ARF SABİTİ – DEVLET TİYATROLARI İZMİR 🎭🎭🎭🎭

ARF SABİTİ… Yazan Feraye ŞAHİN… Yöneten M. Sadık YAĞCI… Gösterim: 28 Aralık 2019 – İzmir

Adını matematik dünyasına yazdıran Cahit ARF’ın (1910-1997) hayatını merkeze almış olan ARF SABİTİ; bir yanıyla da özellikle ülkemizdeki karakterli bilim adamlarının kaderlerinden kesitler sunmuş oluyor. Cahit ARF’ın naif yapısında elbette erken dönem cumhuriyet aydınlarının temiz, bilim odaklı, öğretme gayretinde, özverili kişiliklerini de görürüz. İntihal, avanta koparma, mevki beklentisi gibi şahsi çıkarlar peşinde koşma yoktur, eziklik, kompleks, ecnebi sevicilik görülmez; memleket sevgisi ve bilimle uğraşma aşkı vardır.

Oyun Cahit ARF’ın (Yusuf KÖKSAL) son dönemleriyle başlıyor. ARF yavaş yavaş zihin karışıklıkları, yaşlılığa bağlı gelgitler yaşamaktadır. Bu süreçle birlikte geçmişe gidişlerinde hayatından kesitler görürüz. Güller serili bir yol değildir elbette; bilim içerisinde olma çabasıyla hayatın gerekli gereksiz önüne serdikleri arasında kalır, bir bilim adamı saflığıyla bocalar.

Geçmişi tül bir perdenin ardından görüyoruz, geçmişten hayal meyal hatıralar gibi geliyorlar ARF’ın zihnine, ARF bazen çocuk, bazen genç bir bilim adamı, bazen koca oluyor. Bir sahne ile iki anlatım birden kotarılıyor; hem ARF’ın yaşlılığıyla geçmişe gidişleri hem de bizim için bir geçmişe tanıklık etme imkânı.  Fakat ilginçtir ki ARF’ın sahnede en çok çatıştığı, konuştuğu kişi Alman matematikçi Bernhard RIEMANN (Serkan KUNTER). Nesi ilginç diyeceksiniz! RIEMANN 1826-1866 tarihleri arasında yaşamız, yani ARF’tan yarım yüzyıl önce ölmüş birinden bahsediyoruz. Bunun nedeni sanırım ARF’ın hem örnek aldığı hem de çalışmaları gereği yolundan gittiği bir matematikçi olması.

Cahit ARF’ı canlandıran Yusuf KÖKSAL’ın işi zordu; çünkü ARF’ın hayatındaki tüm dönemleri tek bir kostümle ve hiç ara o vermeksizin yansıtabilmesi gerekiyordu bize. Ben şahsen RIENMANN’ı canlandıran Serkan KUNTER’i çok beğendim; abartısız bir duruş ve ses tonuyla çok başarılı bir karakter yarattığını düşünüyorum. Dayı tiplemesi ise Ersin AYHAN’ın oyuna renk kattığını ve belki biraz koyu sahnesinin de vermiş olduğu kasvetten oyunu kurtardığını düşünüyorum. Sahne neden hep öyle koyu karanlıktı acaba? Işıklandırma daha verimli kullanılsın diye mi? Işıklandırma gayet güzeldi hakikaten!

Bornova Kültür Sanat Merkezi Bozkurt Kuruç Sahnesi’nde ilk kez temsil seyrettim. Güzel bir sahne; seyirci koltuk dizilimi estetik ve görüşe uygun hesaplanmış. Balkon tasarımları Necdet Aydın sahnesiyle aynı; orada ancak balkondan bilet bularak seyrettiğim FINDIKKIRAN’da görüş açısı olarak pek memnun kalmamıştım, umarım tiyatro balkonlarında da aynı sıkıntılar yaşanmıyordur.

Sonuç olarak kaçırmamanızı tavsiye ederim. Ülkemizin değerlerine sahip çıkmak bağlamında da son derece değerli ve takdir edilmesi gereken bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Yazar Feraye ŞAHİN’den memleketi Balıkesir’e bu güzel oyununu getirmesini beklerim.


*Fotoğraflar Devlet Tiyatroları sitesinden alınmıştır.