“…

“Eğer bir gün onları terk etmek zorunda kalırsam” diye yanıtladı Nataşa, “tabii ki anneciğim dışında kimseye acımayacağım…”

“Ona alışkanlığınızdan dolayı bağlı olduğunuzu anlıyorum. Fakat dinleyin! Size açık yüreklilikle her şeyi doğrudan söylemeliyim: Onu içtenlikle sevemezsiniz; eğer sevdiğinizi düşünüyorsanız kendi kendinizi aldatıyorsunuz demektir.”

“Ne diyorsunuz?” dedi Nataşa dehşet içinde. “O, benim annem! İyi kalpli bir kadın olduğunu ve beni çok sevdiğini biliyorum. Onu nasıl sevmeyeyim?”

“Evet, sessizce ve kayıtsız şartsız onun tüm isteklerine boyun eğeceğiniz sürece sizi seviyor. Ancak eğer bir kez bile onun karşısında iradesine ters düşecek bir şekilde kendi iradenizi gösterirseniz, o sevdiğiniz iyi kalpli anneniz o zaman gerçek dünyasıyla karşınıza dikilir… Acımaksızın annelik otoritesiyle sizi susturacaktır, rahat bir nefes almanıza izin vermeyecektir, üstelik bir de ezilmiş numarası yapacaktır, inleyecektir, ah vah edecektir ve hep sizden şikâyet edecektir. Kimse sizden yana olmayacaktır, herkes onun yanında olacaktır… Onunla sizin aranızda hiçbir açık yüreklilik ve sempati söz konusu olamaz. Aksine ondan saklanmalısınız, olduğunuz gibi görünmemelisiniz karşısında, her an fedakârlık yapmalısınız ve kendi huzuru için inançlarınızın, vicdanınızın aksine onun istediği gibi hareket etmelisiniz…”

…”


*AKRABALAR, Ivan PANAYEV, Ayrıntı Yayınevi 1. Basım, Ocak 2018, s. 102

Bu yazının kategorisi KİTAP.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website