ANTIGONE… Yazan: Sophokles… Çeviren: Sabahattin ALİ… Uyarlayan-Yöneten Kenan IŞIK…antigone-AFİŞ

Önce kısa bir özet vereyim sonra hem eleştirilerimi yazacağım hem de günümüz bağlamında oyunu yorumlamaya çalışacağım. Ağır eleştirilerimi ise en sona sakladım.

Antigone bir tragedya… Thebai krallığını dönüşümlü yöneten kardeşler Eteokles ve Polyneikes birbirlerine düşerler. Rivayet odur ki bunu dayıları Kreon (Attila OLGAÇ) tezgahlamıştır. Eteokles sırası geldiğinde iktidarı Polyneikes’e devretmek istemez. İki kardeş savaşa tutuşur ve ikisi de ölür. Oidipus’un soyunda erkek kalmaz, taht sülaledeki tek erkek olan, Oidipus’un karısının erkek kardeşi Kreon’a kalır. Kreon krallık konuşmasını yaparken Eteokles’in ölümünü yüceltir, saldıran Polyneikes’i hain ilan eder ve cesedinin gömülmeden, açıkta bırakılarak kurda kuşa yem edilmesine hükmeder. Antigone (Gözde OKUR) bunu kabul etmez; ağabeyi Polyneikes’in inançları doğrultusunda, tanrıların yasaları doğrultusunda gömülmesi gerektiğini, ölüler diyarı Hades’e gitmeyi hakkettiğini düşünmektedir. Bu düşüncesini kardeşi İsmene’ye de açar; ancak İsmene (Selin TEKMAN) Kral Kreon’un yasalarından, iktidarından korkmuştur, iktidara boyun eğmekten yanadır. Antigone tek kalmıştır. Başına nöbetçi konan antigone -8Polyneikes’in cansız bedenini nöbetçileri atlatarak gömer. Daha sonra merasimi tamamlamak üzere tekrar Polyneikes’in mezarına gittiğinde yakalanır. Antigone’nin yaptıklarını saklamak gibi bir derdi yoktur zaten, yaptığıyla gurur duymaktadır, itiraf eder. Kreon durumu öğrenince oğlu Haimon’un (Barış BAĞCI) nişanlısı olmasına aldırmadan Antigone’yi, oğlunun isyanına kulak tıkayarak kayalıklar ortasında, kuytuda ölüme terk eder… (Buraya kadar, sonrasını merak eden ya oyuna gitsin ya eseri okusun.)

Antigone kardeşi Polyneikes’i tanrıların yasalarına uyarak gömmek istemektedir. Bu hikâyeye göre ‘tanrıların yasaları’ dini mânâda algılanmamalı; çünkü o dönem tanrıların yasaları yürürlükte; yani tanrıların yasaları demokratik hakları temsil etmektedir günümüze uyarlandığında. Antigone demokratik bir hak olarak kardeşinin gömülmesini talep etmekte ve bu uğurda mücadele etmektedir. Tirana baş kaldıran Antigone demokratik haklarını talep eden halkı temsil etmektedir. Bireyin özgürlüklerini savunmaktadır. Kral Kreon ise diktatördür. Kendi dediğinin tanrı buyruklarının -yani demokratik yasaların- üstünde olduğunu söylemektedir. İşte mesele budur.

Küçük bir ek yaparak Antigone’yi biraz da akılcı diye sıfatlandırmak istiyorum; antigone -11çünkü Antigone’nin amacı iktidara karşı gelerek bireyin hakkını aramak değildir, yalnızca telafisi olmayacak bir hakkın kaybolmasını önlemektir. Telafisi olabilecek bir hakkın yitiminde ise yasaların yanında yer alacağını -eserde- açıkça belirtiyor:

“…Ama akıllı insanlar davranışlarımı yüceltir. Çünkü eğer ana olabilseydim, evladım için, ölen kocam için asla iktidara karşı gelmezdim böyle bir davranışla. Bunu bana söyleten yasa nedir? Kocam ölecek olsaydı, başka birini bulurdum, ondan da bir çocuğum olurdu, birini kaybettiysem eğer. Ancak Hades’teyse çoktan anayla baba, insanın başka kardeşi olamaz bir daha. İşte ben bu yasaya göre gömdüm seni sevgili kardeşim…”*

antigone -6Buradan da görüleceği üzere Antigone yasaların biraz tutarlı, gerçekçi olması gerektiğini savunmaktadır. Onun derdi yasaları delmek değil, yasaların kimseyi mağdur etmemesidir.

Elbette ek unsurları atlamamakta fayda var. Eserde Koro var. Koro bizdeki temsilde tek kişi ile kişilik bulmuş (Suna SELEN). Aslında ‘halkın sağduyusu’nu temsil ediyor. Koro ilk önce Kreon’un korkusundan siniyor; ancak daha sonra Kreon’un yaptıklarının, düşüncelerinin aşırıya kaçtığını fark ederek onu uyarıyor, doğru yolu bulmaya davet ediyor. Kâhin Teiresias (Ali SÜRMELİ) ise akil kişileri temsil ediyor. Nitekim oyunun sonunda -gerçek oyunun sonunda demek istiyorum- Kral Kreon önce Kâhin’in sözlerine kulak verir, bir iç hesaplaşmaya başlar ve nihayetinde kamuoyunun da sesine kulak vererek doğruyu bulur.

Umarız ülkemizdeki gelişmeler de benzer doğrultuda olur, eni konu padişah antigone -1havasına girmiş Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN iş işten geçmeden önce azarladığı akil adamlara ve halkın sesine kulak verir de insanlar demokratik düzende yaşamaya devam ederler. Bence bu oyun Başbakan’ın Devlet Tiyatroları’nı kapatmasında ciddi etkili olmuş gibi.

Bizde silah patlamalarıyla başlıyor oyun. Modernize ediyoruz ya! Kot pantolonlu, botlu, ayakkabılı halk. Modernize ediyoruz ya! Mikrofondan halka seslenen, hattâ “Ses bir, iki.” diyen konuşmacı. Modernize ediyoruz ya! Kreon’un taşlara yansıyan dijital görüntüyle halka seslenmesi. Modernize ediyoruz ya! Kreon’un takım elbise giymesi. Modernize ediyoruz ya! Makam koltuğu ofis mobilyasından. Modernize ediyoruz ya!.. Hâlâ şu işi beceremiyoruz. Modern bir yorumu çağdaş ürünleri kullanarak yapmak sanıyoruz galiba.

antigone -10Silah patlamalarından sonra dekor üstünden akan oyun öncesi tarih. Yazı dekordan aktığı için elbette okunmuyor, dekoratif amaçlı zaten ve hoş düşünülmüş. Gayet güzel bir sesle hikâyenin Antigone’ye gelene kadarki tarihi süreci anlatılıyor. Böylece öğrenmiş oluyoruz Antigone kim, Kreon kim, ölenler kimler ve niye savaşılmış? Gerekli mi? Evet; çünkü seyirciler konuya hâkim olmayabilirler, eseri okumamış olabilirler.

Anlatımdan sonra savaş meydanında yatan Eteokles ve Polyneikes’in cansız bedenleri etrafında bir ağıt; ama Antik Yunan ağıtı değil, Diyarbakır, Şanlıurfa tarzı bir ağıt. Nitekim dekorda Nemrut dağı esintileri var. Ses Kürt müzisyen-yorumcu Aynur DOĞAN’a aitmiş.

İlk on beş dakika tamamen hoparlörden ses veren bir tiyatro. Zaten oyunun yüzde sekseni hoparlörden geliyor. Mikrofonla tiyatro? Tüm şarkılar mikrofonla söyleniyor. Şarkı dedimse gözünüzde Antik Yunan’a uygun tragedya koroları canlanmasın. Aranjman ile Türk pop müziği karışımı garip garip müzikler. Kenan IŞIK yaşananların Türkiye’de, Anadolu’da geçebileceğini düşündürmeye çalışmış. Ama ben oldum bittim sevmem bu tür uyarlamaları, hele hele Antik Yunan tragedyasını illa bizim memlekete uyarlama çabası çok anlamsız. Hani Güneydoğu’ya zorla opera dinletmeye çalışmak kadar anlamsız.

Oyunun kurgusunda çok ciddi bir değişiklik var. Eserde Kreon oğlunun içinde olduğu antigone -4tehlikeyi bilmeden yaptıklarının pişmanlığını duymaya başlıyor, yanlış yolda olduğunu fark ediyor; halbuki IŞIK’ın uyarlamasında Kreon oğlu Haimon’un intiharın eşiğinde olduğunu öğrenerek pişman oluyor. İki farklı durum, mesaj bile değişiyor.

Ve bence Antigone’deki en büyük hatâ, genç, sahnede toy duran oyuncularla oyunun sahnelenmesi. Böyle genç bir kadro oyunun ağırlığı altında eziliyor bir görüntü veriyor.  Yazmak ne derece doğru bilmiyorum, kimseyi kırmak istemem; ama hiç o sahnede olmaması gereken insanlar var gibi geldi bana. Kısaca oyunculardan bahsetmek gerekirse Kreon’u canlandıran Attila OLGAÇ tam o rolün adamı. Kâhin Teiresias’ı canlandıran Ali SÜRMELİ’den bahsetmek istemiyorum bile; çünkü oyun boyunca mikrofon kullandı. Hele bir de selam vermek için çıkarken makyajını silmesi, “Beni tanıyamadıysanız tanıyın, ona göre alkışlayın.” beklentisi felaketti. Benim bildiğim oyuncular selama sahneye çıktıkları gibi çıkarlar, kimse makyajını temizleyip, üstünü başını değişip selama öyle çıkmaz.

Devam edelim, Antigone’yi canlandıran Gözde OKUR iyi, sesi hoş. Trajediye en yakın oyuncu oydu sanki. Haimon’u canlandıran Barış BAĞCI’nın sesi mükemmel ötesi, ama trajediyi veremiyor bence. Sonlarda bir kez görünen Eurydike’ı canlandıran Tuğçe Şartekin KARASU gerçekten çok içtendi. Ancaaaak… kalabalık halktan ismini bilmediğim bir kız vardı ki hem duruşuyla, hem görüntüsüyle ve özellikle sesiyle, vurgusuyla çok dikkatimi çekti. İsmini bilmiyorum, sonlara doğru şu dizeleri söyledi: “Tanrılar felakete sürüklerse birini iyi gösterir ona kötü olan şeyleri.” Adını bilen varsa lütfen yorum bölümüne eklesin; ben bu kızdan umutluyum, buraya da yazıp tarihe not düşüyorum. (Bir bakmışım çok ünlü biriymiş meğerse!)

antigone -15Oyunda güzel düşünülmüş işler var. Mesela Kreon’un kimi zaman halk niyetine seyirciye seslenmesi, “Sende kendi durumunu gözden geçir bakalım.” imâsı güzel. Hele bir de bunu Attila OLGAÇ’ın mimiklerinden almak daha bir keyifli. Sağduyuyu canlandırdığı şeklinde yorumladığım Koro Sula SELEN de seyirciler arasında oturuyordu ve yerinden kalkıp bir anlamda hepimizin adına Kreon’u düşünmeye davet ediyordu.

Gidin görün. Tiyatro iyidir. Başbakan kafayı takmış tiyatroya, kapatacak. Sanat anlayışı attığı siyasi nutukların arasına serpiştirdiği dizelerden ibaret olan bir zihniyetten başka bir tutum beklemek saflık olurdu zaten. Şükredelim daha önce aklına gelmedi.

Sonsöz: İstanbul yüzde atmış doluluk oranıyla oynuyormuş. Ayıp. Hiç yakışmıyor. Benim İstanbul’un koca bir köy olduğu teorimi çürütmek için bâri tiyatroya gidin.


 * Antigone, Ayşe SELEN çevirisi. Mitos Boyut, s. 45.
** Fotoğraflar Devlet Tiyatroları‘ndan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website