“…

Evde Ayşe’ye ortakçıları ne halde bulduğumu anlattım. Birdenbire onda hiç beklemediğim bir değişiklik oldu. Öfkeyle kuduran yüzü, güller arasındaki kuşlar gibi cıvıldaşarak ve kovalaşarak öptüğüm yüz değildi. Bu tamamen yabancı bir insandı.

“Mal burnunun dibindeydi, elini uzatıp kavrayacağına avcunu açıp verdin. Onlar ta geçen sene, bu sene iki misli vereceklerini vaadetmişlerdi. Hayvan yularından, insan da sözünden tutulur. Senin elin ayağın tutar, onların topunu da eşek sudan gelinceye kadar pataklayacaktın. Neleri var, neleri yoksa sıyırıp alacaktın” diyordu.

Bayağı yüzümü tırnaklayacağından korktum. Sesi insan sesliğinden çıktı da sert bir yılan fısıltısı oldu. Ben;

“Ha döveyim de, biri cansız düşeydi iyi olacaktı. Biz de dama girerdik” dedim.

“Bu ortakçılar haniden beri kapımızın köpekleridir, onlara hoşt deyip sopayı çalmalı. O zaman kuçu kuçu dediğin vakit arkadan gelirler, korkma ölmezler, ortakçı kısmı yedi canlı olur. Altı canlarını al, yine biri onlara kalır” dedi.

“Yahu merak etme. Ben Bodrum’daki evi satacağım. Onlardan gelecek zahireyi bu sene ben veririm” dedim.

Vay sen misin böyle söyleyen. Büsbütün küplere bindi;

“A budala!” diye haykırdı, “bu yürek yufkalığıyla aç kalırsın!” dedi.

Yüzünde apaçık bir küçümseme okudum. Neyse ben fazla ileri gitmedim, onun da öfkesi geçti. Ben bazen açık denizlerde güvertenin bir köşesine sıkışakalmış bir taş parçası bulurdum da, o taşı üç-dört bin kulaç derinliğindeki denize atarken, karanlığa yavaş yavaş gömülen taşa bakarak, “Bu artık oradan hiç çıkmaz” derdim.

Ayşe’nin o gün söylediklerini ve o günkü halini unuttum. Nitekim ki deniz de bağrına atılan taşı unutur ama o taş yine oradadır ve oradan bir daha çıkmaz.

…”


AGANTA BURİNA BURİNATA, Halikarnas Balıkçısı, Bilgi Yayınevi, 45. Basım, Şubat-2017, s. 158-159

Bu yazının kategorisi KİTAP.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website