AKLIMDAKİ KADINLAR – DEVLET TİYATROLARI ANKARA 🎭🎭🎭

AKLIMDAKİ KADINLAR… Yazan Neil SIMON… Yöneten Sinan aklımdaki kadınlar-afişPEKİNTON… Çeviren Cemil BÜYÜKKUTU… Özgün adı: Jake’s Women… 14.10.2014 gösteriminden sonra yazıyorum…

Çok açık hatırlıyorum geçen sezon -yanılmıyorsam Şinasi Sahnesi’ndeydi- oyuna gitmeden önce arkadaşımla sohbetimizde “Neil Simon’ın tarzını hiç sevmem; ama yine de gideceğim.” demiştim Aklımdaki Kadınlar için. Oyundan sonra ise şaşırmış halde beğenir gibi olduğumu söylemiştim. İlk gittiğimde, geçtiğimiz sezon yani, nedense oyunu yazamadım bir türlü, içimden gelmedi sanırım; çünkü oyunda oturtamadığım bir takım köşe taşları vardı. Toparlayamadım düşüncelerimi. Nihayet uzunca bir aradan sonra tekrar oyunu izlemeye gittiğimde beni neyin rahatsız ettiğini buldum. Aşağıda ayrıntısına gireceğim.

Neil-SimonNeil SIMON tarzı nedir?

Neil SIMON’ın nasıl bir tarzı olduğunu en güzel geçen senenin kitapçığında yer alan, Prof. Dr. A. Deniz BOZER’in Neil Simon: Çağdaş Amerikan Komedisinin Ustası başlıklı yazısından aktaracağım. Böyle kapsamlı bir yazı için BOZER’e çok teşekkür etmeliyiz. (Bu sene kitap boyutu küçülmüş, bilmiyorum içerik aynı mı, yazı duruyor mu?)

“…Neil SIMON, ticarî tiyatronun simgesi Broadway oyunlarına daha çok eğlenmek için giden New York içinden ve dışından izleyiciyi güldürmeyi amaçlayan oyunlar sunar. Onun oyunlarında Amerikan tiyatrosunda sıklıkla ele alınan ırkçılık, kadın hakları, uyuşturucu, şiddet, Vietnam gibi konulara rastlanmaz. Simon, eşler arası iletişimsizlik, büyük kentte yaşayan bireyin yalnızlığı, uçurumun kenarındaki evlilikler, ebeveyn ve genç arasındaki çatışma gibi konulardan gülmece çıkarır…”

aklımdaki kadınlar- (Levent Şenbay, Zeynep Ekin Öner, Dilara Keyf Günüç)Çevirmen Cemil BÜYÜKKUTU’nun özgün adı Jake’s Women olan eseri Aklımdaki Kadınlar biçiminde çevirmesi önemli. Başarılı bir çeviri, hassas düşünülmüş. Jake’in Kadınları tam bir Neil SIMON oyunu olurdu; ama Aklımdaki Kadınlar daha sorgulatıcı bir hava katmış esere, bir basamak yukarı taşımış sanki. Bu açıklamayı özellikle yazıyorum; zira ben de www.mabutuner.com başlık standardım olmasa yazımın başlığını Neil Simon Sıkıntısı olarak belirleyebilirdim.

aklımdaki kadınlar (Levent Şenbay, Ekin Tunçay Turan)Sıkıntı şu: Eser’in Neil SIMON’ın eseri olduğunu bilmesek ve eser üstünde oynama yetkisi verilse -ki zaten her yönetmende işin doğası gereği bu yetki vardır- bu eser çok rahat bir biçimde tam manasıyla dışavurumcu bir üslûpla yorumlanabilir, gerçek bir dram yaratılabilir. Nitekim ikinci perdenin sonlarına doğru ortada dolanan şakalar, espriler kayboluyor kısa bir süre. İşte o zaman, ciddiyetle oynandığında, oyunun gerçek kalitesi ortaya çıkıyor ve Jake’in Kadınları’ndan Aklımdaki Kadınlar kalıbına terfi ediyor oyun. O sahneler çok keyifli, çok hisli, çok daha düşündürücü. Ama bakalım Neil SIMON bunu ister miydi?

Jake’in (Levent ŞENBAY) yaşamındaki kadınlar: Maggie-ikinci karısı (Zeynep EKİN ÖNER), Karen-kız kardeşi (Ekin TUNCAY TURAN), Edith-psikanalist (Alev BUHARALI), Julie-ilk karısı (Aslı ARTUK ŞENER), Sheila-sevgilisi (Dilara KEYF GÜNÜÇ), Molly-ilk karısından olan kızı (Özge MİRZALİ), Küçük Molly-Molly’nin küçüklüğü (Zeynep BOSTANCI).

Jake ile Maggie evliliklerinin nihayet sorunlu kısımlarına gelmişlerdir, aklımdaki kadınlar (Levent Şenbay Özge Mirzali)ayrılık arifesindedirler. Jake işine yoğunlaşmış, sürekli bir yazım sürecindedir; ancak aklındaki kadınları atamadığından kadınları o mu yazmaktadır yoksa kadınlar mı ona yazdırmaktadırlar tam bir zihinsel keşmekeş yaşamaktadır. Jake’in gerçeğe ulaşma çabasına, kendiyle kavgasına tanık oluruz. Bu çerçeveden incelendiğinde temelleri sağlam bir eser; ama temelin üstünde tuğlaları güldürü unsurlarıyla yükseltmeye başlayınca oyun kendi kendini yemiş bitirmiş bence. İşte benim yazımın başında belirttiğim rahatsızlık veren konu tamamen buydu sanırım; çünkü ilk perdeden hoşnutsuz çıkmışken kapanışa doğru vurucu bir dramla karşı karşıya kaldım ve bu dram güldürünün eksilerini sildi ve daha bağımsız, düşünceli bir ruh haliyle ayrıldım tiyatrodan. Bunu sevdim ben.

Oyunculuklar konusunda bir şey söyleyemeyeceğim, yalnızca Molly canlandıran Özge MİRZALI’ya biraz fazlaca alkış vermek isterim. Gerçi yirmi bir değil on yedi-on sekiz yaşlarında bir tipleme duruyor karşımızda; ama sanırım Jake’i canlandıran Levent ŞENBAY’ın da elli üçünde görünmemesiyle uyumlu olarak yönetmen tercihi bu yönde olsa gerek. Maggie rolünde Zeynep EKİN ÖNER ise Vanya Dayı’nın çok gerisinde kaldı. Kız kardeş Karen’i canlandıran Ekin TUNCAY TURAN dikkat çekici, ekibin en doğalı. Kadroda iki değişikliğe gidilmiş ki bence Psikanalist Edith’in Alev BUHALARI yorumu aklımdaki kadınlar (Levent Şenbay, Şirin Çetinel Giobbi)Şirin ÇETİNEL GIOBBI yorumundan daha başarılı; değişiklik isabetli olmuş. Sheila rolünde Dilara KEYF’in yürüyebileceği bir ayakkabı seçmesinde fayda var. Işık hareketlerinin çok olması küçük bir sahnede ve yalın bir dekor kullanılmasına rağmen rahatsız edici gelmiyor.

Gösterimden kalktı mı, tekrar gösterime girecek mi bilmiyorum! Sahnelenirse muhakkak gidin ki “Bir Neil SIMON oyunu bile göremedim şu ahir hayatımda.” demeyesiniz. Her ne kadar güldürü gibi görünse bile siz sakince izleyerek tadına varabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın