ALEVLİ GÜNLER… Yazan Irmak BAHÇECİ… Yöneten Yıldıray ALEVLİ GÜNLER - İSTANBUL HALK TİYATROSU - AFİŞŞAHİNLER…

İstanbul Halk Tiyatrosu’ndan halk işi oyun… yazsam sanırım yazının bütününü özetlemiş olurum. Sahneledikleri Moliere eseri Bezirgan ile bizim meddahımız arası gidip gelen bir sahneleme…

Konu şöyle özetlenmiş:

Çocukluğundan beri ayrılmamış üç arkadaş, biri mahallenin kasabı, biri muhasebeci, biri de Türk kültürü profesörü olmuş üç kafadar… İçlerinden biri kanser olunca, inançları gereği öldükten sonra yakılmak ister ve farklı olana yaşam hakkı vermeyen düzenle karşı karşıya gelirler. Başvurdukları her yerde başka komediler yaşar, her türden anlaşmazlık ve anlayışsızlıklarla karşılaşır, bize çağdaş bir “Yaşar-yaşamaz” hikayesi sunarlar.

ALEVLİ GÜNLER - Yıldıray ŞAHİNLER - Cem DAVRAN - Bahtiyar ENGİNMetni son derece zayıf bir oyun. Bir konu akla gelmiş; fakat konuyu işlemekte son derece başarısız kalınmış. En başta isim doğrudan konuyla ilgili gibi görünmekle birlikte ses olarak uyumsuz geldi bana; başka şeyler, mesela filmler, kitaplar, animasyonlar çağrıştırıyor bende: Ateşten Gömlek, Angry Birds, Thunder Roads vs.

Metinde tatminkâr bir veri olmadığından oyuncuların biraz da abartıya kaçarak olayı komediye taşıma çabaları üzerine yapılandırılmış bir temsil diyebilirim. Kimi sahnelerde oyunun akışıyla alakası olmamak üzere uzatılmış güldürüler. Ve sık sık oyunu bırakıp seyirciyle başarısız paslaşmalar, kendi oyunculuklarına, sahneye, kendi kendilerine gülmeler. Ve son derece başarısız bir final sahnesi seyrediyoruz. Hani alkışlanacak mı bilenemeyen durumlar vardır ya, işte öyle bir final.

Tüm bunlar üst üste geldiğinde teatral manada başarısız ALEVLİ GÜNLER - Cem DAVRAN - Erkan CANbir temsil seyrettiğimiz su götürmez. Diğer yandan, gülmüyor muyuz? Gülüyoruz. Eğlendirmiyor mu? Eğlendiriyor zaman zaman. Vermek istediğini verebiliyor mu? Kesinlikle hayır? Espriler, sataşmalar arasında anlatılmak istenen kayboluyor. Anlatımın bizi düşündürmesi, şaşırtması, “Bu kadar da olmaz!” dedirtmesi, “Vallahi doğru.” vs. dedirtmesi gerekiyor. Dedirtiyor mu? Maalesef hayır.

Dekor tasarımı son derece başarılı. Ev dışındaki sahnelere geçiş güzel düşünülmüş. Kostümlerde sıkıntı yok. Dekor, kostüm işleri Barış DÜNÇEL elinden çıkmış. Dekor uygulamada Muhammet TOPRAKTEPE, Mustafa TOPRAKTEPE. Müzik güzel; fakat biraz abartılı kullanılmış. Oyundaki vurgudan daha güçlü bir vurgu yayılıyor müzikten ve böylece oyuna göre müzik değil, müziğe göre oyun oluveriyor sanki. Sahne aralarında cenazeyi kefeniyle ortalarda koşturmak istenen etkiyi vermek adına ince bir düşünce.

ALEVLİ GÜNLER - Bahtiyar ENGİN - Yıldıray ŞAHİNLER - Cem DAVRANBahtiyar ENGİN’in biraz abartılı da olsa oturmuş karakteri ile Yıldıray ŞAHİNLER’in abartısız ve olgun oyunu düşünüldüğünde sahneyi dengede tutuyorlar ve her şeye rağmen oyundan kopmuyorlar diyebilirim. Cem DAVRAN tamamen oyunun akışını başka noktaya alıyor bazen; gülüyoruz, fakat akış bozuluyor. Erkan CAN kuşkusuz başarılı; ama şu ‘şimdi sahneye çıkacağım ve herkes beni tanıyacak’ duruşu olmasa…

Manasız uzatılmış sahneler çıkarılırsa, metin güçlendirilirse, oyuncular biraz daha temsile özel değil oyuna özel hazırlanırlarsa daha kalıcı bir eser kalabilir bizlere… bence…

Son olarak artık şu oyun kitapçığı alışkanlığını edinsek diyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website