39 BASAMAK… Yazan John BUCHAN & Patrick BARLOW… Yöneten Oğuz Utku GÜNEŞ…

Alfred HITCHCOCK’un filmi olarak bildiğimiz 39 BASAMAK bu kez tiyatro sahnesinde. Son dönemde birkaç farklı uyarlama sahne aldı. Ben Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndan seyrettim.

Romanı John BURGHAN yazmış, tiyatroya Patrick BARLOW uyarlamış. Ama nasıl bir uyarlama? Aslında roman polisiye-kara komedi diyebileceğimiz türken, tiyatrosu olmuş size sulu zırtlak komedi. HITCHCOCK’un beğenemediğim filmlerinden biri, aktarımda çok ciddi eksiklikler var; yetmezmiş gibi romandan değil, film üzerinden uyarlama yapılmış havası olunca konu akışı bile havada kalmış bir eser ortaya çıkmış. Bu da yetmemiş! EBB Şehir Tiyatroları olayları Türkiye’ye uyarlamış(!)… olmuş size sapır saçma bir çorba! Tanıtım kitapçığında bu hususa dair “…yazarın Greenmantle adlı romanının Türkiye’de geçmesinden hareketle, bu sefer farklı bir dramaturji çalışması ve türler arası bir tiyatro anlayışı ile yorumlanıyor.” açıklamasına yer verilmiş. (Tatmin edici değil.)

Konu mu? Sıkıntıdan patlayan Richard Hannay (Mehmet Alp SUNAOĞLU) akşam gittiği bir halk gösterisi çıkışında, tesadüfen, gizli sırların ülke dışına kaçırılacağına dair bilgi sahibi olan Annabelle (Gonca YAKUT) ile tanışır.[1] Annabelle işin içindeki 39 Basamak örgütünü biliyordur ve bu işi önlemek üzere görevlendirilmiş bir ajandır. O gece Annabelle peşindekiler tarafından Hannay’ın dairesinde öldürülünce işin devamını getirmek Richard Hannay’a kalır.

Mehmet Alp SUNAOĞLU ve Gonca YAKUT’a Ali EYİDOĞAN ve Hakkı KUŞ eşlik ediyorlar. Oyuncuların hareketi bir an bile dinmeyen oyundaki performansları iyi. Daha çağdaş(!) bir espri anlayışıyla ve hareketlilikle bezenmiş oyunda ışık da son derece etkili olmuş. Dekor da küçük unsurlarla biraz renklendirilseydi düşünülene daha uygun olurdu bence. SUNAOĞLU bir tek Hannay’ı canlandırırken, YAKUT üç ayrı kadını canlandırıyor. EYİDOĞAN ve KUŞ ise neredeyse otuz ayrı kişiyi daha canlandırıyorlar. (Karakter demek uygun düşmüyor bence, kişi.) Bu hareketlilik, hızlı değişim doğal olarak sahne üzerinde seyredilebiliyor.

Zaman zaman gereksiz uzatılmış espriler ve konu ikinci perdede sıkmaya başlıyor. Özellikle final sahnesi çok sıkıcı. Bana kalırsa esprileri Türkleştirmeye de hiç gerek yok; bütünlüğü bozuyor.

Eskişehir hep 12’den vururdu hedefi, kaliteli işler çıkarırdı; bu temsil beni hayal kırıklığına uğrattı. Çığırından çıkmış bir komedi denemesi olmuş, desem herhalde kibar biçimde eleştirimi dile getirmiş olurum. Ya da şöyle demeliyim: Bu oyunu sahneleyecek tiyatro EBB Şehir Tiyatroları olmamalıydı.

Son söz: Tiyatro halka gitmeli; ama halka inmemeli..


*Fotoğraflar Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sayfasından alınmıştır.

[1] Romanda bir kadın değil, bir erkek ve yurtdışına kaçırılacak sırlar değil, savaşı önleyebilecek tek kişi olarak bilinen Yunanistan Başbakanı’na İngiltere’ye geldiğinde düzenlenecek suikast…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website