan onu öldüren adamla evleneceği için af dilemektedir. Ezio ve Foresto’ya rastlar. Konuşurlar ve durum açıklığa kavuşmuşken gelinini arayan Attila girer ve ihanet eden bu üçlüyü bir arada yakalar. Ancak Romalılar’ın beklenmedik saldırısını haber veren sirenler duyulduğunda Odabella bir anlık boşluğundan faydalanır ve Attila’yı Attila’dan aldığı kılıçla öldürür. Son!

Temsilde birkaç uygulama hatâsı olduğu kanısındayım, aşağıda beğendiğim ve beğenmediğin noktalara değineceğim.

ATTİLA - G. VERDİ - ŞÖLENİkinci sahnede Adriyatik kıyısında bir grup keşiş fırtınadan kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor ve güzel günleri müjdeliyorlar; ancak aynı ekip daha sonra Attila’nın şöleninde ilâhîler söylüyor. Hâlbuki Attila’nın şöleninde bambaşka bir ekip olmalı; o keşişlerin düğünde ne işleri olduğuna anlam veremiyoruz.

Odabella Romalı kadınların savaşçı olduklarını söylüyor; ancak sahneye giren tüm esir kadınlar melekler gibi, bembeyaz giysiler içerisindeler; allıklar, fönlü saçlar gırla gidiyor, kürden çıkmış gibiler. Bunun dışında kostümler gayet zevkli, başarılı.

Sağdan sola uzanan on-on beş basamak var, Attila’nın yatak odası dışında tüm sahnelerde yerinde kalıyor ve basamak olarak görünüyor. Bence orman –ya da koruluk– sahnelerinde en azından yer yer yeşil kumaşlarla bezenerek basamak görüntüsünden kurtulmak mümkün olsa daha zevkli bir uygulama elde edilebilirdi sanki. Hatta belki birkaç tane ATTİLA - ODABELLA VE ROMALI KADINLARmaki tipi bitki yerleştirilse? Ya da keşişlerin fırtına sonrası sahne için kumsal görüntüsü verebilecek bir örtü olabilir. Sütunlar için de belki aynı eleştiri getirilebilir; ancak sütunların genel olarak Roma kültürünü çağrıştırması oyunun bütünlüğü açısından destekleyici diyebiliriz. Eleştirilerime rağmen çok açık söyleyebilirim ki dekor, ışık uyumu genel manada sizi fazlasıyla memnun edecektir.

Temsil dışı bir eleştiri: Ne yazık, eskiden opera kitapçıklarında libretto yer alırdı; Attila kitapçığında libretto’nun olmaması kötü.

Son olarak eserden aklınıza takılabilecek küçük bir bölümü açıklamak isterim: Uldino neden efendisi Attila’yı, içkisine zehir katarak, durduk yere öldürmeye kalkıyor?

Aslında açıklama oyunun içinde geçiyor; ancak pek anlaşılamıyor; ben konuyu açayım: Bretonya Fransa’nın en batı ucunda bir bölge. M.S. 56 yılında Julius Caesar (Jül Sezar) döneminde Roma tarafından işgal edilmiş. Attila’nın kölesi, uşağı, yaveri, emireri –artık her ne dersek– Uldino neden Attila’yı durduk yere zehirlemeye kalkıyor sorusunun yanıtı işte burada yatıyor. Aslında Uldino bir Breton’lu. Dolayısıyla M.S. 56’da işgal edilmiş topraklardan 452’ye gelinmiş 400 yıllık bir süreçte Uldino Breton’lu biri Roma vatandaşı. Zaten eserde fazla sözü olmayan Uldino bu durumu bize kısacak bir anda açıklıyor: (mealen yazıyorum)

“Cinayet vakti yaklaşıyor.
Uldino, korkuyor musun?
Sen bir Breton değil misin?
Yoksa acılar içinde ağlayan bu vatan artık senin değil mi?
Kölelik utanç verici değil mi?”

Temsilde Uldino’nun kadehe zehir koyması birçok kişi tarafında görülmemiştir bile; çünkü sahnenin sağında Odabella ile aksiyon devam ederken, sol kenarda Uldino biricik sözlerini sarf ederek kadehe zehir koyuyor. Eksik kalmış bir sahne bence.

Opera güzeldir, sanat güzeldir. Unutmayın, milletler inşaat sektörüyle sadece ekonomilerini büyütürler; milletlerin büyümesi için ise sanat gerekir.


*Fotoğraflar Devlet Opera ve Balesi sitesinden alınmıştır. Sanki insanlar fotoğrafları alıp kullansa bir şey olacakmış gibi devasa damgalarla katledilmiş fotoğraf uygulamasının son bulması umuduyla.
Bu yazının kategorisi OPERA.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website